daimatiyatro@gmail.com

4 Aralık 2015 Cuma

Lezzetli Bir Oyun: Zengin Mutfağı

00:41

PAYLAŞ

İBB Şehir Tiyatrolarının iki sezondur sahnelediği Zengin Mutfağı, her tiyatroseverin görmesi gereken oyunlardan. Bildiğimiz bir hikaye ve uzak kaldığımız toplumsal değerler, Zengin Mutfağı’nda oyunculuk, müzik, şarkı gibi kaliteli malzemelerle pişmiş, ortaya lezzetli bir oyun çıkmış. 

Vasıf Öngören’in en önemli eserlerinden Zengi Mutfağı, 1970 Türkiyesi’nde yaşanan toplumsal olayları, işçi-zengin sınıfı arasındaki ayrımı ve kutuplaşmayı, köşkün mutfağında, mutfağın emektarları aracılığıyla gösteriyor. Mutfağın demirbaşı Lütfü Efendi, kendini Kerim Bey’e adamış, yanında çalışan kızı da kendi kızı bilmiş sadık bir aşçı. Yanındaki kız ise erkek arkadaşı Selim Bey’le nişanlanma telaşında, ileride evlenip kendi mutfağında yemek yapma hayallerinde. Selim’in parasızlık sorunu, işçi direnişi derken önce olaylar sonra da roller karışıyor. Selim faşist biri olup çıkıyor, Lütfü Efendi, eve gelen köpekle ne yapacağını bilmiyor ve kız ise bambaşka bir karar veriyor. Mutfağın diğer sakinleri Ahmet ve Seyfi ise tüm bu karışıklıktan nasibini alıyor ancak istikrarlı duruşlarından hiçbir şey kaybetmeden. Oyun, bir daire çizip başladığı yerde bitiyor ve hepimize soruyor: “gitmek mi zor, kalmak mı?” (Sorunun cevabı ise henüz bulunmuş değil.)


Ülkemizde epik tiyatronun ilk örneği kabul edilen Zengin Mutfağı, süreci ve değişimiyle tüm yorumu seyirciye bırakıyor. Olaylar bundan 45 yıl önce yaşanmasına rağmen yaslandığı temel, hala sapasağlam günümüze kadar gelmeyi başarıyor. Toplumdaki tüm değerlerde yine “para konuşuyor.” Vicdan ise buruşturulup bir köşeye çoktan atılmış. Böyle bir durumda ise aşkın yatacak yeri bile yok. Zengin ve fakir arasındaki çizgi keskinleştikçe, insanlığın hiçe sayılıp “biz ve onlar” diye kutuplaşma devam ettikçe herkesin eşit olduğu bir toplum yaratmanın ütopyadan öteye gidemediğini görüyoruz. 


Oyunun yönetmenliğini üstelen Aslı Öngören görevini layıkıyla yerine getirmiş. Babasının tarifine uyarak “oyunu kısık ateşte ve tam kıvamında pişirmiş.” Perde açılır açılmaz mutfağın bir köşesinde durmuş, merdivenlere yaslanmış veya bir sandalye çekmişiz de tüm olayları öyle izliyormuşuz gibi hissettik. Mutfaktaki misafirliğimizin en keyifli zamanları ise müzik ve şarkılar oldu. Müzikler Çiğdem Erken’e ait olunca, başarısını ayrıca belirtmeye gerek yoktur bence. Emeğinin karşılığını da 2013 Afife Ödülleri, Lions Tiyatro Ödülleri ve X. Tiyatro Dergisi Ödülleri’nde En Başarılı Sahne Müziği ve Müzik Tasarımcısı ödülleriyle almış. Diyaloglar, Burçak Çöllü ve Doğa Başak’ın kemanı ve piyanosuyla birleşince oyunun lezzeti artmış. Diğer taraftan radyonun sesi, okunan haberler ve çalınan şarkılar da ayrı bir beğenme nedeni. Oyunda notası geçen herkesin emeğine sağlık. 

Oyunda dikkatimi en çok dekoru çekti. Sahneye yerleştirilen sabit bir mutfak üçe bölünmüş: bir köşe yemek, orta köşe sohbet diğer köşe de hesaplaşma. Her köşe, olaylarda önemli bir söz sahibi. Ters merdiven biraz gözlerimizi rahatsız etse de neden öyle olduğunu izledikçe anlıyoruz. Oyunun en kilit noktası ise Kerim Bey’in köpeği. Hem mutfak sakinleri hem de izleyiciler için “varlığı da bir dert, yokluğu da.” Sahne tasarımı için Aysel Doğan, ışık ve efekt tasarımları için Kemal Yiğitcan ve Gökçe Selim, emekleriyle alkışlarımız arasında yerini alıyor. Karakterlere göre ustaca biçilmiş kostümlerin tasarımında Nihal Kaplangı'nın ismini belirtmemek olmaz.


Zengin Mutfağı’nı, müziklerinden sonra Lütfü Efendi rolündeki Murat Garipağaoğlu’nun oyunculuğuyla hatırlayacağım. Hayran olmamak elde değil, muhteşem ötesi! İki perdelik oyuna bir perde daha eklense ve tekrar sahneye çıkıp oynasa yine de izlemeye doymam. 2013 yılında Afife Tiyatro Ödülleri, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülleri, Lions Tiyatro Ödülleri, XIII. Direklerarası Seyirci Ödülleri ve X. Tiyatro Dergisi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görülmesi de ne kadar başarılı olduğunu fazlasıyla kanıtlıyor. Irmak Örnek, oyunun tek kadın karakteri olarak kızın naif ve gururlu tutumunu güzel yansıtıyor. Lysistrata ve Romeo’yu Beklerken oyunlarından sonra bu oyunda da yine başarılı buldum. Selim rolündeki Ali Mert Yavuzcan’ı sahnede ilk defa izlemiş biri olarak oyunculuğunu bir kenara not ettim. Karakterin iki perde arasındaki 180 derecelik değişimini çok güzel aktardı. Özellikle ilk sahnedeki mahçup Selim çok etkileyicidi. Selçuk Yüksel ve Ozan Gözel'in de oyunculuğunu beğeniyle izledim. Oyunla ilgili tek olumsuz yorumum, başrol oyuncusu hariç diğerlerinin enerjisinin genel olarak düşük olması diyebilirim. Bazı sahnelerde biraz daha seri ve akıcı olmalarını bekledim. Bu durum, oyunu biraz yavaşlatt; neyse ki müzik ve şarkılar tam zamanında yetişerek diyalogların ritmine ivme kazandırdı. 


Zengin Mutfağı, verdikleri emeği alkışlarımızla hak eden bir oyun. Üçüncü sezonunda yine lezzetinden bir şey kaybetmiyor. Trajikomik bu hikaye, iyi bir oyunculukla birleşiyor; dekor ve müzikler oyuna lezzet katıyor. Tadına doyamayacağınız bu oyunu kaçırmayın. Şimdiden iyi seyirler!

***Fotoğraflar: İBB Şehir Tiyatroları

1 yorum: