daimatiyatro@gmail.com

21 Şubat 2016 Pazar

Medet Ummaya Değil, 'İyi' bir Oyun İzlemeye Gelin

23:44

PAYLAŞ

Tiyatro Yan Etki, geçen sezona ‘yeni’liklerle başladı. Önce yeni mekanı Maya Cüneyt Türel Sahnesi'ne taşındı. Sonra da yeni yazılan Medet’i yeni yılın başında sahneye koydu. Tüm bu yenilikler Tiyatro Yan Etki’ye iyi geldi. Medet, sahneye daha adımını atar atmaz sezonun çok ama çok iyi oyunu olarak kendinden bahsettirmeye başladı. 


Medet, sezonda izlediğim ve herkese yanına yıldızlarla “mutlaka izleyin” diye tavsiye ettiğim oyunların başında geliyor. Tavsiyemin birinci nedeni yazarı Deniz Madanoğlu’nun kalemini ve iyi bir oyunun nasıl yazıldığını görmeleri. İlk yazdığı Poz oyununu izlemiş, metni ve kurgusunu da beğenmiştim. Burada ise beğenim bir değil birkaç tık üste çıktı. Şöyle ki;

Medet, bir felaketle ayrı yönlere savrulan ve yine bir felaketle bir araya gelen eskiden sevgili Çiçek ve Durukan’ın hikayesini anlatıyor. İkinci felaketi başta, ilk felaketi de oyunun sonunda öğreniyoruz. Oyunun detaylarını çok fazla veremiyorum çünkü izledikçe öğrenip öğrendikçe keyfini alacağınız bir deneyim söz konusu. Oyunu bir sandık gibi düşünebilirsiniz. İlk açıldığında en üstte bildiğimiz danteller duruyor yani klasik bir konu anlatılıyor. Ancak sonra bu danteller bir kenara alınıyor ve ortaya bambaşka örtüler, ilmek ilmek işlenmiş bambaşka danteller çıkıyor. Çıktıkça şaşırıyor ve hikayenin derinliğine dalarken sandığın en altına, tüm bu olayların kaynağına ulaşıyorsunuz. İşte orada öylece kalıyorsunuz, etrafa saçılmış dantellere ya da diğer hikayelere bakarak, medet ummakla yardım istemek arasında bir çıkış yolu bularak… Oyunun kurgusu ve akışı, son zamanlarda izlediğim oyunların içinden başarıyla sıyrılıyor. Giriş-gelişme-sonuç gibi görünüyor ama daha başlamadan Durukan’ın görmeyi beklediği bir tabloyu izliyoruz. Böyle bir oyun girişi de ilk defa sahnede karşıma çıktı ve çok etkiledi. Sonuca gelmeden de Çiçek ve Durukan’ın gençlik yıllarına bir bakış atıyoruz. Gelecek ve geçmiş arasındaki sahneler, bir sahneden diğerine geçiş su gibi akıyor, bekletmeden, soru işareti bırakmadan. Oyun, izleyenleri  basamak basamak zirveye taşıyor. İşte tüm bunlar da Deniz Madanoğlu’nun nasıl iyi bir oyun yazdığını bize anlatıyor.


Diğer taraftan oyun, teması ve metaforları açısından da zengin. Bize kadın olmanın zorluğunu ve ağırlığını anlatıyor; hayatın maalesef iyi kartlarını denk getirmediğini, hep bir bedel ödediğimizi ve hem mağdur olup hem de asıl cezayı bizim çektiğimizi. Kürtaj konusu içimizi kanırtarak irdeleniyor. Bu sırada başrolü vicdan ve ahlak kapıyor. Onların çatışması tüm bildiklerimizi değiştiriyor ve kendilerinin de söylediği gibi “hayat bildiğimiz tüm doğrulardan daha büyük oluyor.” İki farklı ve travmatik hayat, iki büyük felaket ve iki önemli değer, bir klinikte, hayal edilen bir sonraki zaman ile ezici geçmiş zaman ve bunların arasında kalan şimdiki zaman zarfında anlatılıyor. Oyunun yönetmeni Serkan Üstüner, tüm bunları bir buçuk saat gibi bir sürede sahneliyor ve emeğine karşılık olarak alkışlarımız arasında yerini alıyor.


Medet, oyunculuk açısından da 'mutlaka görülmeli' dedirtiyor. Çiçek rolündeki Melike Güner, inanılmaz başarılıydı. Şuh bir kadından, kapalı bir kadına ve genç Çiçek karakterine bizi şaşırtan bir hızla bürünüyor. Çiçek’in tüm travmaları ve çaresizliği oyunculuğunda açığa çıkıyor. Film ve dizilerdeki oyunculuğunu biliyordum ama daha önce sahnede hiç izlememiştim. Düşündüğündümden çok ama çok başarılıydı, tam ödüllük! Daha önce sahnede izlemediğim için kafamı dağlara taşlara vurmadım değil J  Bir doktor olarak vicdanıyla ahlakı arasında kıvranan Durukan rolündeki Faruk Barman’ı yine çok beğendim, en çok da İzmitspor taraftarı olarak. İlk olarak Romeo’yuBeklerken oyununda izlemiştim. Burada da oyunculuğu başarı çizgisinde yine istikrarla ilerledi. Diğer taraftan sahnede çok kısa gördüğümüz ama oyun için bize istediğimiz ipuçlarını veren Sinem Kıroğlu’nun da iyi performansını belirtmem gerek.


Oyunun başarısında sahnede izlediklerimiz kadar sahne arkasındakilerin de payı büyük. Yardımcı yönetmen Deniz Karaoğlu, ışık tasarımını üstelenen Ulaş Yatkın ve özellikle de müziklerin sahibi Mert Carim, oyunun başarılı olması için ellerinden ne geliyorsa yapmış. Bir doktor kliniğinde olabilecek ayrıntılarla dolu sahne tasarımında yine Tiyatro Yan Etki’nin emeğine sağlık.

Medet, başarılı bir yazar, doğru yönetmen ve sağlam oyuncularla sezonun en iddialı oyunlarından biri olmuş. Bu kadar iyi nitelik her oyuna nasip olmaz. Biz tiyatroseverler için bulunmaz bir fırsat hem de tekrar tekrar değerlendirebileceğimiz bir fırsat.  O nedenle kaçırmayın, kaçırmayın, kaçırmayın! Şimdiden iyi seyirler… 




***Fotoğraflar: Tiyatro Yan Etki

0 yorum:

Yorum Gönder