daimatiyatro@gmail.com

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Kalbim Shirley ve Sumru Yavrucuk’ta Kaldı

01:31

PAYLAŞ

Tek kişilik oyunların yeri çok özeldir. İyi bir metni ve hikayeyi kusursuz oyunculukla izlemek tarifi mümkün olmayan bir keyiftir. Yeni sezonda bu keyfi uzun uzun yaşayacağımıza benziyor çünkü dünyanın en iyi oyunlarından Shirley, Sumru Yavrucuk’la hayat buluyor.

Şebnem Sönmez ve Zerrin Sümer’in 2013 yılında hayata geçirdiği Tebdil-i Mekan Prodüksiyon Tiyatrosu bu sezon (hatta sezon daha başlamadan) beni en çok heyecanlandıran projeye imza atmış. Willy Russel’ın klasik eseri Shirley’i, bu kez Türk tiyatrosuna taşıyorlar üstelik harika bir oyuncu seçimi yaparak. Sumru Yavrucuk’a Shirley olmak inanılmaz yakışmış. Oyunun uyarlaması da, sahne düzeni de bir o kadar başarılı. Her açıdan yeni sezona ismini altın harflerle yazdıracak.

 
Oyunla ilgili izlenimlerimden önce kısa bir önbilgi vermekte fayda var. Shirley Valentine, İngiliz yazar Willy Russel tarafından kaleme alınıyor ve 1986 yılında Liverpool’da sahnelenmeye başlanıyor. Oyun çok kısa süre sonra Londra’ya taşınıyor ve ülkenin sınırlarını aşarak Broadway’e kadar ulaşıyor. Hikaye sadece tiyatroda yaşamıyor, 1989 yılında, Lewis Gilbert’in yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılıyor. Shirley rolünü 1988’den sonra hem tiyatroda hem filmde Pauline Collins canlandırıyor. Sayısız ödüller kazanan Shirley, bu kadar yıl geçmesine rağmen herkesin hala unutamadığı bir hikaye.
Oyunun konusunu birçoğumuz biliyoruz. Orta yaşını geçmiş, çocuklarını büyütmüş, yuvadan uçurmuş, kocasından usanmış yalnız bir evhanımı, kendine gelen bir teklifle evinden hatta bulunduğu şehirden ve ülkeden ilk defa ayrılıp tatile gidiyor ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Shirley Valentine, kendini gerçekleştiriyor ve yepyeni bir kadın olarak bambaşka bir hayata merhaba diyor. Oyun, bir kadının dönüşümü anlatılıyor. Farklı coğrafyada, iklimde de olsa kadın aslında her yerde kadındır, çektiği cefa da yalnızlık da aynıdır. Ancak isterse her şeyi yapar ve her şeyi mümkün kılar. Oyun işte bu yan mesajlar üzerine kurulmuş. Ana mesaj ise çok açık: Sen değişirsen herkes değişir, sadece biraz cesaret.


Oyunun uzun yıllar bu kadar beğenilmesinin ve popüler olmasının nedeni belli; Hepimiz Shirley’iz. Herkes bu kadında bir şeyler buluyor. Kendi çocuklarını, kendi kocasını, kendi mutfağını, hayatla mücadelesini, çevresiyle ilişkilerini ve tabi ki de yalnızlığını. Birçoğumuzun yapamadığını Shirley yapıyor; onu takdir ediyor ve belki de kıskanıyoruz. Bir gün, ikinci perdedeki yeni Shirley olmak hepimizin hayali, buna ulaşma umuduyla daha çok sarılmak istiyoruz adını her duyduğumuzda. Özellikle son dönemde kadın olarak yaşadıklarımız düşünülürse, izledikçe daha çok dokunacak Shirley ve daha başka seveceğiz. 

 
Oyunu bu kadar mükemmel kılan en büyük unsur ise tabi ki oyunculuk ve tabi ki Sumru Yavrucuk. Daha önce Yalnız Kadın ve Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi’den sonra yine tek kişilik bir oyunla karşımızda ve yine mükemmel. Tek kişilik oyunlar zordur. Metnin ve hikayenin iyi olması yetmez . Oyunculuk da kusursuz olmalı çünkü oyuncunun tek başına sahneyi doldurması, izleyenleri oyunun içine çekmesi gerek. Eğer bunları yapabiliyorsa ve sonunda ayakta alkışlatıyorsa işte o zaman oyunun başarısından da söz edebiliriz. Düşünüyorum da, Shirley karakterini Sumru Yavrucuk’tan başka böyle canlandıracak bir oyuncu yoktur sanırım. Tek başına koca bir tiyatroya bedel. Oyunu tek kişilik sanıyorsanız yanılıyorsunuz, oyun aslında çok kişilik. Sumru Yavrucuk sadece Shirley değil, aynı zamanda Shirley’nin kocası, oğlu, kızı, dedikoducu komşusu, kıskanç arkadaşı, en yakın arkadaşı ve yeni boyfriend (?) Adem’i. Oyunun cansız ama kilit öğelerini canlandırmak da ona ait; mutfaktaki duvar, elindeki şarap, güneşlendiği kaya ve hatta Bodrum. Ne söylediyse, kimin kılığına girdiyse, sayesinde onların hepsi capcanlı karşımızdaydı. Her paylaşımında biz de onun yanında olduk, sinirlendik, kızdık ve güldük. İşte ustalık, işte Sumru Yavrucuk, daha ne diyeyim!


Oyuna dahil olmak için küçük salonda izlenmesi yönünde bir tezim vardır ancak Sumru Yavrucuk o tezimi harika oyunculuğuyla çürüttü. Oyun, İstanbul’da bir bakıma prömiyerini Kadıköy Tiyatro Festivali’i kapsamında Özgürlük Parkı’nda yaptı. Açık havada, geniş bir alanda herkesi daha ilk beş dakikada içine aldı ve sonuna kadar bırakmadı. Ne sahne ne de espriler havada uçup gitti. Bunu sadece bir değil iki perde boyunca yaptı. Sumru Yavrucuk’un ne kadar harika olduğunu anlatmam için bu kadar açıklama bilmem yeterli oldu mu? Shirley’i hala unutamıyorum ve bir gün Bodrum’da onunla sohbet etmeyi diliyorum.

Oyun aslında tek kişilik ama bir oyuncu daha var: Selmin Artemiz. Oyundaki şarkıların vokalini kendisi yapıyor. Oyunun daha ilk başında harika sesiyle bizi karşıladı, mest etti. Bazı sahnelerde müziği ve kısa rolleriyle Shirley’e destek verdi. En büyük alkışım çeviriyi yapan Evren Ercan’a ve uyarlamasında da kendisiyle birlikte tüm Tebdil-i Mekan Prodüksiyon Tiyatrosu’na. Türkçesi çok temiz ve uyarlama ise son derece başarılı. Oyunun orijinali Liverpool’da geçiyor ve Shirley, bir Yunan adasına gidiyor. Burada ise hikaye Londra’da başlıyor, Bodrum’a uzanıyor. Bu fikri bulan ve hayata geçiren herkesin eline sağlık. Kendimizi oyunla özdeşleştirmemizin en büyük nedeni bu oldu sanırım. Bodrumlu Adem’le sonunda Sezen Aksu’nun Kalbim Ege’de Kaldı şarkısı oyunu bizden biri yapmış. Yanında da memleketimizden durum manzaraları, toplumsal ve siyasal bazı gerçeklere vurduğu demler oyunun bize sunduğu başka bir armağandı. Nurdan Aliyazıcıoğlu’nun sade sahne düzenlemesiyle ilk perdede Shirley’nin Londra’daki evine ikinci perde de Bodrum’da kaldığı otele konuk olduk. Oyunun yönetmeni olarak Sumru Yavrucuk ikinci büyük alkışı hak ediyor. İlk defa oturduğu bu koltukta, kendi deyimiyle “olan Sumru’ya olmuş” ama yönetmenlikte de başarısı yine zirvede olmuş. 


Shirley, 2015-2016 tiyatro sezonun en çok konuşulacak oyunlarından biri olacak. Haziran ayında Gümüşlük’te prömiyerini yapan ve yaz turnesine çıkan Shirley, Ekim’de İstanbul’da tiyatroseverlerle buluşacak. Şimdiden takipte kalın ve programı belli olur olmaz harekete geçin. Böyle bir oyun asla ve asla kaçmaz. Şimdiden iyi seyirler!

***Fotoğraflar: hurriyet.com.tr

0 yorum:

Yorum Gönder