daimatiyatro@gmail.com

22 Aralık 2015 Salı

Taşra Kabare'den Ve Perde: Temizlik İşleri

05:01

PAYLAŞ

Tiyatro ve tiyatroyu geliştirmek adına yapılan her şey alkışlanmaya değer. En başta da tiyatro grupları ve sahnelediği oyunlar. Bu sezon alkışlarımıza Taşra Kabare ve projeleri Temizlik İşleri eklendi. Böylece tiyatroya yeni bir heyecan, başarılı oyunculuklar ve keyifli bir oyun geldi.


Bu sezon kurulan Taşra Kabare, Temizlik İşleri ile izleyenlere güleceği, yanlış anlaşılmalar arasında kaybolacağı ve oyuncuların başarılı performansını alkışlayacağı bir oyun vaad ediyor.


Temizlik İşleri’nden bahsetmeden önce Taşra Kabare’nin hikayesine kısaca bir göz atalım. Taşra Kabare, televizyon ve dizilerden tanıdığımız Nergis Öztürk ve Cemal Toktaş’ın kültür sanat alanında işler üretmek üzere kurdukları yapım merkezi. Diğer bir deyişle, ikisinin daha henüz tanışmazken kurdukları hayallerin, hayatlarını birleştirdikten sonra gerçeğe dönüşmüş hali. Bu hayalin içinde sadece tiyatro yok, film ve müzikal projeler de zamanla yerini alacak. Herkesin merak ettiği isimleri Taşra Kabare aslında “hadi halka inelim” söylemine karşılık “halka inilmez, halka çıkılır” gibi bir aforizmadan doğuyor. Nergis Öztürk de kendilerinin taşra kökenli olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: Adımızdaki gibi kabare de yapmak istiyoruz. Ruhumuzda da öyle bir taşralılık var. Ben Orduluyum, Cemal Bilecikli. Tamamen bizim içimizden çıkan bir şey, taşra. Hayaller artık gerçekleştiğine göre hemen ilk projeleri “Temizlik İşleri” için kolları sıvıyorlar.

Temizlik İşleri, Cemal Toktaş’ın yazdığı yanlış anlaşılmalar üzerine kurulu absürd komedi. Esas oğlanımız, ünlü bir şahsiyetin evinde çalışan bir temizlikçi. Tek derdi işini iyi yapmak ve ailesine ekmek götürmek. Oyun başlıyor ve birden kendini “derin” bir temizlik yaparken buluyor. Bir tarafta patronu, diğer tarafta komşusu derken olaylar kontrolden çıkmaya başlıyor. Yanlış anlaşılmalar bir zincir gibi oyunu sarıp sarmalıyor. Patronunun yiğeni, üstüne de kendi karısı ve kayınbiraderinin gelmesiyle zincire yeni halkalar ekleniyor. Bunları takiben, bir zabıta sahneye adımını atıyor ve sonrasında buyrun cenaze namazına! Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir takım komşu profilleri de olayların içinde kendine yer ediniyor. Oyunun finali ise mutlu mu değil mi, izleyenlere kalmış (temizlikçi açısından bence evet!).


Temizlik İşleri, metin olarak bir absürd komedide olması gereken her unsura sahip. Yanlış anlaşılmalar, klişe diyaloglar, nevi şahsına münhasır karakterler ve tüm bunları vurgulayan yer yer dengeli, yer yer de abartılı oyunculuk. Oyunun metni pek güçlü görünmese de, yorumlarımız “izledik, güldük, eğlendik” gibi olsa da her şey bundan ibaret değil. Bir bakıma gördüklerimiz sabun köpüğü gibi bir süre sonra uçup gitmiyor. Oyunu izledikten çok kısa bir zaman sonra alt metinde anlatılmak istenenler, aile kavramından tutun da vicdan, saygı, sevgi gibi değerler, kişisel çıkarlara ve paraya dayalı ilişkiler, kaybolmaya yüz tutan insanlık, ön plana çıkan bencillik gibi tüm kavramlar aklımdan bir film şeridi gibi geçti. Bu filmin finalinde ise “memleketimden kadın manzaraları” vardı. Bir süre “aslında şunu demek istiyordu; tabi ya, bu karakter orada boşuna sahneye gelmedi; şu sözün söylenmesinin bir nedeni vardı” gibi mırıldanmaya ve irdelemeye devam ettim.

Oyunu beğenmemdeki en büyük pay oyunculara ait. Orhan Bıyıklı, Cemal Toktaş, Nergis Öztürk, Genco Özak, Onur Dikmen, Yeliz Kuvancı ve Serpil Göral oyunculuklarını konuşturmuş. Orhan Bıyıklı’nın absürdlüğe uygun “ünlü olduğu kadar küstah ve kibirlisiniz” dedirten abartılı halleri, Genco Özak’ın zamane gençlerine dem vurduğu tavırları ve Cemal Toktaş’ın da çaresizliği dikkat çekiciydi. Ancak ben oyunu önce Nergis Öztürk sonra da Onur Dikmen’in başarılı performanslarıyla hatırlayacağım. Nergis Öztürk’ü dizi ve filmlerden tanıyor ve beğeniyordum ama sahnede gördükten sonra beyaz camdaki oyunculuğu hiçbir şeymiş dedim. Dört farklı kadın karakteri canlandırdı ve hepsinde başarılıydı. Onur Dikmen’in ise ne kadar komik, eğlenceli ve hayranlık uyandırıcı bir performansı olduğunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Sayesinde kahkahalarımız oyunun sonuna kadar devam etti. Böyle bir kayınço değil ama böyle bir oyuncu her sahneye lazım.


Oyunun yönetmeni Ali Altuğ da doğru bir rejiyle güzel bir oyun çıkardığı için alkışlarımız arasında yerini aldı. Bu oyunbir ekip işi olduğuna göre; sahne ve kostüm tasarımını üstlenen Taciser Sevinç,  ve ışık tasarımını gerçekleştiren Kemal Yiğitcan’ın da emeklerine sağlık. En güzel kostüm kayınbiraderin kostümüydü, ayağındaki ayakkabıdan üstündeki eşofman görünümlü hırkaya kadar canlandırdığı karakterle ancak bu kadar özdeşleşebilirdi.

Oyunla ilgili olumsuz diyebileceğim iki unsur vardı. Birincisi oyun çok hızlı başladı ancak bazı bölümlerde özellikle bir sahneden diğerine geçişlerde biraz hız kaybetti. Başladığı enerji oyunun sonuna kadar sürmedi. Diğer unsur ise Yeliz Kuvancı’nın kıyafetiyle canlandırdığı karakterin uyuşmamasıydı. Giydiği etek-ceket, avam ve cahil bilmişliğini yansıtmasından çok uzaktı. Oynadığı karakteri bilmesem ders vermeye hazır, saçları düzgün toplanmış, kıyafeti özenle seçilmiş bir öğretmeni canlandırıyormuş gibi düşünebilirdim. Hal böyle olunca, basit konuşması, tavır ve hareketleri de havada kaldı, bir türlü karakterle oyuncuyu oturtamadım. Belki cafcaflı, leoparlı, uyumsuz bir kıyafet ve ucuz röfleli saçla karşımıza çıksaydı karakter daha anlamlı olurdu diye düşünüyorum.


Kısaca Temizlik İşleri, güzel bir oyunla gülmek, olayların akışında kendinize göre biraz düşünmek, başarılı ve sevdiğiniz oyuncuları bu kez de sahne üstünde görmek üzere alkışlarınızı bekliyor. En önemlisi de Taşra Kabare‘nin tiyatro yapma çabası takdiri hak ediyor, siz de onların emeğini karşılıksız bırakmayın. Şimdiden iyi seyirler!

***Fotoğraflar: Taşra Kabare

0 yorum:

Yorum Gönder