daimatiyatro@gmail.com

6 Nisan 2015 Pazartesi

Ben Bilmem, Terzi'nin Giydirdiği Olur

23:53

PAYLAŞ

İBB Şehir Tiyatroları bu yıl yeni oyunlarını sırayla beğenimize sunmakla yetinmiyor, farklı tiyatro türleriyle de tanıştırıyor. Absürd tiyatronun en önemli örneklerinden Terzi, yaşadığımız tüm absürd gerçekliğe ayna tutuyor. Tıpkı diğer yeni oyunlar gibi bu oyun da gerek oyunculuk gerekse konu ve dekor açısından önümüzdeki sezonlarda da izleyici karşısına çıkacağa benziyor.

İBB Şehir Tiyatroları bu sezon repertuarına Polonyalı yazar Slawonir Mrozek’in Terzi oyununu ekliyor. Ragıp Yavuz bu oyunu sadece seçmekle kalmıyor, yönetmenliğini de bizzat üstleniyor. Oyuncuları da belirleyerek oyunu hazırlamaya koyuluyor ve 19 Kasım 2014 tarihinde Haldun Taner Sahnesi’nde prömiyerini yaparak izleyicilere yoğun ve katmanlı bir oyun izlettirme imkanı sunuyor.

Oyun, adı üstünde bir terzinin atölyesinde yaşanan daha doğrusu terzinin yaşattığı olaylar üzerine kurulu. Absürd oyun demek sadece saçma sapan bir konunun değil abartılı oyunculukların ve tezat durumların da olduğu oyun anlamına geliyor. Öncelikle belirli bir mekan ve zamanda geçen bir oyun izleyeceğiniz yönünde beklentiye girmeyin. Oyun bir ülkede geçiyor, o ülke neresi bilmiyoruz. Oyun bir zaman diliminde geçiyor ama yıl 1996 gibi belirli bir tarih veremiyoruz. Bildiğimiz tek şey, atölyesinde bir terzi ve bir ekselansın olduğu. Dışarıda da barbarlar isyan başlatıp ülkeyi ele geçirmeye çalışıyor. Bu oyunu diğerlerinden ayıran özellik, olayların değil karekterlerin birer metafor olarak kullanılması. Sahnedekilerin hepsi toplumsal, siyasal gerçekliklerin birer sembolü ve hepsi de bize bir şey söylüyor.

Terzi oyunu bugüne kadar seyrettiğim en katmanlı ve satır araları da en dolu oyun olma özelliğini taşıyor. Replikler o kadar derin ki, oyunu izlerken boğulmanız an meselesi. Tam bir sözü anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken üstüne başka bir söz daha duyuyorsunuz ve bir süre sonra da diyaloglar arasında kaybolup gidebiliyorsunuz. Oyunu izledikten sonra da kulağınızda çınlayan satırların altını çizmeniz ve satır aralarını okumaya çalışmanız kaçınılmaz. Zihinsel açıdan yorgun düşeceğiniz bir oyun ama bu yorgunluk tatlı bir yorgunluk olacak, gözünüz korkmasın. Oyunun bir diğer özelliği ise göreceli olması. Herkesin yorumu da, beğenisi de kendine kalıyor. Genel birkaç mesaj var ama yine de herkesin başka bir şey bulacağı ve bulduklarının da başkalarıyla uyuşmayacağı kesin. 


Terzi genel olarak siyasi mesajlar içeren bir oyun gibi görünse de aslında toplumsal bir gerçekliği sunuyor. Hayat, terzinin diktiği şekilde yaşanır. Terziyle daha dünyaya gözümüzü açar açmaz tanışırız. Terzi bize cinsiyetimize göre bir renk belirler ve önce o renge göre giyinmeye başlarız. Sonra ailemizin her üyesi birer terzi olur, ne biçerlerse üstümüze geçiririz. Evimizden dışarı adımımızı attığımızda ise bu sefer toplum, terzi görevini üstlenerek bize diktiğini giydirmeye çalışır. Terziler artık her yerdedir. Siyasi arenada, okulumuzda, işimizde, sokağımızda, apartmanımızda, evimizde.... Terzinin diktiği elbiseye göre toplumda yerimiz belirlenir. İyi bir elbise dikmişse, iyi bir yerdeyiz demektir. Bu elbise bizi vezir de eder, rezil de... Ayrıca diktiği elbisenin garantisi de yoktur. Anında o elbiseyi çıkartmamızı emreder ve bambaşka bir elbise giydirir. Sonuç olarak kendimizi en alt kademede de bulabiliriz. Terzinin getirdiği düzene uymak istemeyenlerin, kendi elbisesini dikmek isteyenlerin işi zordur çünkü bedel ödemek zorundadır. Oyunda tıpkı Karlos’un ödediği gibi. Terziler maalesef acımasızdır, gözünüzün yaşına bakmaz. Keşke şu hayatta terziye hiç gerek olmadığını bilsek, hepimizin toplumun giydirdiği kıyafetleri çıkarsak ve ancak böylece eşit olduğumuzun farkına varsak o zaman her şey çok daha güzel olacak. En büyük erdem insan olmaktır, toplumun pahalı ve gösterişli kıyafetlerini giymek değil. “Ye kürküm ye” dünyasının illüzyonundan kendimizi kurtardığımızda ve başkalarınınn bizi giydirmesine izin vermeyip kendimiz olduğumuzda, dünya da yaşanabilecek bir yer haline gelecek.


Absürd bir oyun olması sebebiyle repliklerin tezatlığı da oldukça fazla. Zaten bu repliklerin hepsini tam olarak anlamak, zihnimizde oturtmak ve içselleştirmek için oyunu en az bir kez daha izlemek gerek. Örneğin, Ama moda nedir? Herkes hem herkesin giydiğini hem de kimsede olmayanı giymek istiyor... Birini yaratmak biri olmaktan iyidir... Herkes kafası yerine derisini vermeyi tercih eder. Deri ne işe yarar ki? 

Oyunun derinliğinden çıkıp oyunculuğun derinliğine geçtiğimizde ilk olarak Ahmet Saraçoğlu gözüme çarpıyor. Oyunu bu kadar merakla izlemek istememin en büyük nedenlerinden biri kendisi. İlk defa tiyatroda izlemiş oldum ve oyunculuğunun asıl sahnede ne kadar müthiş olduğunu gördüm. Terzi rolünün kendisine yakışması başka, bu rolü sanki gerçek yaşamda mesleğiymiş gibi usta bir terzi edasıyla başından sonuna kadar büyük bir ciddiyetle götürmesi başka. Diğer taraftan Tozluk rolündeki Can Başak’ı ayrıca beğendim. Genç yetenek, enerjisiyle oyuna da ivme kazandıran Emre Karaoğlu da alkışı hak edenlerden. Çimen Baturalp’in rolü gereği sahneyi az ve öz ziyaretlerinde oyunculuğunu da aynı kalitede sunması da keza aynı şekilde. Ekselans/keşiş/çırak rolündeki Ergün Üğlü, ilk başlarda düşük performans sergilemesine rağmen kısa sürede toparladı ve özellikle çırak rolünde oyunculuğu oldukça akıcı oldu.

En büyük teşekkürüm oyunun yönetmeni Ragıp Yavuz'a, bu kadar sağlam bir oyunu sağlam bir ekiple bize sunduğu için. Tabi oyunu çeviren Neşe Taluy Yüce’nin gayet temiz ve sade bir Türkçeyle çevirdiğini belirtmeden edemeyeceğim. Son olarak dekor bir Barış Dinçel klasiği. Tıpkı diğer oyunlardaki gibi dekor kendisine aitse oyunu izlemeden bile konusunu anlayabiliyorsunuz. Savaşın tüm öğeleri, devrimi sembolize eden yıkılmış heykeller, kafes ve oyunun en kilit dekoru terzi dolabıyla, sahne oyunun başarısındaki en büyük söz sahibi. Herkesin emeğine sağlık! 

İyi bir absürd tiyatro örneği görmek, oyuncularla birlikte içinde bulunduğumuz durumu bu kez terzi müşterisi olarak sorgulamak ve sezonun bitmesine az bir zaman kala kaliteli bir oyunu da listemize eklemek için Terzi oyununa gidilir. Satır aralarında dolaşılır ve sonra da izlenimler saatlerce diğer seyircilerle tartışılır. Şimdiden iyi seyirler...


***Fotoğraflar: İBB Şehir Tiyatroları

0 yorum:

Yorum Gönder