daimatiyatro@gmail.com

23 Mayıs 2015 Cumartesi

ŞEKERPARE: Bir Müzikal Harikası

01:37

PAYLAŞ

Bir tiyatro sezonunun olmazsa olmazları vardır. Mesela, büyük ustaların oyunlarını izlemek, yeni nesil yazar, yönetmen ve oyuncuların başarısını görmek ve verilen emeği alkışlamak... Benim içinse bu olmazların başında müzikaller gelir. Bu müzikal de mutlaka bir Engin Alkan klasiği olmalıdır. Sezonun sonuna doğru Engin Alkan yine yapmış yapacağını ve hem yönetmeni hem de başrol oyuncusu olarak bir müzikal harikası Şekerpare’ye imzasını atmış.


Yavuz Turgul’un başyapıtlarından Şekerpare filmini bilirsiniz. Başrolde Şener Şen, İlyas Salman ve Yaprak Özemiroğlu vardır. Karakol amiri, haraçsever ve düzenbaz Zivery Bey’in esnafa zulmünün sonu gelmez. Her açıdan zevk-i sefa içindeki bu amirin karakoluna saf ve Doğrucu Davut bir polis memuru atanır. Cumali ismindeki bu polis memuru hayat kadını Şekerpare’ye aşık olur. Bu arada Ziver Bey’in hilesinden de nasibini alır. Ancak filmin sonunda iyiler ve bir de aşk kazanır; kötüler cezasını bulur. Bu arada Yavuz Turgul’un neden ölümsüz olduğunu da ayrıca görmüş oluruz. O dönemdeki toplum baskısını, otoriteye boyun eğmek zorunda kalan halkın artık bir yerden sonra sabrının taşmasını ve birlikten nasıl kuvvet doğduğunu ince ince anlatır. Şimdi ise aynı senaryo yaşanıyor, sadece üzerinden 35 yıl geçmiş. Bazı şeyler hiç değişmiyor ve kendisi de bunu bize yıllar sonra bile ustalıkla gösteriyor. 

Her izlediğimizde güldüğümüz bu film ilk kez Yavuz Turgul’dan özel izinle tiyatro sahnesine uyarlanmış. Bu uyarlamayı da da Engin Alkan üstlenince ortaya gerçekten müthiş bir müzikal Şekerpare çıkmış. Kendisi sadece bu oyunun yönetmeni olmamış. Tüm şarkıların sözlerini yazmış, bir de Ziver Bey olarak da oyunculuğunu yine konuşturmuş. Sonuç: Engin Alkan’a hayranlık dozumuz arttı ve hatta bende altın vuruş yaptı. 


Engin Alkan’ın yönetmenlikteki başarısını ayrıca konuşmaya gerek yok. Son dönemdeki favorilerimizden İstanbul Efendisi, Şark Dişçisi ve Küskün Müzikal zaten bize anlatıyor. Yıllar yıllar sonra sahne üstünde izlemenin keyfi ise paha biçilmez! Ziver Bey’i herhalde daha iyi canlandıracak başka kimse olamaz. Başından sonuna kadar sadece karakteri canlandırmasına gülmedik. Doğaçlamalara, seyirciyi oyunun içine katmasına, unuttuğu replikleri toparlamasına ve hatta Cumali’yi sarhoş edeyim derken boğmasına bile güldük. Artık daha çok hasret gidermeli ve kendisini sahne üstünde görmeliyiz. Bu vesileyle mesajımı da iletmiş oldum sanırım.

Şekerpere’yi bu kadar çok beğenmemizin nedenlerinden biri de kalabalık oyuncu kadrosunun, canlandırdığı karakterlere hakkını vermesi. Aslı Menas, Aybar Taştekin, Berfu Aydoğan, Cafer Alpsolay, Cem Baza, Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Emre Çağrı Akbaba, Ercan Demirhan, Pervin Bağdat, Serap Doğan, Tanju Tuncel Gül, Uğur Dilbaz, Ümit Bülent Dinçer, Volkan Öztürk, Yağmur Damcıoğlu, Yeşim Mazcıoğlu, Zeynep Çelik Küreş ve Zeyenp Göktay Dilbaz, hep birlikte harika bir oyunculuk sergiledi. Şarkıları ve dansları da cabası. Şekerpare rolünü canlandıran Dolunay Pircioğlu’nu Çürük Temel’den sonra tekrar sahnede hem de bir başrolde gördüm. Sesini mi yoksa oyunculuğunu mu daha çok alkışlamam gerektiğini bilemedim. Yıldızının bundan sonra da  parlayacağına eminim. Benim favorim ise Safinaz rolündeki Yağmur Damcıoğlu oldu çünkü hepimizin içindeki üşengeci harekete geçirdi ve tembelliğimize tercüman oldu. 

Şekerpare’yi en çok sahnesiyle hatırlayacağım çünkü dekoru bir mimarlık harikası. İçinde Galata Kulesi ve Kızkulesi’ni barındırıyor. Bir bakıma biraz kafese ve benim gibi atlıkarıncaya bile benzetebilirsiniz. Bu metal kubbeye bir anlam veremeyebilirsiniz ta ki, oyun başlayana kadar. Bu kafes görünümlü dekor birden dönmeye başlıyor, pazardan karakola, meyhaneden geneleve kadar her sahnede resmen başrol oynuyor. Bir bakıyorsunuz Ziver Bey tepesine tırmanmış, bir bakıyorsunuz Cumali içine hapsolmuş. Oyunu izleme nedenlerinizin başında dekoru yaşamak gelmeli. Öncesinde de Engin Alkan’ın sahneyle ilgili görüşlerine kulak vermelisiniz: "Söz gelimi o kuleler İstanbul’un tasviri olmakla birlikte aynı zamanda insanların içine tıkıldıkları kafeslerdir. Şekerpare’de çok estetik bir bütünlükle stilize edilmiş, hapis hücrelerini, ranzaları, soğuk demir ve zincirleri de görürsünüz. İyice dikkat kesildiğinizde, makam koltuğu haline gelmiş Dolmabahçe Saat kulesi, iç içe geçmiş semavi dinlerin simgeleri, kilise ve cami kubbeleri size oyun hakkında ipuçları verir.” Böyle bir sahne Engin Alkan’la birlikte kimin eseri derseniz Barış Dinçel derim ve kendisini de oyuncularla birlikte ayakta alkışlarım. 
 

Müzikler ise ayrıca harika. Müzik direktörü ve orkestra şefi Burçak Çöllü’nün notalarına sağlık. Danslar ve kostümler ise cıvıl cıvıl olunca koreograf Senem Oluz’u ve kostüm tasarımcısı Duygu Türkekul’u anmadan olmaz. Şekerpare düşündüğünüzden çok daha büyük bir ekibin emeğiyle gerçekleşmiş. Koreografından sahne teknisyenlerine kadar herkes alkışı sonuna kadar hak ediyor. 


İBB Şehir Tiyatroları sezonu kapatmış olabilir ama bu durum gelecek sezon için Şekerpare’yi izlenecek oyunlar listesinin en başına yazmanız için asla engel değil. Eğlenmek, adı üstünde şeker gibi bir müzikal izlerken düşünmek, Engin Alkan’ı bu kez sahnede görmek ve en sonunda film tadında bir tiyatro seyretmenin keyfini yaşamak için notunuzu alın ve şimdiden gülmeye hazır olun. Yeni sezona beş ay kalmış olabilir ama bu süre çok çabuk geçecek ve kendinizi Şekerpare’yi izlerken bulacaksınız. Şimdiden organize olmanız en iyisi. İyi seyirler...


***Fotoğraflar: İBB Şehir Tiyatroları

1 yorum: