daimatiyatro@gmail.com

19 Mart 2019 Salı

Tiyatro Günlüğüm: Şubat 2019

03:05

PAYLAŞ

Şubat, yılın ve sezonun en kısa ayı ancak o kadar çok oyun sığdırdım ki, sezonun en uzun ve en verimli ayını geçirmiş gibi hissettim.

Şubat ayıyla birlikte sezonun yarısını da bitirdik. Yirmi sekiz gün boyunca bir tiyatrodan başka bir sahneye koşturarak izlediğim oyunlara bakacak olursam, sanırım sezonun en yoğun ayını da yaşamış oldum. İzlediğim tüm oyunlarla keyfim yerine geldi ve hepsi de, soğuk geçen günlerinde içimi ısıttı.

İşte, izleme sırasına göre, şubatta alkışladığım oyunlar:

Fotoğraf 51, Craft Tiyatro 
Craft Tiyatro, DNA, x-ışınları, fosfatlar ve hırslı bir yarışın ortasında ‘yaşamın sırrını’ bulmaya çalışan bir grup bilim insanını anlatan Fotoğraf 51’le sezona yine imzasını atıyor. Oyunun yazarı Anna Ziegler, DNA’nın gizli kaşifi Rosalind Franklin’i merkeze alıyor ve hırsın, rekabetin hakim olduğu bilim dünyasını gözler önüne sunuyor. Çağ Çalışkur, dokunaklı hikayeyiyi olabilecek en doğru rejiyle sahneye taşıyor; Funda Eryiğit, Cem Avnayim, Barış Arman, Bahadır Efe, Orçun Soytürk, Selahattin Paşalı, Korhan Soydan, ödüllere layık bir oyunculuk sergiliyor. İyi oyunlar listemizde en üst sıralara yerleştirdiğimiz Fotoğraf 51, sizin için de 'mutlaka izlemeliyim listenizin' ilk başında olmalı.
(Oyunla ilgili izlenim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Dogville, Versus Tiyatro 
Farklı işleriyle sahnelerde görmeye alıştığımız Versus Tiyatro, bu kez de Dogville’le adından söz ettirmeyi başarıyor. Kayhan Berkin, Lars von Trier’in kült filmini tiyatroya uyarlayarak zor bir görevin altından kalkıyor. Oyunun kahramanları Cantürk Çolak, Cenk Doğar, Ece Çeşmioğlu, Esra Yaşar, Güzide Arslan, Gökhan Gürün, Mehmet Yılmaz, Müfit Aytekin, Nihan Aypolat, Olcay Yusufoğlu, Rüzgar Aksoy ve Şerif Erol da, hikayenin temel taşını oluşturan toplumsal değerleri daha çok sorgulamamızı sağlıyor. Farklı bir dekor, film ve tiyatro karışımı sahneleme tekniği, iyi bir uyarlama ve inandırıcılıkta tam puan alan oyuncularla bence siz de Dogville sohbetine ortak olmalısınız.
(Oyunla ilgili izlenim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Ne Evet Ne Hayır, Haha Tiyatro 
Öyküyü severiz, öykünün tiyatro sahnesine taşınmasını daha çok severiz. Haha Tiyatro da, bu sevgimize Ne Evet Ne Hayır oyunuyla karşılık veriyor. Oğuz Atay’ın mizah yönü ağır basan bu öyküsü, Özge Erdem’in yönetmenliğinde sahneye çok yakışıyor. Oyuncular Özer Arslan ve Sinan Arslan, iyi ki bu oyunda ve iyi ki nevi şahsına münhasır bu iki insanı canlandırıyorlar dedirtiyor. Oğuz Atay “ben burdayım sevgili okuyucum, sen nerdesin acaba?” diye seslenir. Haha Tiyatro bu çağrıyı bir adım ileriye götürüyor, “biz burdayız sevgili izleyicilerimiz, siz nerdesiniz (yani sizi de bekleriz)?” O zaman fazla bekletmeyin derim.
(Oyunla ilgili izlenim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Kör Baykuş 
En büyük aşk tiyatro diyerek her 14 Şubat’ta oyun izleme geleneğimi Kör Baykuş’la devam ettirdim. Böyle bir günde, Sermet Yeşil’in muhteşem performansıyla oyun izlemeye olan tutkum daha da perçinlendi. Sadık Hidayet’in Kör Baykuş isimli romanı, sahneye bundan daha güzel uyarlanamaz ve ana kahramanını da Sermet Yeşil’den başka birisi bu kadar enfes canlandıramaz sanırım. Maskeler oyunun en can alıcı ve en zengin unsuru haline gelmiş; ışıkla birlikte karakterin sanrıları, hayalle gerçek arasındaki gidiş-gelişleri çok iyi anlatılmış ve bize de gözümü kırpmadan izlemek düşmüş. Sezonun en iyi işleri arasında sağlam bir yer edinen Kör Baykuş'un, bir saati aşan gösterimi boyunca sizi alıp götürmesine izin verin. Sonunda kalp çarpıntısıyla alkışlayacaksınız.

Süper İyi Günler, Tiyatrokare
Tiyatrokare, Süper İyi Günler ile sahnelere sadece bir oyun ve kaliteli oyuncular kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda türünün tek örneği olan müthiş bir ışık-dekor düzeni, Asperger sendromuyla ilgili farkındalık ve bu sendroma sahip bir dost da kazandırıyor. Nedim Saban’ın iki yıllık emeğinin sonucu Süper İyi Günler bir oyunun ötesinde. Oyunun yorumlanma biçimi ve teknolojik unsurlarla bezenmiş sahne düzeni, SFX tasarım, üç boyutlu animasyonlar ve 80 metrekare LED ekranlarla Türk tiyatro tarihinde bir ilk gerçekleşiyor. Nedim Saban’ın özenli rejisiyle, Emir Özden, Ayça Erturan, Korel Cezayirli, Didem İnselel ve Celile Toyon‘u izlemek, süper iyi bir gün geçirmekle eşdeğer. Özellikle Emir Özden, inandırıcılıkta sınırları zorlayan oyunculuğuyla izleyenlere şapka çıkartıyor. Süper İyi Günler, sizlere süper iyi bir oyun deneyimi vadediyor. O zaman listenize almayı unutmayın.
(Oyunla ilgili izlenim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Meçhul Paşa, Tiyatroadam
Tiyatroadam, yine yapıyor yapacağını ve bizi iyi bir oyun izleme keyfinden mahrum bırakmıyor. Aziz Nesin, Sabahttin Ali ve Rıfat Ilgaz’ın çıkardığı Marko Paşa dergisinin nasıl doğduğunu, türlü türlü badireler atlatarak nasıl ayakta kalmayı başardığını ve derginin kapatılmasına geçen süre boyunca üç şair-yazarın yılmadan insan üstü çabalarla doğru haber ulaştırmak için nasıl çaba verdiğini tiyatro sahnesinden öğreniyoruz. Ahmet Sami Özbudak, 77 sayılık gazetenin perde arkasını usta kalemiyle anlatıyor ve yönetmen koltuğuna Emrah Eren oturuyor. Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu ve Bülent Çolak bize mürekkep kokuları ve daktilo sesleri arasında bir oyun seyri yaşatıyor. Dekor ve aksesuarlar, hikayenin ve gerçeklerin altını çiziyor. Her sezon olduğu gibi bu sezon da Tiyatroadam oyunlarını izlememek olmaz, Meçhul Paşa’yı kaçırmak hiç olmaz.

Tırnak İçinde Hizmetçiler, Tiyatro Hemhal 
Bu sezon sahnelere merhaba diyen Tiyatro Hemhal, yeni oyunu Tırnak İçinde Hizmetçiler’le adınından söz ettirmeye kararlı. Hizmetçiler oyunundan hareketle metni yazan Hakan Emre Ünal, bu işi biliyor dedirtiyor. Tıpkı Trom’da, Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit’te olduğu gibi, burada da metni nasıl ele alacağı, oyunu nasıl kurgulayacağını ve izleyenlere nasıl tadı damağında kalan bir oyun seyri bırakacağını gayet iyi biliyor. Nezaket Erden ve Pınar Güntürkün’ü, düşmeyen enerjilerini, bozulmayan uyumunu izlemek, seyirci olarak inanılmaz keyifli, diğer taraftan alkışlarımız bu keyfimizi anlatmaya yeter mi emin değiliz. sezonun en iyi işleri arasında yerini alan bu oyunu listenize almanız ve benim gibi daha salondan ayrılmadan tekrar seyretme planları yapmanız şiddetle tavsiye olunur.
(Oyunla ilgili izlenim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Yüzleşme, Duru Tiyatro
Duru Tiyatro, sahnelerde modern bir Suç ve Ceza hikayesiyle yerini alıyor. Ortada, sapkın cinayete kurban giden bir çocuk, ahlaksız bir katil, insan hayatını hiçe sayan bir yayıncı ve bu yenidünya düzeninde kendi adaletini arayan bir baba var. Graham Farrow’un bu sarsıcı eserindeki babanın isyanı, Emre Kınay’ın etkileyici ve gözlerimizin dolmasına neden olan oyunculuğuyla yerini buluyor. Esra Kızıldoğan ise para kazanmak ve meşhur olmak için her yolun mübah olduğuna inanan yenidünyanın temsilciliğini üstleniyor. Emre Kınay, yönetmen şapkasını da takarak, çevremizde duyduğumuz, gördüğümüz ve dinlediğimiz acı hikayeyle bizi bir kez daha sarsıyor. Biraz sert bir oyun olduğu uyarısını yapalım ancak listenize almanız şeklindeki önerimizi de mutlaka belirtelim.

Sonlarına yaklaştığımız Mart ayı da dolu dolu geçiyor ve listemdeki oyunlar tamamlanıyor. Gelecek ay görüşmek dileğiyle!

0 yorum:

Yorum Gönder