daimatiyatro@gmail.com

25 Eylül 2019 Çarşamba

23. İstanbul Tiyatro Festivali ile Hayat Ters Yüz

23:19

PAYLAŞ


Tiyatro tutkunları olarak sadece yeni bir sezonu değil, 23. İstanbul Tiyatro Festivali’ni de karşılamanın heyecanını yaşıyoruz. Yabancı ve yerli yapımlarla, 13 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında şehrin dört bir yanında oyunlara doyacağız.

Tiyatro sahneleri 23. İstanbul Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapmak üzere çoktan harekete geçti. İKSV’nin tiyatro tutkunlarına armağanı 23. İstanbul Tiyatro Festivali, “hayat ters yüz” sloganından hareketle, tiyatronun yanı sıra, dans ve performans topluluğunun 78 gösterimiyle bizlere bir şölen yaşatacağa benziyor. Sıra dışı performanslarla , bu festival için özel olarak kaleme alınan oyunlarla ve ustalara saygı kuşağıyla kasımda tiyatro bizim için bir başka olacak.

Festival için geri sayıma başlamadan önce, alkışımı bekleyen oyun önerilerimi paylaşmak ve sonrasında bazı oyunlara, tabir yerindeyse bilet almak için pusuya yatmak üzere hemen hazırlıklara başlıyorum.

İşte 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nde “bence siz de izlemelisiniz” dediğim oyun önerilerim:

IO, Studio Oyuncuları
Şahika Tekand, tragedya ve klasikleri özgün yaklaşımıyla sahneye taşıyacak ve Olympos-Zeus hesaplaşmasıyla festivale yakışan bir açılış gerçekleşecek. Yaptığı tüm işlerde farkını ortaya koyan Studio Oyuncuları, ataerkil dünya düzenini, hafızasını ve sorgulama yetisini terk eden bugünün insanını, şiirsel bir aksiyon düzenini bizlere sunacak. Işık, ses ve hareketin dinamik ve gerilimli birlikteliğiyle yürüyen oyun, konuşma düzeniyle müzikal bir dinleti niteliği kazanacak.

DÜNYANIN ORTASINDA BİR YER, Tuşba Kent Tiyatrosu
Özen Yula’ya hayranlığım doruklarda olunca, kalemiyle imzasını attığı Dünyanın Ortasında Bir Yer’i listeme almam da kaçınılmaz oldu. Dünyanın Ortasında Bir Yer’in festival kapsamında özel bir durumu da bulunuyor. "Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve İKSV işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında; Van’da, bir yıl boyunca tiyatro eğitimi alan bölge gençlerinin katılımıyla Tuşba Kent Tiyatrosu hayata geçiriliyor. Topluluk, Özen Yula’nın yazdığı Dünyanın Ortasında Bir Yer adlı oyunun yeni bir yorumuyla perdelerini açıyor. Erkeklerin koşullarını belirlediği zamansız ve mekânsız bir diyara sıkışmış kadınların öykülerini konu edinen oyunda; farklı kültür ve toplumlardan ırgat kadınların gözüyle söylenceler canlanıyor."

TRAPTOWN, Ultima Vez
Festivalde seyircileri selamlayacak ilk yabancı oyun Traptown, bizi zaman ve mekandan bağımsız paralel bir gerçekliğe doğru yola çıkartacak. Dünyanın en önemli dans topluluklarından biri olan Ultima Vez, kadim ruhları ve yeni mitleri; dans, müzik ve metinle örecek. Vandekeybus’un yönettiği ve koreografisini üstlendiği Traptown, nefes kesici ekibiyle bizi kehaneti bol ve olağanüstü coşkulu bir evrene taşıyacak.

HER YOL KUZEYE ÇIKAR, Ballet Moscow
Moskova Balesi’nin dansçılarının ne kadar özenli ve tutkulu olduğunu hepimiz biliriz. Bu kez de, Her Yol Kuzeye Çıkar ile bizi gözümüzü kırpmadan izleyeceğimiz bir gösteriye davet ediyor. Belçikalı koreograf Karine Ponties’in topluluğun yedi çağdaş dansçısıyla, sadece dans severlere değil, güncel sanata ilgi duyan ve bu sanatın sıra dışı örneklerini görmekten haz duyanlara da sesleniyor. Yaşama, duygu durumlarımıza, çatışmalarımıza, ani patlayışlarımıza ve içe kapanışlarımıza getirdikleri farklı yorumu izlemek için heyecanlıyız.

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ, Dostlar Tiyatrosu
Genco Erkal’ı ve kendisiyle özdeşleşen Bir Delinin Hatıra Defteri’ni her sezon izlemek büyük bir keyiftir ve festival kapsamında bir kez daha izlemek de, yine aynı şekilde olacak. Bir Delinin Hatıra Defteri, Türkiye’nin ilk tek kişilik oyunu olarak Genco Erkal tarafından 1965’te oynanmıştı. O gün bugündür Poprisçin'in hikayesini anlatmaya ve kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Festivalde Genco Erkal’ın 60. sanat yılını ve Dostlar Tiyatrosu’nun 50. sanat yılını sadece bu oyunla değil, Merhaba ve Yaşamaya Dair oyunlarıyla da kutlayacağız.

SİRK, Theatre of Nations
Rusya’nın köklü tiyatrosu Theatre of Nations’ın baş döndürücü bu müzikal davetini memnuniyetle kabul edeceğiz. Günümüz Rus tiyatrosunun yeni neslinin adından en çok söz ettiren yönetmeni Maxim Didenko’nun yönettiği Sirk, ünlü sinema yönetmeni Grigory Alexandrov’un kült filmi, 1936 yapımı Sirk’e dayanıyor. İnsani duygular ve hayallerin geçmişin inatçı yok ediciliğine karşı koyduğu bu performansla, rüyanın gücünü̈ yeniden tanımlayacağız.

BİR RUS MASALI: YEVGENİ ONEGİN, Eugeve Vakhtangov Theatre
Çağdaş Rus edebiyatının kurucusu kabul edilen Puşkin, annesinin hikayesini bize anlatıyor. Bir söylentiye göre annesi, İstanbul’da köle pazarında satılan bir Habeş prensinin torunuydu; işte belki de Yevgeni Onegin’in hikâyesi de tam bu noktada başlıyor. Yazarın yedi yılda tamamladığı Yevgeni Onegin, Puşkin’in gücünü ve Tuminas’ın tutkulu yorumunu, gerçek ile hayal gücünü hayranlık uyandıran bir koreografiyle yansıtıyor.

KALDIRIM SERÇESİ, Altıdan Sonra Tiyatro
Sadece sesiyle değil, hayata, müziğe ve aşka olan tutkusuyla hafızamızdave gönlümüzde bir yer edinmiştir Edith Piaf. Şimdi ise tiyatro sahnesinde 1950’ler Fransa’sından 80’ler Türkiye’sine uzanan bu hayatına hep birlikte şahit olacağız. Edith Piaf, zerafetine hayran olduğum Tülay Günal yorumuyla bizlerle olacak. Başar Sabuncu’nun kaleminde ve Yiğit Sertdemir’in yönetmenliğinde, 1982’deki yorumuyla Edith Piaf ile özdeşleşen Gülriz Sururi’ye de bir saygı duruşunda bulunacağız.

SAHİBİNDEN KİRALIK, biriken
Festivalde beni en çok heyecanlandıran, tahmin edeceğiniz üzere Özen Yula’nın kalemi. Sahibinden Kiralık da bu heyecanım perçinleniyor. Büyük bir kentin ortasındaki sıradan bir park ve geceleri bu parkta yaşanan sıradışı olaylar eşliğinde parkın sert ikliminde ortaya çıkan, başına buyruk Simay ile parkın yenilerinden Adnan’ın öykülerini, sinematografik, şiirsel ve yer yer metafizik bir his eşliğinde izleyeceğiz. biriken’in yorumuyla , bir ülkenin umutsuz gençliğinin metaforu sahnede bizlerle olacak.

TEMİZ ŞEHİR, Europoly Project: Onassis Stegi-Athens & Goethe-Institut
Temiz Şehir’de, “Daha iyi bir hayat mümkün mü?” sorusunun cevabını bir umutla Atina’ya gelen göçmen kadınlarla bulmaya çalışacağız. Belgesel bir tiyatro niteliğindeki bu oyunda, şehrin kahramanlarına sahnenin karşısından bakacağız. “Temizlik” ve “saflık” gibi kavramlar üzerinden Yunanistan’a olan kadın göçünü, göçmen temizlikçi kadınların karşılaştığı sorunlarını irdeleyip, gerçekçi bir bakış açısıyla sahneye taşınan hikâyeleri gerçek sahiplerinden dinleyeceğiz.  

23. İstanbul Tiyatro Festivali’nin oyunları etkileyici bir performans, aklımızda yer edecek ve kalbimizi kazanacak bir deneyim vadediyor. Biletler çoktan satışa çıktı ve bazılarında neredeyse tükenmek üzere. O zaman hiç vakit kaybetmeden, harekete geçelim ve oyunları sabırsızlıkla bekleyelim. Şimdiden iyi seyirler, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!

** Festival programına buradan ulaşabilirsiniz. 
**** Fotoğraflar: İKSV

0 yorum:

Yorum Gönder