daimatiyatro@gmail.com

20 Şubat 2018 Salı

Küründen Kabare: Çiiiçuuuvv, Dehşetengiz Bir Kabare!

04:50

PAYLAŞ

Malum, tiyatro hayatın aynasıdır. Aynayı bu kez Seyhan Arman, Küründen Kabare ile transeksüellere çeviriyor ve bu dünyanın en has üyelerinden biri olarak, nasıl döndüğünü kendi deyimiyle "dehşetengiz" bir biçimde anlatıyor.

Sahneler geçtiğimiz nisan ayından bu yana bir kabareyi ağırlıyor. Yalnız bu kabare bildiklerinizden değil küründen yani yalandan. Küründen Kabare'nin yapımında, yayınında ve sahnelenmesinde emeği geçen kişisi ise Seyhan Arman. İlk olarak bir çağrı merkezindeki işinin başında kendisiyle tanışma şerefine nail oluyoruz. Tanıştığımıza memnun muyuz henüz emin değiliz çünkü o satmaya çalıştığı tatil paketinin talihlileri arasında olmadığımıza seviniyoruz. Sonrasında yavaş yavaş kendini daha çok tanıtmaya başlıyor. İçinde bulunduğu durumun ahval ve şeraiti içinde, bir dönmenin geçmiş hikayesine doğru yolculuğa çıkıyoruz. Çiçiçuuvv diyerek, kendini birden bulunduğu andan çocukluğuna ışınlıyor. Anlattıklarıyla, verdikleri örneklerle ilk günden itibaren yaşadıkları, travmaları, aşk hezimetleri, bir felaketten diğerine sürünmesi bir film gibi hepimizin gözünün önünden geçiyor. Bizim “ah yazık, bu da mı geldi başına” dediğimiz macerayla da finalini yapıyor.

 
Seyhan Arman, tüm bunları bir stand-upçı edasıyla, samimi bir şekilde anlatıyor. Yeri geliyor, hayatının başrolündekilerinin kılığını giriyor, yeri geliyor “Yeter!“ şarkısını bangır bangır söylüyor. Bu hikaye hepimize bir şekilde tanıdık. Ya daha önce başka filmlerde, oyunlarda dinledik, gazetelerde veya romanlarda okuduk ya da televizyonlarda izledik. Bir şekilde biliyoruz bu dünyayı, önce ailede yaşadıkları travmayı sonra da kaderin yaptığı cilveleri… Diyarbakırlı Deli Serpil anlattıkça, bildiklerimizi bir kez daha temize çekiyoruz. Yalnız tüm bunları acıklı bir Türk filmi havasında, ajitasyonun diz boyu hakim olduğu bir şekilde anlatıldığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Seyhan Arman, kendi doğallığında, kendi üslubunca, kolilerce ve kolilerin üstüne çizilen resimlerle anlatıyor. Her şey gözümüzde tüm çıplaklığıyla canlanıyor. Bize hikayeyi anlatırken kendi dünyasının tüm terimlerini de öğretiyor. Şahsen birçok kelimeye bakış açım değişti, en çok da kolilere. Hikaye bilindik, öyle süslü laflarla, karmaşık çatışmalarla anlatılmıyor ancak sonu biraz şaşırtıyor gibi. Merak etmeyin, güzel şaşırtıyor. 


İzlerken güldük, eğlendik ama bunlarla yetinmedik. Üstüne çok düşündük, gıcık olduk, sinir olduk, bir o kadar da takdir ettik. Tamam, hayat kolay değil ama bazıları için kolay değil. O insanlara, toplum yardımcı olmadığı için her şey daha da zorlaşıyor. İhtiyaçları olan şeyin saygı olduğunu ne zaman anlayacağız acaba? Gıcıklığımız saygısız insanlar kadar aşksız ve sevgisiz insanlara. İnsan, bu en güzel duyguyu niye öldürür ki? Siz yoksunsunuz diye biz de olmak zorunda mıyız? Oyun, aşkın ne kadar özel olduğunu da bize hatırlatıyor, bilene, yaşayana ve yaşatana tabi. Biterken takdirlerimiz hikayesine şahane bir son yazan ve içimize umut tohumları eken Serpil Serin’e gidiyor. O iş öyle bildiğimiz gibi değilmiş,” kaderimse çekerim” değil, “kaderimse ben bozar, ben yazar ve öyle çekerim”miş. Sonuçta Diyarbakırlı Deli Serpil bu, yapmasa şaşarız. 

Seyhan Arman, ilk oyununa gayet sade bir metin yazmış ve oynamış. Derin anlamlı veya beş katmanlı bir metin değil ama etkisi büyük. Hala Deli Serpil ne yapıyordur şimdi diye düşünüyorum. Ayrıca kendisini oynadığı için gayet doğal; eğreti veya yapay hiçbir şey yok sahnede.  Melis İclal Yamanarda yönetmen olarak Arman’la güzel bir ekip oluşturmuş. Sahne tasarımında Aslı Ersüzer’e emeğini ve hakkını teslim etmek gerek. O kolilerin bir anlamı var, üzerine çizilen resimlerin daha çok anlamı var. Oyunu izleyince, ne dediğimi anlayacaksınız. 

  
Küründen Kabare, şu küründen hayatı anlatırken belki kimimizi duygulandıracak, bir diğerimizi gülümsetecek ama hepimize kendisini çok sevdirecek. Gelin, bilindik bu hikayeyi asıl sahibi Seyhan Arman’dan, bir sohbet havasında dinleyin ve izleyin. İyi seyirler, gittiğinizde Diyarbakırlı Deli Serpil’e de benden selamlar!

***Fotoğraflar: www.kurundankabare.com 

0 yorum:

Yorum Gönder