daimatiyatro@gmail.com

7 Mart 2017 Salı

Kozalar: Tiyatro Pangar'dan Grotesk Bir Yorum

00:31

PAYLAŞ

Tiyatro Pangar da, bu sezon yüzümüzü güldüren işlere imza atıyor. Adalet Ağaoğlu’nun tiyatro oyunu Kozalar, Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya ve Demet Evgar’ın oyunculuğuyla yeniden hayat buluyor ve alkışlarımızı sonuna kadar hak ediyor.

Tiyatro Pangar, Demet Evgar öncülüğünde, pek çok oyuncu, yönetmen, ışık, dekor ve köstüm tasarımcısı ile birlikte oluşturulan kolektif bir sanat üretim atölyesi. Bu sezon, Adalet Ağaoğlu’nun yazdığı Kozalar oyununu sahneye taşıyor. Oyun, sahneye adımını ilk olarak dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivali Avignon Tiyatro Festivali’nde atıyor ve bir ay boyunca Fransa’da izleyiciyle buluşuyor. Ekim ayından itibaren de ülkemizde "ve perde" diyor.


Adalet Ağaoğlu, Kozalar’da soğuk savaşın hakim olduğu dünya algısının Türkiye’deki yansımalarını üç kadın aracılığıyla göstermiş. Ev hanımı bu üç komşu kadın, misafirliğe gelmiş, ellerine örgü ve kanaviçelerini alıp sohbet etmeye başlıyor. Dedikodular ilerledikçe her kadını yavaş yavaş tanımaya çalışıyoruz. Hepsi nevi şahsına münhasır gibi görünse de ortak özellikleri düşündüğümüzden fazla. Burjuva diyeceğimiz bu üç kadın, dışarıdaki savaşı değil, demlenmeyen çaylarını, kürklerini, paralarını her şeyden çok daha fazla düşünüyor. Savaşı değil mal varlıklarını kaybetme ve mültecilerle birlikte yaşama endişesi içinde planlar yapmaya başlıyor. Söze gelince mangalda kül bırakmazken ben bilmem beyim bilir mantığıyla kendileri değil kocalarının gölgesinde kalmaya devam ediyor. Oyun, elli dakika boyunca bizi de bu kadınlarla birlikte eve hapsediyor.

Yalnız, bakmayın Kozalar’ın bu kadar kısa olduğuna. Ufacık tefecik ancak içi tema ve mesaj dolu bir oyun bu. Elli dakikaya, savaştan erkek egemenliğine, mülteci sorunlarından maddiyata ve çıkar ilişkilerine, toplumsal değerlerden kişisel ihtiyaçlara kadar düşündüğümüzden çok daha fazla şey sığdırılmış. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket ediyoruz. Tıpkı oyundaki bu üç kadın gibi kendi dünyamızın dışına çıkmıyoruz. Duymadım-görmedim-bilmiyorum anlayışıyla kendi kozamızın içinde mutlu mesut yaşamayı seçmişiz. Dışarıda savaşlar alıp başını giderken, dünya gittikçe daha az güvenli bir yer olma yolunda ilerlerken biz ördüğümüz kozalarımızın ilmeklerini daha da sıklaştırır hale geldik. Oysa oturduğumuz yerden insanlığın gidişatı için ahkam kesmek yerine harekete geçsek, bir yerlerden başlasak, yaktığımız kıvılcım gün gelecek büyüyecek ve o sorunlar da kül olup uçacak. Adalet Ağaoğlu, tüm bunları 1971 yılında yazdığı bu oyunla anlatmış. Üstünden kırk altı sene geçmiş ancak oyunu izleyince sanki bir ay önce oturup yazmış gibi. Her şey, güncelliğini bu kadar koruyabilir mi? Şaşkınlığım, Adalet Ağaoğlu’nun kalemine olan hayranlığımın üstüne çıkıyor.


Kozalar’ı tek bir cümleyle tanımlamak istesem; kadın emeğiyle sahnelenen bir oyun diyebilirm. Yazan bir kadın, oynayan üç kadın ve yöneten de bir kadın. Ayşenil Şamlıoğlu, grotesk bir tarzla ve başarılı rejisiyle sahnede harikalar yaratmış. Kozalar için yarattığı dünyayı şöye anlatıyor: “Dış dünyada kopan kıyametten kendini soyutlamaya çalışan üç oyun kahramanı kadın, hayattan kaçarken aslında kendilerini tutsaklaştırmaktadırlar. Oyun, gerçek diyaloglarla başlayıp süratle gerçek dışı grotesk bir yapıya doğru yönelir, kendilerini soyutlayabilmek için çevrelerine ördükleri kozaların oyun kahramanlarını dışında durmayı seçtikleri dünyadan koruyamayacağı gerçeği ile sona erer.

Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya ve Demet Evgar, bir oyunun başına gelebilecek en iyi üçlü olmuş. Sahnenin üç silahşörleri misali performanslarıyla göz dolduruyorlar. Her biri, canlandırdığı karakterle sahnede uçuşa geçmiş. Hangisine daha çok gülelim ve alkışlarımızda daha büyük pay ayıralım bilemiyoruz. Şahsen ben kararımı Demet Evgar’dan yana verdim çünkü en çok kendisinin canlandırdığı karakterin çılgınlıklarına ve enerjisine hayran kaldım.


Oyun için madem grotesk dedik, her şey de usulüne uygun olmalı diye ekledik ve sonuç olarak dekor, müzik, ışık ve kostümlerin uyumunu çok beğendik. Sahnenin hakimi siyah renk ve kırmızı ipler gözümüze çarpıyor. Dışarının kaosu sahnede kendini gösteriyor. Kostüm, makyaj ve saçlar ise, 10, 10, 10.. 100 puanla şampiyon! Absürd derken işte tam da bu kastediliyor. O zaman Cem Yılmazer, Tomris Kuzu, Cansu Sakız, Murat İpek ve Yiğit Evgar'a teşekkür ve takdirlerimizden bir demet gidiyor.

Bu sezon listemizde grotesk bir oyuna yer verelim, günümüz gerçeğine sahne üstünde iyi bir oyunla bakalım, başarılı oyuncuları da keyifle izleyelim derseniz, Tiyatro Pangar’ın Kozalar’ına en kısa zamanda "seyirci kalın". Pişman olmayacaksınız. Şimdiden iyi seyirler.


***Fotoğraflar: Tiyatro Pangar ve Emre Mollaoğlu'na özel teşekkürlerimle

0 yorum:

Yorum Gönder