daimatiyatro@gmail.com

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Teftişör: Tiyatro Adam'dan Sezona En Eğlenceli Hediye

23:20

PAYLAŞ

Sezonun en güldüren, en düşündüren ve en keyifle izlenen oyunu, Tiyatro Adam’dan geliyor. Gogol’un Müfettiş’i, zaman ve mekandan bağımsız bir uyarlama, zirve yapan oyunculuk, hareketli ve bereketli bir sahne düzeniyle Teftişör’de buluşuyor.

Tiyatro Adam ve iyi oyunları sohbetimize, Meçhul Paşa’dan sonra Teftişör de ortak oluyor. Gogol’un başyapıtlarından Müfettiş’ı bilirsiniz. Çarlık Rusya’sındaki yönetimi, devletin tüm kurumlarını,  çürüyen, yozlaşan, aymaz işleyişini ve rüşvetle çıkara dayalı ilişkilerini anlatır. Tiyatro Adam ise bunu, kendi deyimleriyle “kahkaha dolu distopik bir komedya” haline getiriyor. Irmak Bahçeci, Ayşe Ayter ve Oğuz Utku Güneş, klişeye kaçmadan, her biri not etmelik esprilerle zekice güldürmeyi ilke edinerek oyunu olabilecek en eğlenceli uyarlamaya dönüştürüyor. Önce zaman ve mekan kavramından çıkartıyor, bilinmeyen bir yer küreye ve havada asılı kalmış bir zamana yerleştiriyorlar. Bildiğimiz tek şey var, bu ülke Bulaşık Uluslararası Meclis’ne tabi. Ülkenin yönetim şekli ise bir “Baş” ve “Makamları”. Bir gün ülkeye bir son dakika haberi bomba gibi düşüyor ve Teftişör’ün ülkenin o mükemmel (?) işleyişini teftiş edeceği duyumunu alıyorlar. Bir tarafta Baş’ın memleketi iyi gösterme, diğer tarafta Başkarı’yla Başkız’ın kısmet telaşıyla hep birlikte buyuruyoruz cenaze namazına! Sonrasında ne mi oluyor? Teftişör, Baş ve saz arkadaşları olayları hem düşündüğümüz hem de düşünmediğimiz bir yöne doğru çekiyor. Sonu ise, bazı şeylerin değişmediği ve o insanların her dönemde var olacağı gerçeğiyle bir fasit daireye dönüşüyor.

Oyun, var’la yok arasında bir yapıda. Mesela bir Baş var, beraberinde eğitim, sağlık gibi makamları var ama ama kesin olarak adalet yok. Başkan, Başkarı ve Başkız var ama aile bağları yok. Teftişör var ama ortada teftiş edilecek olumsuz (?) bir şey yok! Bir de, 1836 yılında yazılsa da, günümüzle de en az 1836 kez benzerlikleri var. Bazı şeyler yıllar hatta yüzyıllar geçse de, başka coğrafyalarda olsa da, aynı kalacağı gerçeği var ama bunu nedense anlayacak bir bilinç yok. 
Oyuncular Barış Yıldız, Berk Yaygın, Çağdaş Tekin, Çetin Kaya, Deniz Özmen, Ediz Akşehir ve Gökhan Azlağ önce uyumuyla sonra da müthiş dışında başka hiçbir yorum gerektirmeyen oyunculuklarıyla bizleri mest ediyor. Oynarken o kadar çok eğleniyorlar ki, enerjileri içimize işliyor. Kendileri aynı zamanda  ana rolleri dışında, ikinci üçüncü role hemen geçebilme ve hatta iki rolü aynı anda oynama becerilerine sahip. Neredeyse bütün ödül törenlerinde, birden çok adaylıkları ve kazandığı ödülleri boşuna değilmiş, hemfikir oluyoruz (Bakınız: Gökhan Azlağ ve Ediz Akşehir). Ne diyelim böyle bir ekip her oyunun başına!

Oyunun sahnelenmesi de özgünlükte sınır tanımıyor. Ortaya iç içe dairelerle, biraz da kaydırağı anımsatan bir dekor ve iki yanına ışıklı makyaj masaları konuşlanıyor. Oyuncular, kulis misali masaların kenarına geçerek sıralarının gelmesini bekliyor, rolüne ısınıyor ve bir yandan da sahne arkadaşlarını izliyor. Makbule Mercan dekorda, Ayşe Ayter de ışık düzeninde harikalar yaratmış. Oğuz Utku Güneş ise, keyfi de heyecanı da yerinde bir ekip ve yine basamaklı ve bol enerjili sahne düzeniyle yönetmenliğini konuşturuyor. 
Kısaca Teftişör, yoğun geçen gündemimizle özdeşleştirip sorgulayacağınız, üstüne çok güleceğiniz, tebessümünüzü uzun süre devam ettireceğiniz ve alkışlamaya doyamayacağınız bir oyun deneyimi vaad ediyor. Bu güzel özelliklerini bir kenara bırakın, oyun sırf selam sahnesi için bile izleme nedeni. Ne yapıp edin, Teftişör’ü radarınıza alın, ek gösterimlerini takip edin ve sezon bitmeden mutlaka seyredin. Eğer kaçırdım derseniz de üzülmeye gerek yok, şimdiden listeye alabilirsiniz. Yeni sezonda da yine bizi eğlendirmeye devam edecekler çünkü. O zaman şimdiden iyi seyirler! 


***Fotoğraflar için Emre Mollaoğlu'na özel teşekkürlerimle...
     

0 yorum:

Yorum Gönder