daimatiyatro@gmail.com

27 Şubat 2017 Pazartesi

Popüler Gerçek: Yüzleşme Zamanı

09:14

PAYLAŞ

EKİP Tiyatrosu ve Tiyatro İstanbul bu sezon yeni oyunları Popüler Gerçek’te bizi teknolojiyle yüzleştiriyor. Önce Cem Uslu, kalemiyle; sonra da kendisiyle birlikte Kerem Atabeyoğlu, Almıla Uluer Atabeyoğlu, Emel Çölgeçen ve Nihal Usanmaz oyunculuğuyla adından söz ettiriyor.

EKİP Tiyatrosu ve Tiyatro İstanbul, Popüler Gerçek’le işlediği konulardan tutun da harika oyunculuklarla daha ilk günlerden “sezonun izlenecek 10 oyunu” listelerine girmeye başladı. Böyle bir başarıda haksız da değiller çünkü karşımızda günümüz gerçeğinin tüm çıplaklığıyla işlendiği bir oyun var. Virtual Turkey isimli bir teknoloji firmasının açtığı yarışmayı zamane gençlerinden değil de 55 yaşında bir adam kazanırsa ne olur, merakla izlemeye başlıyoruz. Gözümüzün önünde, inkar ettiğimiz sis perdesi de yavaş yavaş aralanıyor. Daha on yıl önce bağlanacağız diye evin kablolardan geçilmediği, cızırtılı sesiyle kulaklarımızı çınlatan internete yön vermeye çalışırken artık onun şekillendirdiği bir dünyanın içindeyiz. Hayatımızın öyle bir parçası oldu ki, yokluğunda adım atamaz hale geldik. Hal böyle olunca, karşımızdakinin yüzüne değil de telefonlarımıza baktığımızdan çağımızın en önemli sorunu iletişimsizlik başladı. Sahi en son ne zaman karşılıklı oturup uzun uzun konuştuk, telefonlarımıza bakmadan sadece anlattık ya da dinledik?


Nasıl her şeyi hızlı tüketiyorsak, teknolojiyi ve sonuçlarını da hızlıca tüketir olduk. Bir dakika önce beğendiğimiz bir yorum veya resim bir dakika sonra tarih oluyor. Oyunlar konusuna girmek bile istemiyorum. Hayatta yapılması gereken daha iyi şeyler ve kendimizi gerçek kahraman hissettirecek daha nice zaferler varken biz kalkıyor sanal tarladan topladığımız çileklerle, avladığımız Şirinler’le kendimizi kahraman hissediyoruz. Sanırsınız, atomu yeniden parçaladık veya Mars’a ayak bastık. Yaptığımız şey sadece bir görüntüye beğeni almak ya da birkaç defa retweet olmak. Bir süre sonra bunlar öyle bir çoğalıyor ki, sanal ve popüler olan gerçek oluyor. Ancak bu gerçeğin de ömrü uzun değil. Çok kısa bir süre sonra yıkıldığında ise çöküş başlıyor, kendi trajedimizin kurbanı oluyoruz. 


Cem Uslu işte kalemiyle bana bunları düşündürdü. Sadece bunları mı? Aile, iş ve kariyerle ilgili gerçeklerle de yüzleştirdi. Bir de Türkçemizin yeni gerçeğiyle. Oyunu sevme nedenim de, en çok bu gerçek oldu. Plaza Türkçesi diye bir dil icat edip konuşunca kendimizi çok bi’şey sandığımızın ama aslında anadilimizin katili olduğumuzun altını çizdi. Ayrıca, yanlış olduğunda nöbetçi Türkçe öğretmeni kesildiğim 'de' ve 'da’ların ayrı yazımı ve şarj (şarz değil lütfen doğru yazın) kelimesiyle beni ve herkesi bitirdi. Kısaca oyun, içeriği ve diyalog aralarında altını çizdikleriyle ayrı bir tez konusu olmaya adaydı.

Popüler Gerçek'in konusu teknolojikse sahnelenmesi de teknolojik olmalı, değil mi? Oyun periscope’la canlı olarak internete bağlanıyor, Lalin Zapan’ın twitter hesabını takip ederek oyunu hem sahneden hem de elimizdeki telefonlardan izliyoruz. Seyircilerin de oyunda söz söyleme hakkı var, oylamaya katılarak. Rakamlar da ekrana yansıtılıyor ve biz verdiğimiz oy’la doğru orantılı olarak sonucu kutlayabiliyoruz. İki uzun perdeyi, oyun içinde oyunları ve teknolojinin nimetlerini bu kadar iyi bir rejiyle sunduğu için yönetmen Cem Uslu’yu bir kez daha alkışlamaktan geri durmuyoruz. 


Oyunu iyi yapan en büyük unsurlardan biri de tabi ki oyunculuk. Kerem Atabeyoğlu, Almıla Uluer Atabeyoğlu, Emel Çölgeçen, Nihal Usanmaz ve Cem Uslu’nun iki perde boyunca hiç düşmeyen enerjilerini bir kenara not ettik. Hesaplaşmaları, çatışmaları ve şaşkınlıklarıyla bu karakterlerle gerçek hayatta da her daim birlikte olduğumuzu gördük.  Tüm oyuncuları ayakta alkışladım ama hem canlandırdığı karakter hem de Türkçe konusundaki hassasiyeti bakımından Kerem Atabeyoğlu’nu daha çok alkışladığımı itiraf ediyorum.


Oyunun teknolojik ekipmanının yanı sıra sahne düzeninin de üstünden kısaca geçmek gerek. Sahnemiz Virtual Turkey’in kendi deyişleriyle 'marketing' ofisi. Malumunuz, bu şirket de çok katlı bir plazada. Her katta İngilizce söylenildiğinde havalı duran farklı birimler var. Sahnedeki ofis oldukça renkli. Basket potası, dart tahtası ve her biri farklı tasarım masalarla 'keyifli ve kreatif' bir ofis ortamı verilmeye çalışılmış. Amaç tıpkı diğer ruhsuz plazalarda olduğu gibi çalışanlarımız iş yaparken eğlensinler, keyifle ofise gelsinler. Her işyerinde olduğu gibi burada da bir şeyi atlıyorlar: çalışanlarınızı öyle hale getiriyorsunuz ki, hırstan ve işten, o eğlenceli unsurları görmeleri pek mümkün değil. Onların ihtiyacı da zaten oyuncaklar değil, biraz huzur, biraz motivasyon. Dekor tasarımını üstlenen Başak Özdoğan, oyunun alt metinlerini işte böyle bir sahneyle anlatmış.

Popüler Gerçek’in bize söyledikleri o kadar çok ki, birkaç paragrafa sığmasına olanak yok. Siz en iyisi bu oyunu izleyin, kendi açınızdan bulduğunuz gerçeklerle yüzleşin ve emeği geçen herkesi benim yerime de bir kez daha alkışlayın. Teknoloji bu kadar hızlı ilerlerken oyunu izlemek için de hızlı davranmak gerek, değil mi? İyi seyirler…


***Fotoğraflar: Ekip Tiyatrosu

0 yorum:

Yorum Gönder