daimatiyatro@gmail.com

6 Ekim 2017 Cuma

İKSV 21. İstanbul Tiyatro Festivali ve Bağımsızlık Yapacak Oyunlar

Her tiyatroseverin, en çok da benim büyük bir merak ve heyecanla beklediği festivaldir İKSV Istanbul Tiyatro Festivali! Bu yıl 21.’si gerçekleşecek festival, 13 Kasım’da perdelerini açacak ve bizler de 26 Kasım’a kadar 6 uluslarası ve 13 yerli oyunla “tiyatro bağımsızlık yapar” diyeceğiz.

Önceden iki yılda bir yapılan ancak geçen sene her yıl düzenlenme kararı alan ve tüm tiyatro tutkunlarının kalbini kazanan İKSV, 21. Istanbul Tiyatro Festivali için de yine alkışlayacağımız bir program hazırlamış. 13-26 Kasım tarihleri arasında sadece 19 oyunla değil, okuma tiyatrosu, söyleşiler ve kitap tanıtımlarıyla da doya doya bir festival geçireceğiz. “#tiyatrobağımsızlıkyapar” temasıyla yola çıktılar ve birçoğumuzu da en çok yerli yapımlarla mutlu ettiler. 27 Eylül’de düzenledikleri basın toplantısında program açıklanır açıklanmaz önce heyecanımın yatışmasını bekledim, sonra da “mutlaka izlemeliyim” listemi oluşturdum.

İşte en önde yerimi alacağım oyunlar ve detayları:

MARTI, Pürtelaş Tiyatro: Festivalin açılış oyunu Pürtelaş Tiyatro’dan. Çehov’un unutulmaz eseri, Serdar Biliş’in güncel yorumuyla buluşacak, hayranı olduğumuz oyuncularla sahnede olacak. Aradan geçen 120 yılı aşkın tarihe rağmen, günümüzün “arada kalmış, bir türlü harekete geçemeyen” insanıyla bizler de aynı dili konuşacağız.

Yazan: Anton Çehov Türkçe Versiyon: Sami Özbudak Yöneten: Serdar Biliş Oynayanlar: Boran Kuzum, Ecem Uzun, Fırat Tanış, Gonca Vuslateri, Kayhan Açıkgöz, Serdar Orçin, Sevil Akı, Şerif Erol, Tilbe Saran, Yasin Bardakçı, Cem Cücenoğlu
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 13-14-15 Kasım, Zorlu PSM Studio 

YUVA, B Planı: Sami Berat Marçalı’nın geçen yıl New York’ta sergilenen oyunu, festival süresince bizlerle olacak. Yolu New York’un göbeğinde kesişen Tazim, Chicho, Seda ve Barış’la, göçmenlik, varoluş ve aidiyet kavramlarını, iletişim ve birbirini anlama sorunsalı üzerinden birlikte sorgulayacağız.

Yazan ve Yöneten: Sami Berat Marçalı Yapım: Yağmur Dolkun Oynayanlar: Bora Akkaş, Erol Ozan Ayhan, Özlem Zeynep Dinsel, Saim Karakale
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 14-25 Kasım, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu

FRESK (LA FRESQUE), Ballet Preljocaj: Unutulmaz bir deneyim yaşatacak bu dans performansı, İstanbul Tiyatro Festivali’nin senelik seyrine geri dönüşünün bir kutlaması. Kural tanımayan koreografileriyle dünya çapında ses getiren Fransız Angelin Preljocaj’ın son yapıtı Fresk, yorgun düşmüş iki seyyahın merak uyandıran serüvenini, kabına sığmayan bir yorumla aktaracak.

Prodüksiyon: Ballet Preljocaj Ortak Yapımcılar: Grand Théâtre de Provence, Maison des Arts de Créteil, Théâtre de la Ville - Paris / Chaillot - théâtre national de la danse, Scène Nationale d’Albi, National Taichung Theater (Taïwan) Koreografi: Angelin Preljocaj
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 18 Kasım, Zorlu PSM Ana Tiyatro 

KELEBEKLER ( FARFELLE), Compagnia TPO: Festivalin en renkli gösterisiyle dünyaya bir kelebeğin gözünden bakacağız. Hepimiz, sahnede sanatçılarla birlikte renklerin, seslerin ve ışıkların da dansına davetli olacak, bir yağmur ormanındaymış hissiyle kelebeklerin mucizevi yaşam döngüsüne tanık olacağız.

Ortak Yapımcılar: Compagnia TPO, Teatro Metastasio di Prato Yöneten: Davide Venturini, Francesco Gandi Koreografi: Anna Balducci, Piero Leccese Görsel Tasarım: Elsa Mersi
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 21-26 Kasım, Zorlu PSM Studio

AKŞAM YEMEĞİ, Semaver Kumpanya: Herman Koch’un çok sevdiğimiz romanı, farklı bir uyarlamayla tiyatro sahnesinde olacak. Volkan Sarıöz’ün yönetiminde sahnelenecek bu yüzleşme oyunu bize soracak: “15 yaşındaki oğlunuz ile kuzeni, evsiz bir kadının vahşice ölümüne sebep olursa hayatınıza nasıl devam edersiniz?” Cevabımın ne olacağını oyun gösterimine kadar düşüneceğim sanırım.

Herman Koch’un aynı adlı romanından uyarlayan: Kees Prins Çeviren: Can Çelebi Yöneten: Volkan M. Sarıöz Oynayanlar: Serkan Keskin, Sarp Aydınoğlu, Mustafa Kırantepe, Sezin Bozacı
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 15-16-20-21 Kasım, Çevre Tiyatrosu ve Caddebostan Kültür Merkezi

SENİ SEVİYORUM TÜRKİYE, Bakırköy Belediye Tiyatroları: İstanbul’un göbeğindeki bir çamaşırhanede, yanlarına kirli çamaşırlarını alan beş kişinin bu ülkeyi sevme çabasını ve aksayan hayatın akışı içinde “buradayım ve ben de Türkiye’yim” diyebilmelerini izleyeceğiz. Hem gerçekçi hem ironik, biraz da gerimli bir yolculuk bizi bekliyor.

Yazan: Ceren Ercan Yöneten: Yelda Baskın Oynayanlar: Alican Yücesoy, Defne Şener Günay, İrem Sultan Cengiz, Emre Koç, Damla Karaelmas Gökhan
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 16-17-25-26 Kasım, Yunus Emre Kültür Merkezi Turhan Tuzcu Sahnesi 

III.RICHARD, Schaubühne Berlin: İddia ediyorlar ki, Shakespeare’in en önemli karekterini hiç böyle görmediniz. Sahnede cani bir kral değil bir punk yıldızı ve sivri dilli bir komedyen olacak! Yönetmen Ostermeier’in “kötülük üzerine bir deneme” olarak nitelendirdiği oyunu, seyirciyi de cinayete ortak etmekten çekinmeyecek.

Yazan: William Shakespeare Çeviren ve Uyarlayan: Marius von Mayenburg Yöneten: Thomas Ostermeier Oynayanlar: Lars Eidinger, Moritz Gottwald , Eva Meckbach , Jenny König , Sebastian Schwarz , Robert Beyer, Thomas Bading , Christoph Gawenda Laurenz Laufenberg, Bernardo Arias Porras, Thomas Witte
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 17-18 Kasım, Zorlu PSM Drama Sahnesi

GÖÇMENLEEEER, Dostlar Tiyatrosu: Mültecilerin, gözümüzün önünde cereyan eden hayatta kalma mücadeleleri, Genco Erkal’ın yönetmenliğinde sahneye taşınıyor. Bir tür olan belgesel tiyatro formunda karşımıza çıkacak olan oyunda, hem tasarım dili hem de söylemiyle biz seyirciler de işin içine dahil ediliyoruz.

Yazan: Matei Visniec Çeviren: Zeynep Irgat, Osman Senemoğlu Yöneten: Genco Erkal Oynayanlar (alfabetik sırayla): Şirvan Akan, Ayşe Lebriz Berkem, Lütfi Can Bulut, Cem Çetin, Genco Erkal, Yiğit Yarar
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 21-22 Kasım, Kenter Tiyatrosu 

WHEN IN ROME, Galata Gerform/Platform 0090: Hikayemiz, yalnız yaşayan genç bir kadının, bir aile apartmanına taşınmasıyla başlıyor. Bir gün erkek arkadaşı ziyarete geliyor. Sonrası da hepimize tanıdık geliyor mesela kişisel alan, ikiyüzlülük ve bastırılmış cinsellik... Ancak her şey o kadar da tanıdık olmayacak, beklenmedik anları da yaşamaya da hazır olun.

Yazan: Öznur Yalgın Konsept ve Yöneten: Mesut Arslan Oynayanlar: Ersin Umut Güler, Pervin Bağdat, Sermet Yeşil, Yeşim Özsoy
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 21-22-23 Kasım, DasDas 

İHANET, Ankara Devlet Tiyatrosu: Nihat Sırrı Orik’in bugüne kadar hiç sahnelenmemiş oyunu, Ankara Devlet Tiyatrosu farkıyla festivalde. Ben dahil birçoğumuz için festivalin kapanışı yapacağımız İhanet’le Sacide ve Macide kardeşlerin tezatlıklar üzerine kurulu rekabetine tanık olacağız, bakalım kim galip gelecek?

Yazan: Nahid Sırrı Örik Yöneten: Özen Yula Yönetmen Yardımcısı: İclal Karaduman Oynayanlar: Mehmet Akay, Serpil Gül, Levent Çelmen, Başak Vural, Nur Serengül, Şivan Binici, Kıvanç Değirmenci, Selver Kınık Onurlu, Didem Ruhi, Erkan Erkoç, Nur İsmailçebi, Merve Nur Türkan, Cem Sel, Duygu Biçer
Gösterim Tarihleri ve Yeri: 25-26 Kasım, Caddebostan Kültür Merkezi 

21. İstanbul Tiyatro Festivali için bunlarla sınırlı kalmak istemiyorsanız, programınıza göre her gün bir oyunla tiyatronun nasıl bağımsızlık yapacağını görmek üzere İKSV Tiyatro’nun sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Biletler 7 Ekim’de satışa çıkacağına göre hızlı davranıp listenizi hemen yapmalısınız. En önemli bilgiyi hemen paylaşalım ve hatta mümkünse herkese yayalım: bu yıl, öğrenciler de oyunlara doysun diye öğrenci biletlerini 10 TL’den satışa sunuyorlar. Bu demektir ki, festivalde usta oyunculardan önce böyle bir güzelliği mümkün kılan İKSV’yi alkışlayacağız.

Tiyatro hepimize lazım, festivaller de bu gerekliliği yerine getiren en güzel araç. 
O halde teşekkürler İKSV ve alkışın bol olsun 21. İstanbul Tiyatro Festivali!
Yorum Yap

27 Eylül 2017 Çarşamba

Pera'nın Zamanı: Otel Odalarında Büyüleyici Bir Yolculuk

Tiyatronun büyüsüne inanlardansanız, Pera’nın Zamanı bu inancınızı doğrular nitelikte. Altıdan Sonra Tiyatro, Pera Palas Jumeirah ile bizi zamanda bir yolculuğa ve bu zamana sıkışıp kalan insanlarla tanışmaya davet ediyor.

Pera’nın Zamanı, her tiyatroseverin başına gelebilen en büyüleyici oyunlarından biri. Bu oyunda Pera Palas’ın tarihi atmosferi, her biri kendi alanına ismini yazdırmış insanların odalardaki izleri ve bu izleri ölümsüzleştiren dört ayrı oyunla bizi bambaşka bir deneyime çağırıyor. Nasıl mı?

Önce Pera Palas’ın kapısından içeri giriyor ve dördüncü kata çıkıyorsunuz. Sizi karşılayan belbolyların verdiği kulaklık rengine göre gruplara ayrılıyorsunuz. Odalara girmeden önce hoş bir sada yankılanıyor koridorda. Bir kadın, otelin havasıyla da bütünleşen şarkısını söylüyor ve oyunun büyüsü de yavaş yavaş kendini hisettiriyor. İlk önce Agatha Christie’nin kaldığı odanın kapısını çalıyorum. Karşımda bir yazar ama tanımaya başladıkça yazar mı yazamaz mı pek emin değiliz. Diğer izleyicileri kendi hikayesine ortak ediyor, bizi oldukça eğlendiriyor ama kendisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu yazarın derdi nedir, derdinin dermanı var mıdır, izleyince karar vereceksiniz. Ben şahsen, hala odada olduğunu ve yine sayıklayıp durduğunu düşünüyorum.

Odadan çıkınca kulaklarınızın pası silinmeye devam ediyor, şarkı tüm koridorları dolaşıyor. Bir yandan da belboylar, tarihe sıkışıp kalan misafirleri temizleme konusunda sizden destek istemeye devam ediyor. Şimdi sıra Franz Joseph’in kaldığı odada. İki ayrı odada, yaptıkları işin kıdemlisi iki kanka, “proje bazlı” bir durumu açıklığa kavuşturma çabasındalar. Sonu hayır mıdır, şer midir, bilinmez ama hikayenin bizi sürüklediği kesin. Greta Garbo’nun kaldığı odada yaşanan olaylar ve diyaloglar ise biraz karmaşık. Gelinin ve belalısının arasında geçenleri izliyor ve kafamızdaki sorulara yenilerini ekliyoruz. Son olarak kral dairesinin sakini ise bizi gördüğüne fazlasıyla memnun. Hikayesini paylaşıyor, biz de merakla dinliyoruz. Dinledikçe hedefine bir gün ulaşacağına inanıyoruz, aşkına da.

Odaları ziyaretimiz bitince, yine orta alanda buluşuyoruz. Belboylar son sözlerini söylüyor, duygu ve düşüncelerimizi ‘söz uçar, yazı kalır’ misali ölümsüzleştiriyoruz. Ardından misafirliğimizi sonlandırmak üzere balo odasına doğru ilerliyoruz. Odalardaki hikayeler de bizimle birlikte salona ilerliyor. Şarkının son tınıları kulaklarımızdan geçiyor ve Pera’nın Zamanı selamını veriyor. 

İşte Pera’daki yolculuğumuz böyle geçti. Aklımda en çok Agatha Christie’nin odası ve misafiri kalırken kral dairesindeki hikaye canımı acıtmaya devam ediyor. Balo odasındaki son veda ise hala gözlerimin önünde… Sadece düğün hikayesi karmaşık ve anlaşılması zor. Yine de iki saat boyunca gördüğüm, duyduğum, hissettiğim ve deneyimlediğim her şey insanı ve insana ait tüm duyguları yansıtıyor ve izleyenlere de kendince dersler veriyor. Otelden ayrılırken dört farklı oyunu sahnede değil de otel odalarında sergilemek ve izleyenlere bambaşka bir oyun seyri yaşatmak adına emeği geçen herkese teşekkürümüz bir borç kalıyor. 

Alkışlarımız arasında projenin mimarı Altıdan Sonra Tiyatro, yönetmeni Yaman Ömer Erzurumlu, yazarları Gülhan Kadim, Seda Özen Yürük, Selin Girit, Yaman Ömer Erzurumlu, Selen Örcan, şarkıların söz ve besteleriyle Burçak Çöllü yer alıyor. Oyuncular Aslı Can Kortan, Cenk Hakan Köksal, Erkan Kortan, Hakan Emre Ünal, İhsan Dehmen, Merve Öztoprak Kantarcı, Özer Arslan, Seyfi Erol, Sinan Arslan’ın payı ise biraz daha büyük. Önce Seyfi Erol sonra da Hakan Emre Önal en çok alkışladığım. Belboylar Erkan Kortan ve İhsan Dehmen’in yeri ise apayarı. Bizi karşılamaları, oyun boyunca yönlendirmeleri, işlerine ortak etmeleri, çok bilmediğimiz iş tempolarını ve sorunlarını bizlerle paylaşmaları ve oyun sonunda uğurlamalarıyla, oyuna kattıklarını takdirle karşılamamak mümkün değil. 


Kısaca Pera’nın Zamanı demek Pera Palas’ın eşsiz havasını koklamak, bir tiyatro sahnesine değil bir otele hatta tarihe tanıklık eden odalarına misafir olup oyunların bir parçası haline gelmek ve tiyatronun büyüsünü hissederek ayrılmak demek. Tüm bunları da anlatmakla değil yaşayarak öğrenmek demek. Hazır, yeni sezon gelmişken böyle bir zaman yolculuğuna siz de çıkın. Kim bilir, belki belboylara temizlikte bizden daha çok yardımcı olursunuz. Şimdiden kolay gelsin!
Yorum Yap

18 Eylül 2017 Pazartesi

6. Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali ile “Rüya”lar Gerçek Oluyor!


Yaşasın, en heyecanla beklediğim festivale sayılı günler kaldı! Türkiye’nin oyun yazarlığına odaklanan ilk festivali olma özelliğini taşıyan 6. Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali, bu yıl “RÜYA” temasıyla 4 Ekim’de “Ve Perde!” diyecek.

Galata Perform, 6. Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali ile, 4-8 Ekim tarihleri arasında “rüya”ları gerçeğe dönüştürüyor. Yedi gün boyunca sadece oyun okumalarını izlemeyeceğiz; bir prömiyer, bir özel proje, bir atölye ve artık gelenek haline gelen okuma sonrası yönetmen ve oyuncularla tiyatro söyleşilerinin de yer aldığı dolu dolu bir festival bizi bekliyor. Bu yıl, en heyecan verici proje ise 8 Ekim tarihinde gerçekleşecek Samatya Monologları olacak. 

Galata Perform'un sitesinden de takip edeceğimiz program ve alkışlayacağımız oyun okumaları şu şekilde:

PROGRAM

*kızlaröldürebilseydi (oyun okuması)
4 Ekim 2017
Yer: SAHNE KHAS
Saat: 20:00
Yazan: Asa Lindholm
Yöneten: Sanem Öge
*Ücretsiz Etkinlik.

Ayışığında Gökkuşağı (oyun-prömiyer)
5 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 20.30
Yazan: Serdar Kurt
Yöneten: Yeşim Özsoy
Oyuncular: Ayşe Lebriz Berkem, Özgün Çoban, Oğuz Öztekin
Bilet : Tam 50TL, İndirimli 30TL

Sezon Açılış & Festival Partisi
NaN Şişhane
5 Ekim
Saat: 22:00

İskandar Savaşı (sahnelenmiş oyun okuması)
6 Ekim
Yer: Fransız Kültür Merkezi
Saat: 19.00
Yazan: Samuel Gallet
Yöneten: Mark Levitas
Oyuncular: Deniz Celiloğlu, Evrim Doğan, Mark Levitas
*Etkinlik ücretsiz olup Fransız Kültür Merkezi tarafından oluşturulacak online kayıt sistemine kayıt yaptırmak gereklidir. Lütfen http://www.ifturquie.org/ siteyi ziyaret edip kayıt olun.

Tiyatroda Rüya Teması Üzerine (söyleşi)
Katılımcılar: Yeni Metin Yeni Tiyatro Oyun Yazarları ve Yönetmenler Birliği Danışma Kurulu
6 Ekim
Yer: Fransız Kültür Merkezi
Saat: 20.30
Katılımcılar: Yeni Metin Yeni Tiyatro Oyun Yazarları ve Yönetmenleri Danışma Kurulu
*Etkinlik ücretsiz olup Fransız Kültür Merkezi tarafından oluşturulacak online kayıt sistemine kayıt yaptırmak gereklidir. Lütfen http://www.ifturquie.org/ siteyi ziyaret edip kayıt olun.

Finsterra (oyun okuması)
7 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 13.00
Yazan: Hande Öykü Ekmen
Yöneten: Sezgi Mengi
Bilet: 20 TL

Katilleri Malum Kadınlar (oyun okuması)
7 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 15.00
Yazan: Havva Karataş
Yöneten: Ceren Demirel
Bilet: 20 TL

*Asa Lindholm Çağdaş Tiyatro Atölyesinde (atölye)
7 Ekim
Yer: GalataPerform Atölye
Saat: 16:00 – 19:00
*Atölye ücretlidir.

Taziyevi (oyun okuması)
7 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 17:00
Yazan: Tolga Çıklaçiftçi
Bilet: 20 TL

Ailemizin En Güzel Sırrı (oyun okuması)
7 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 21.00
Yazan: Can Özden
Yöneten: Selen Uçer
Oyuncular: Burak Küçükosman, Pınar Göktaş, Güner Özkul
Bilet: 20 TL

Samatya Monologları (oyun okuması)
8 Ekim
Yer: Samatya (farklı mekanlar ilan edilecek)
Saat: 15:00
Yazarlar: Cihan Çakan, Tolga Çıklaçiftçi, Can Özden, Şirin Gürbüz
Bilet: 20 TL

Güney Yıldızı (oyun okuması)
8 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 17.00
Yazan: Şirin Gürbüz
Yöneten: Berfin Zenderlioğlu
Bilet: 20 TL

Arka Bahçe (oyun okuması)
8 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 19.00
Yazan: Cihan Çakan
Yöneten: Şaziye Konaç
Bilet: 20 TL

Yoğun Bakım Önlüğü (oyun okuması)
8 Ekim
Yer: GalataPerform
Saat: 21.00
Yazan: Şenay Tanrıvermiş
Yöneten: Erdem Kaynarca
Oyuncular: Nükhet Akkaya, Özlem Mahmutoğlu, Melisa Akman, Doğu Alpan, Ilgıt Uçum
Bilet: 20 TL

Genel Sanat Yönetmeni: Yeşim Özsoy
Atölyeler ve Yayınlar Direktörü:Ferdi Çetin
Özel Projeler Sorumlusu: Sami Özbudak
Yönetici Asistanı: Şükrü Buğra Akkemik
Editör ve Söyleşi Organizasyonu: Ozan Ömer Akgül
Prodüksiyon: Koray Doğan
Arşiv: Batur Belirdi

Mekanlar:
GalataPerform
Büyük Hendek Caddesi No:21 Kat:1
Galata Kuledibi
0212 2439991 / 0530 2602524
www.galataperform.com

FKM- Fransız Kültür Merkezi
İstiklal Caddesi No: 4 - 34435 Taksim
0212 3938111
www.ifturquie.org

SAHNE KHAS
Kadir Has Caddesi Cibali
0212 533 6532

NaN Şişhane
Meşrutiyet Cad. No:102 Beyoğlu
0212 243 0174

* Programla ilgili detaylı bilgilere www.galataperform.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Yorum Yap

2. Kadıköy Tiyatro Şenliği: Sezon Uzun, Şenlik Kısa!

Her tiyatrosever ekim ayını sadece yeni oyunlar var diye sabırsızlıkla beklemez. Aynı zamanda şenlik zamanı olduğu için de heyecanlıdır., Bu yıl, 1-15 Ekim tarihleri arasında perdelerini açacak 2. Kadıköy Tiyatro Şenliği de bunun en güzel kanıtıdır.

Kadıköy Tiyatroları Platformu, “sanat uzun, şenlik kısa” sözünden hareketle ve Kadıköy Belediyesi işbirliğiyle düzenleyeceği 2. Kadıköy Tiyatro Şenliği için geri sayıma başladı. 15 gün boyunca toplam 16 sahnede, 24 oyun ve 3 atölye ile hepimizi tiyatro coşkusuna ortak olmaya ve bu şenliği gelenekselleştirmeye çağırıyor. Bizlere de biletimizi alıp, koltuğumuza yerleşmek düşüyor.


Bakalım sahneleri hangi oyunlar şenlendirecek:

PROGRAM

1 Ekim 2017 Pazar Saat: 18.30

AKLA KARA
ÜÇ DAHİ
Tiyatro Ak’la Kara
Bahariye Caddesi No: 92 Akyıldız Pasajı Kadıköy
0532 5166517 / kerem@aklakara.tv

2 Ekim 2017 Pazartesi Saat: 20.30
TİYATRO ALESTA
SÜRÜNE SÜRÜNE ERKEK OLMAK
Theatron
Söğütlüçeşme Caddesi no:64 Bulvar Çarşısı – Zemin Kat
0 541 739 47 24 / 0 216 345 18 28 info@kadikoytheatron.org

03 Ekim 2017 Salı Saat: 20.30
LİVİNG ROOM
HIRSIZ VAR
Living Room
Caferağa Mah. Arayıcıbaşı Sok No 9
0216 405 24 04 / info@livingroom.com.tr

04 Ekim 2017 Çarşamba Saat: 20.30
ÇATKAPI OYUNCULARI
GALİLEİ
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
Bahariye Caddesi Ali Suavi Sokak No: 7 34714 Kadıköy İstanbul
Telefon: 0216 414 22 39

05 Ekim 2017 Perşembe Saat: 20.30
İSTANBULİMPRO
OLAY RUSYA’DA GEÇİYOR
istanbulimpro SAHNE
Osmanağa Mah. Halitağa Cad. Şadırvan Pasajı No: 28
0544 580 14 00 / istanbulimpro@gmail.com

06 Ekim 2017 Cuma Saat: 20.30
KÜÇÜK SALON
OTOMATİK PORTAKAL
Küçük Salon
Caferağa Mh. Soner Sk. No 15/B Bahariye Kadıköy
0 532 720 95 94 / kucuksalonoyunculari@gmail.com

07 Ekim 2017 Cumartesi Saat: 20.30
TİYATRO MERDİVEN
BOZUŞMA
Living Room
Caferağa Mah. Arayıcıbaşı Sok No 9
0216 405 24 04 / info@livingroom.com.tr

KADIKÖY EMEK TİYATROSU
SEVMEKTEN ÖLDÜ DESİNLER
Kadıköy Emek Tiyatrosu
Uzunçayır Caddesi Doğançay İş Hanı No:29/1 Hasanpaşa
0216 545 73 76 / emeksahnesi@gmail.com

08 Ekim 2017 Pazar Saat: 13.00
NHKM ÇOCUK
EN GERÇEK MASAL
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
Bahariye Caddesi Ali Suavi Sokak No: 7 34714 Kadıköy İstanbul
Telefon: 0216 414 22 39

08 Ekim 2017 Pazar Saat: 18.30
ALTKAT SANAT TİYATROSU
DÖNÜŞÜM
Altkat Sanat Tiyatrosu
Caferağa mahallesi Moda Caddesi Huzur palas Pasajı 35/5
0536 214 27 33 / bilgi@altkatsanat.com / www.altkatsanat.com

OYUN ATÖLYESİ
WOYZECK
oyun atölyesi
Dr. Esat Işık Cad. No:3 Moda
0 216 345 39 39 / bilgi@oyunatolyesi.com

09 Ekim 2017 Pazartesi Saat: 19.00 (ATÖLYE)
KADIKÖY THEATRON
OYUNCULUĞUN İNŞASI
İletişim için:
kadikoytheatron@gmail.com / 0 (541) 739 47 24

09 Ekim 2017 Pazartesi Saat: 19.30 (ATÖLYE)
ALTKAT SANAT TİYATROSU
REJİ SANATI
Altkat Sanat Tiyatrosu
Caferağa mahallesi Moda Caddesi Huzur Palas Pasajı 35/5
0536 214 27 33 / bilg@altkatsanat.com / www.altkatsanat.com

09 Ekim 2017 Pazartesi Saat: 20.30
DASDAS
ALACAKARANLIK KUŞAĞI
Dasdas Atölye
Barbaros Mahallesi Sümbül Sokak, Watergarden, Batı Ataşehir
0216 970 03 27 / info@dasdas.com.tr

10 Ekim 2017 Salı Saat: 20.30
KaST
ARTIK SIĞINAĞIN KALMADI
Theatron
Söğütlüçeşme Caddesi no:64 Bulvar Çarşısı – Zemin Kat
0 541 739 47 24 / 0 216 345 18 28 info@kadikoytheatron.org

11 Ekim 2017 Çarşamba Saat: 20.30
OYUN SANDALI
TARANTA BABU
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Osmanağa Mahallesi, Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı) No:7
(0216) 414 22 39 / www.nhkm.org.tr

DASDAS
KAYIP EL
Dasdas Atölye
Barbaros Mahallesi Sümbül Sokak, Watergarden, Batı Ataşehir
0216 970 03 27 / info@dasdas.com.tr

11 Ekim 2017 Çarşamba Saat: 19.00 (ATÖLYE)

KADIKÖY THEATRON
OYUNCULUĞUN İNŞASI
İletişim için: kadikoytheatron@gmail.com / 0 (541) 739 47 24

12 Ekim 2017 Perşembe Saat: 20.30
YOLCU TİYATRO
JOKO’NUN DOĞUM GÜNÜ
CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ
Bağdat Cad. Haldun Taner Sok. No: 11 CADDEBOSTAN

MODA SAHNESİ
FIRTINA
Moda Sahnesi
Caferağa Mh. General Asım Gündüz Cad. Halil Etham Sk. No:34 /27
0532 617 50 48 / bilgi@modasahnesi.com

12 Ekim 2017 Perşembe Saat:19.00 (ATÖLYE)
KADIKÖY THEATRON
OYUNCULUĞUN İNŞASI
İletişim için: kadikoytheatron@gmail.com / 0 (541) 739 47 24

13 Ekim 2017 Cuma Saat: 20.30
PİYATRO
MUHTEŞEM ÇİFT
PİYATRO
İbrahimağa zaviyesi 11/a Koşuyolu
05353084493 / piyatroinfo@gmail.com

HUMAN THEATER
TÜRKLER TİTANİK’TE
CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ
Bağdat Cad. Haldun Taner Sok. No: 11 CADDEBOSTAN

14 Ekim 2017 Cumartesi Saat: 20.30
KABİLE SAHNE
AYNI ŞEYLERİN OYUNU
PİYATRO
İbrahimağa zaviyesi 11/a Koşuyolu
05353084493 / piyatroinfo@gmail.com

ENTROPİ SAHNE
BOŞ ŞEHİR
ENTROPİ SAHNE
Osmanağa Mah.Piriçavuş Sok.6/1
05301107313 bilgi@entropisahne.com

14 Ekim 2017 Cumartesi Saat:13.00 (Ç.O)
TİYATRO FİL
CLEAN CLEAN WITH GREEN
BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, Nail Bey Sokak (Caferağa Spor Salonu Yanı)
0216 418 16 46

14 Ekim 2017 Cumartesi Saat:11.00 (ATÖLYE)
PİYATRO
PANTOMİM VE PERFORMANS
PİYATRO
İbrahimaga zaviyesi 11/a Koşuyolu
05353084493 / piyatroinfo@gmail.com

15 Ekim 2017 Pazar Saat: 18.30
İSTANBULİMPRO
KAYIP OYUN
istanbulimpro SAHNE
Osmanağa Mah. Halitağa Cad. Şadırvan Pasajı No: 28
0544 580 14 00 / istanbulimpro@gmail.com

15 Ekim 2017 Pazar Saat: 13.00 (Ç.O)
MİMBAZ TİYATRO
FISILTI ODASI
PİYATRO
İbrahimaga zaviyesi 11/a Koşuyolu
05353084493 / piyatroinfo@gmail.com

TİYATRO PAN
BİLGE AŞÇI
ÖYKÜ SAHNE
Bahariye cad. Sakız Gülü Sok. No:29
0541 770 27 87 / info@oykusahne.com

*Şenlik boyunca biletler 25 TL'den satışa sunulacak. Biletleri, tiyatro sahnelerini arayarak temin edinebilirsiniz.
** Program ile ilgili detaylı bilgiye www.kadikoytiyatrolari.com adresinden ulaşabilirsiniz. 



Yorum Yap

5 Eylül 2017 Salı

Tiyatro Mevsimi Başlıyor, Yeni Oyunlar Sahnede Yerini Alıyor!

Artık hasret sona eriyor, tiyatroseverlerin en sevdiği mevsim, perdeyi aralıyor. 2017-2018 tiyatro sezonu yeni oyunlarla sahneleri şenlendiriyor.

Ve gerisayım başladı. Eylül ile birlikte hem tiyatroları hem de bizi şimdiden bir telaş aldı. Onlar yeni oyunlarına hazırlık yapadursun, bizler de listelerimizi oluşturup bilet alma çalışmalarına başladık. Oyunların duyurularını okudukça, bu sezon bereketli olacağa, çoğunlukla Shakespeare'a adanacağa ve yaklaşık dokuz ay boyunca tiyatroya fazlasıyla doyacağımıza benzer.

Sözü fazla uzatmayalım, yeni sezonda (kendi listeme) göre bizi nelerin beklediğine gelin hep birlikte bakalım:


Rahvan Giden Atlılar: Bir Özen Yula hayranı olduğumdan, en iyi oyunum dediği Rahvan Giden Atlılar’ı da listemin en başına koydum. Tatavla Sahne’de 1 Ekim’de perdeyi açacak bu oyun, ödüllü iki oyuncuyu bir araya getiriyor. Eraslan Sağlam yönetiyor, Edip Tepeli ve Erhan Tuna sahnede yerini alıyor.

Othello: Bu sezonu şimdiden Shakespeare sezonu diye ilan etsek yanlış olmaz sanırım. İlk adımı Versus Tiyatro atıyor. Zaten Shakespeare oyunları önceliğimdir, Versus Tiyatro yaparsa, daha çok önceliğimdir. Kayhan Berkin yönetiyor, Othello’yu Öner Erkan ve Iago’yu Eser Eyüboğlu canlandırıyor.

Kürklü Venüs: Geçen sezon Joko’nun Doğum Günü ile ödülleri toplayan Yolcu Tiyatro, bu sezon da iddialı olacağa benziyor. Ersin Umut Güler, hem yönetmenliğini üstleniyor hem de Pervin Bağdat’la aynı sahneyi de paylaşıyor. Kadro güzel, oyun güzel, biz de heyecanlıyız o zaman!

Fırtına: Moda Sahnesi, geleneği bozmuyor, bu sezon da bir Shakespeare oyununu beğenimize sunuyor. Kemal Aydoğan yönetiminde Hüseyin Avni Danyal, Mehmet Esen, Mürsel Yaylalı, Gürsu Gür, Zeynep Tuğçe Bayat, Selen Şeşen, Münircan Cindoruk, Yaşam Bayram Gül, İnanç Koçak, Kaan Songün, Ertürk Erkek provalara başladı, ekim ayında perdelerini açmak için heyecanlılar.


Çocuk İstiyorum: Tiyatro Keyfi, yeni sezonda tiyatroseverlere ilk olarak Çocuk İstiyorum’u sahneleyecek. Önce oyunun kadrosu, sonra da hikayesi izlemem için en büyük iki sebep. Çiçek Dilligil, Kemal Başar, Bekir Aksoy ve Defne Bölükbaşıoğlu’nu buluşturan bu oyunu, Galip Erdal yönetiyor.

Gözlerin Ardında: Tiyatro Keyfi’ni sadece yeni bir oyuna hayat vereceği için değil, farkındalık yaratacağı ve sosyal sorumluluk projesine imza atacağı için de alkışlayacağız. Down sendromuna dikkat çekeceği ve gelirinin bir bölümünün Down Sendromlular Derneği’ne bağışlanacağı bu oyunda Eda Kandulu oynayacak, Özgün ise canlı performansıyla oyuna renk katacak. Hal böyle olunca, en merakla beklediğim oyun olacak.

III.Richard: Kumbaracı50 ne sahnelese, en önde izleyeceğimdir. Bu sezon da bir Shakespeare oyunu varsa, yine yerimi hemen alacağım demektir. Yiğit Sertdemir’in yönetmenliğinde bu oyunun kalabalık kadrosunu yani Cemre Gümeli, Ceren Sevinç, Burakhan Yılmaz, Deniz Gürzümar, Eren Demirbaş, Erkan Baylav, Feride Çetin, Tolga Bayraklı, Yeşim Sarı, Yiğit Sertdemir’i de alkışlamayı sabırsızlıkla bekliyorum.


Filifu'nun İntikamı (Bir Tardieu Şeysi): Altıdan Sonra Tiyatro’nun, Jean Tardieu’nün kısa oyunlarından hareketle sahneleyeceği bu oyunun da yönetmeni yine Yiğit Sertdemir. Burakhan Yılmaz, Ceyda Akel, Dilan Parlak, Gülhan Kadim, Ladin Avşar, Meriç Rakalar, Mert Asker, Onur Kahraman ve Özge Emeç ile nasıl bir Tardieu şeysi olduğunu öğreneceğiz.

Bir İntiharın Genel Provası: Tiyatro Adam, her sezon tarzdır ve bu sezon da Sırp yazar Duşan Kovaçeviç’ten fantastik bir kara mizah örneğiyle yine tarzını ortaya koyacak bence. Sonuçta, Selen Öztürk, Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu ve Kadir Çermik var sahnede. Perdeleri açar açmaz, koşarak gideceğimi şimdiden belirtmek isterim.

Kafkas Tebeşir Dairesi: Tiyatro Adam’ın ikinci yenisi bu oyunda. Bertol Brecht’in oyunu için Baransel Gürsoy, Deniz Özmen, Ediz Akşehir, Esra Şengülalp, Gökhan Azlağ, Pelin Bölükbaş, Rana Büyükyılmaz, Serdar Akülker yer alıyor. Yönetmeni ise Ümit Aydoğdu.

Dünyanın En Güzel Arabistanı: EKİP Tiyatrosu’nun biz tiyatroseverlere bu sezon armağanı, Turgut Uyar’ın sevilen şiirini tiyatro sahnesine taşımasıyla olacak. Mirza Metin’in yönetmenliğinde Cem Uslu’yu izleyeceğiz ve eminim çok beğeneceğiz.

Tac'ın Nöbetçileri: B Planı, sezonu Rajiv Joseph'e Obie Ödülü kazandıran bu oyunla açıyor. Çeviren ve yöneten Sami Berat Marçalı ve oyuncuları da Kaya Akkaya ve Murat Eken olacak. Bu arada ikinci yeni oyunları, ilk kez New York LPAC'te sahnelenen Sami Berat Marçalı'nın "Yuva"sı, Kasım'da seyirciyle buluşacak.

Woyzeck: Oyun Atölyesi yeni sezona Haluk Bilginer’in çevirdiği Woyzeck’le giriş yapacak. Emrah Yetim, Hazal İspirli, Aydın Şentürk, Sefa Tantoğlu,Yiğit Çakır, Sinan Arslan, Dilara Topuklular, Ayça Koptur ve Numan Aydın’ın rol alacağı bu oyunu Muharrem Özcan yönetecek.


Onların Hikayesi: Geçen yıl, Sıraselviler’deki mekanına veda eden Tiyatro Pera, yine ve 'daima tiyatro' diyor ve Onların Hikayesi’ni bizlere sunuyor. Kadroda tabi ki Nesrin Kazankaya ve beraberinde Onur Atilla, Mehmet Bilge Aslan, Başak Meşe ve Serin Öztoprak var.

Arzu Travmayı: Tenesse Williams’ın tüm oyunlarını büyük bir zevkle okumuş biri olarak, sahnede de büyük bir zevkle izleyeceğime eminim. Üstelik Zerrin TekindorŞebnem Bozoklu ve Onur Saylak varsa ve Hira Tekindor yönetiyorsa, çok seveceğimiz kesin.

Çirkin: Das Das Sahne ilk defa bu sezon kendi oyunlarıyla sezona merhaba diyor. Marius Von Bayenburg’un oyunu için İbrahim Selim yönetmen koltuğuna oturuyor, Gizem Erdem, Edip Tepeli ve Volkan Yosunlu oyunculuklarını konuşturuyor. Böyle bir kadro olur da, bu oyuna gidilmez mi?

Bir İntikam Provası (Othello): Emek Sahnesi de Shakespeare oyununa atıfta bulunanlardan. Beliz Güçbilmez'in Othello’dan esinlenerek yazdığı oyuna, Merve Engin ve Pınar Yıldırım can veriyor. Böyle bir ekiple, eğlenmek garanti demektir! Yalnız paylaşmakta yarar var, oyun ancak ocak ayında sahnede olacak.


Kürk Mantolu Madonna: Sabahattin Ali’nin en çok okunan romanı, bu kez tiyatro sahnesinde. Uyarlamanın nasıl olacağını, Tuba Ünsal’ın Maria Puder rolüne nasıl hayat vereceğini ve diğer oyuncular Menderes Samancılar, Alper Saldıran ve Sercan Badur’la birlikte romanı, Sezen Aksu’nun şarkılarıyla bize nasıl anlatacağını büyük bir merakla bekliyorum. Engin Alkan yöneteceği için de önceliğim olacak.

Vay Sen misin Ben Olan?: Kadıköy Meydan Sahnesi, sezona en hızlı başlayanlardan. Faruk Sofuoğlu, Tuba Erdem, Ece Müderrisoğlu, Kemal Zeydan, Kemal Kuruçay ve Deniz Oral’la birlikte kimin kim olduğuna ve olunca da ne olacağını izleyip göreceğiz.

40'ından Sonra: Ayşen Gruda’nın Mahmut Gökgöz, Ahmet Taşdemir, Özge Ünlütezcan ve Onur Hanpa ile birlikte rol aldığı 40’ından Sonra oyunu, 25 Eylül’de Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde perde açacak.

Bir Yaz Gecesi Rüyası: Yine bir Shakespeare oyunu daha sahnede. Bu kez sıradışı yönetmen Aleksandar Popovski, en sevdiğim bu oyuna tıpkı daha önce Şehir Tiyatroları'nda olduğu gibi yine ezber bozduracak. Oyuncu kadrosu müthiş: Sezai Aydın, Levent Üzümcü, Neslihan Yeldan, Beyti Engin ve Arda Aydın,6 Kasım'da Uniq Hall'da perdeyi açacak.    

Kızgın Damdaki Kedi: Mam'art Tiyatro müjdeyi bir Tenesse Williams oyunuyla verdi. Çok heyecanlı! Serkan Salihoğlu yönetiyor, Ayten Uncuoğlu, Sezin Akbaşoğlulları, Tuğrul Tülek, Ünal Silver, Bennur Duyucu ve Ömür Kayakıyılmaz oynuyor. Kadronun güzelliğine bakar mısınız!



Küçük Salon’dan Yeni Oyunlar: Bu yıl takipte kalacağımız bir diğer tiyatro grubu ise Küçük SalonKaramazov Kardeşler, Angina Pektoris, Othello ve Otomatik Portakal ile bize klasik oyunlar şenliği sunacak. Her birinin kadrosu birbirinden zengin. Detaylar ve ilk gösterim haberlerini almak için sabırsızlanıyoruz.

Galata Perform Oyunları: Bu sezon, bir Galata Perform oyunundan diğerine koşacağız. 3-8 Ekim tarihlerinde Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali’nin yanı sıra 4 yeni oyunu da alkışlayacağız. Bu sezon, biraz daha özel olacak çünkü kendi yetiştirdikleri öğrencilerinin yazdığı oyunlar sahneye taşınacak. Tato, Ayışığında Gökkuşağı, Yoğun Bakım Önlüğü ve Ailemizin En Güzel Sırrı için takipteyiz. Özellikle de klasik oyunlara ve uyarlamalara ara verip yeni yazılan bu oyunları daha çok takip edeceğiz.

Yakında Sahnede, Detaylar Yolda

Hayvan Çiftliği: Altıdan Sonra Tiyatro ile Tiyatro D22, başbaşa vererek başka bir klasiği sahneye taşıyor. Onlar provalarda, bizler detaylar için meraklardayız.

HırsızVersus Tiyatro, bir müjde daha verdi ve yeni bir oyunla daha sahnede olacaklarını sosyal medyada paylaşmaya başladı. Detayları heyecanla bekliyoruz.


Barış: Güray Dinçol’un, “barış yola çıktı” diyerek müjdelediği ve yönetmenliğini üstlendiği bu oyunun detaylarını da en az kendisi gibi sabırsızlıkla beklemeye başladık.

Patates: Ahu Türkpençe, bu sezon karşımıza kendi yazdığı ve başrolde olacağı bir oyunla çıkıyor. Oyunla ilgili gelişmeleri henüz bilmiyor ama oyunu merak etmekten de geri kalmıyoruz.

Bir Yaz Gecesi Rüyası: Emek Sahnesi, geçtiğimiz hafta çok güzel bir haber verdi. Shakespeare’in en sevdiğim oyununu bu kez bir sirk gösterisiyle sunacaklar. Haber çok taze, detaylar da yakında bizlerle olacak.

Çarpıntı2047: Tiyatro Oyun Kutusu da, yeni sezona yeni bir oyunla giriyor. Ancak detaylar için kendilerinin de belirttiği gibi biraz beklememiz gerekecek.

Üç Dahi: Tiyatro Ak'la Kara'nın yeni oyunu 30 Eylül'de perdeyi açıyor. Oyuncuları ve diğer tüm detayları henüz bilmiyoruz ama takipteyiz.

Taşra Kabare: Bu sezon Taşra Kabare olmadan ve Kadıköy’de birinci yılını kutlayan harika mekanlarında yeni oyun izlemeden olmaz. Yeni bir oyun hazırlığındalar ve detayların yolda olduğunu biliyoruz.

Bakırköy Belediye Tiyatrosu (BBT): Sezonun en bereketli tiyatrosu BBT olacak bence. Yeni oyunlar yolda, detaylar yakında sosyal medya hesaplarında.

Yeni oyunlardan haberlerden, takip ettiğim kadarıyla şimdilik böyle. Ancak sezon ilerledikçe, belki de ben bu listeyi oluştururken de daha başka yeni oyunların duyumlarını alacağız. Sezon, hızlı başlayacaksa, hızlı davranmak gerekir.

Şimdiden yeni sezon güzelliğiyle ve bol alkışıyla gelsin. 
Perdeler açılsın, tiyatro mevsimi uğurlu olsun!

Yorum Yap

Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit: Bi' İyi, Bi' İyi Oyun ki!


Hani bir oyunu öyle çok beğenirsiniz de, herkese anlatmak istersiniz, onlar da izlesin ve en az sizin kadar alkışlasın dersiniz ya, işte Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit de böyle bir oyun. Hatta oyunu Hakan Emre Ünal yönetirse, Dirmit’e  hayran bırakan oyunculuğuyla Nezaket Erden hayat verirse ve Latife Tekin’in bu özel romanını güçlerini birleştirip uyarlayan da her ikisi olursa, beğeniniz bir basamak yukarı çıkar ve içiniz titreyerek oyundan ayrılırsınız.

Seyyar Sahne, yine iyi ki yapmış, iyi ki sahnelemiş dediğimiz bir oyunla daha karşımızda. Latife Tekin’in en sevdiklerimizden Sevgili Arsız Ölüm romanından hareket ederek Dirmit karakterini, tiyatro sahnesine taşınmış ve geçen sezon gibi bu sezonun da en izlenilesi oyunları arasında yerini almış. Roman dediysek, her sayfası değil sahnede gördüğümüz. Dirmit’in bir gecesiyle romanın genel bir özeti bize anlatılıyor. Nice Dirmit’lerin ve kendisiyle aynı kaderi paylaşan milyonlarca Dirmit’in dünyası bize sunuluyor.



İzlerken “ah Dirmit” diyorsunuz, "ne umutlarla geldiğin İstanbul, o dizilerde göründüğü gibi değilmiş, öyle villalarda oturulmuyor, etrafında hizmetçiler pervane olmuyor, lüks arabalarla Bebek’te üç-beş tur atılmıyormuş.” Bir çocuk gözüyle hayaller büyük, gerçekler de bir o kadar acı oluyor. Üstelik Dirmit gibi bir aileniz varsa, gelenekleri ve inancı arasında sıkışan anne-babayla, İstanbul’dan dayak yiyip tutunamayanlar arasına katılan abileriniz başınızda bitiyorsa ve her şey dönüp dolaşıp evdeki kız çocuğunun/kardeşin namusuna bağlanıyorsa, ya Dirmit gibi çıkış yollarıyla ayakta kalırsınız ya da o tek göz odada siner gidersiniz. "Yine de helal olsun Dirmit sana! Bu düzene dayanmak adına denediğin her şey için, kendi yarattığın dünyanı ne zaman yıkmaya çalışsalar başka bir eylemle yine güzelleştirdiğin için. Sen hep söylediğin şarkılarla, sakladığın kitaplarla, ettiğin danslarla 'bi’ iyi, bi’ iyi ol', tamam mı?"

İşte bu duygularla ve Dirmit’e sıkıca sarılma isteğiyle ayrıldım oyundan, önce yönetmeni Hakan Emre Ünal’ı alkışlayarak. Daha önce Roland Topor’un Masanın Altında öyküsünü Trom isimli oyunuyla sahneye taşımıştı ve en beğendiğim oyunlar arasında yer almıştı. Şimdi ise Sevgili Arsız Ölüm’ü, Nezaket Erden ile birlikte sadece bir karakter üzerinden bize sunuyor. Gerçekten bu işi çok iyi biliyor ve yapıyor.


Dirmit karakterini canlandıran Nezaket Erden’e ve oyunculuğuna gelince, kullanacağım tek tanım var: “resmen döktürüyor.” Dirmit, kitabın sayfalarından çıkmış, ete kemiğe bürünmüş, karşımızda duruyor. Yaklaşık seksen dakikalık tek perde boyunca hem Dirmit hem de Dirmit’in babası, annesi, abileri ve sevdiği arkadaşları oldu. Yeri geldi bizi köyüne götürdü, sırdaşıyla tanıştırdı, yeri geldi koysalar iki saat bile duramayacağımız rutubetli tek göz evine hapsetti. Tüm bunları Nezaket Erden tek başına, Dirmit’i taklit emeden ama o saflığını yansıtıp tüm olumsuzluklara rağmen bırakmadığı inadına sarılarak ve hayata duruşunu içinde hissederek yaptı. Sahnede herhangi bir dekor olmadığına, sadece yeni arkadaşı “kepçe”nin yanında durduğuna dikkatinizi çekerim. Hayal edeceğimiz alanı öyle güzel sundu ki, bize de arkamıza yaslanıp Dirmit’in dünyasına dalmak düştü.

Peki, Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit fikri nasıl ortaya çıktı? Neden Sevgili Arsız Ölüm ve neden sadece Dirmit? Nezaket Erden, bu sorularımın cevabını şöyle özetliyor: Bu romanı ilk okuduğumda, ilk kez geldiğim "büyük şehirdeki " üçüncü senemdi. Maddi, manevi bir çok zorlukla boğuşuyordum. Tam da yorgun düştüğüm bir zamanda elime bu roman geçti. Benim için bir "devam et" çağrısı gibiydi. Dirmit ile aramda, birebir olmasa da, çok fazla benzerlik var. Bu benzerlikten ve şehirle olan ilişkimden dolayı roman ile çok kuvvetli bir bağ kurdum. Yine o sıralar "romandan sahneye" isimli bir atölyeye katılmıştım. Bu çalışmada çok kısa bir bölümünü çalışmıştım, Dirmit karakterinin. Fakat bu çalışma sürecinde ve sonrasında Dirmit aklımın bir köşesine kazınmıştı. Aradan üç dört sene geçti ve bu kez yüksek lisans için bir bitirme projesi hazırlamam gerekiyordu.  Uzun süre ne yapacağımı düşündüm. Öylesine bir metni alıp oynamak istemiyordum. Bir şeyi araştırmak isteğim vardı. ‘Sevgili Arsız Ölüm’ ve ‘Dirmit’ tekrar aklıma düştü… Bir kere daha vurgulamak isterim ki; bir romanı oyunlaştırayım diye değil özellikle ‘Sevgili Arsız Ölüm'ü oyunlaştırayım diye yola çıktım. Romanda bir çok karakter var. Ben Dirmit'in hikayesini anlatmak istedim. Bunu Dirmit karakterinin ağzından yaptım. Olabildiğince yalın bir şekilde, metindeki büyülü gerçekçi dili sahneye taşımaya çabaladık.” Oyunu izledikten sonra söyleyebilirim ki, yaptıkları çaba takdire şayan ve emekleri de yerini fazlasıyla buluyor.


Bu kadar şey yazdıktan sonra ekleyeceğim tek bir şey kalıyor: Gelin, bu sezon kendinize bir güzellik yapın, açılışı da Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit’le yapın! İzledikten sonra bana hak vereceğinize eminim. Şimdiden iyi seyirler!
  
*Fotoğraflar: Seyyar Sahne, Hakan Emre Ünal 

Yorum Yap

Bir Zamanlar Gazinoda: Haldun Dormen ile Yine Yeniden

Sahnede iyi ki varsın dediğim ve hep var olmasını dilediğim sanatçıların başında gelir Haldun Dormen. Geçtiğimiz sezonun sonlarında yazıp başrolünde yer aldığı Bir Zamanlar Gazinoda, kendisini yine en önde izleme ve ayakta alkışlama sebebimiz oldu.

Haldun Dormen, tiyatroya yeni armağanı Bir Zamanlar Gazinoda oyununu 2016-2017 sezonunda, severek izlediğimiz oyuncularla birlikte tiyatroseverlerin beğenisine sunmuştu. Ben de bu beğeniye 24 Ağustos'ta ENKA Açıkhava Buluşmaları'nda ortak oldum. Unutulmaya yüz tutan iki usta oyuncunun, kaybettikleri şöhreti yeniden kazanma hikayesine dayanan oyun, iki perde boyunca biraz atışmalar, biraz kahkahalar ve çok çok da alkışlarla dolu.


Huysuz ihtiyarımız (Haldun Dormen) kendi başına hayatta kalma mücadelesi verirken geçmiş günlere özlemini, tiyatroya olan aşkını hiç unutmuyor. Diğer taraftan, bir zamanlar can dostu olan şimdi ise gördüğü yerde tenhada kıstıracağı meslektaşını unutmak için elinden geleni yapıyor. Ancak kader ağlarını örüyor ve her ikisi de bir projede bir araya gelmek durumunda kalıyor. Biraz hatır, biraz destek bahaneleriyle, istemem yan cebime koy tutumuyla proje hayata geçiriliyor. Hatta, düşündüklerinin de ötesine geçiyor ve kendilerini daha büyük projelere imza atarken buluyorlar. Bu süre içinde eski defterler açılıyor, yeni yetmeler eleştiriliyor, o eski günlerin unutulmayan tadına dem vuruluyor, biraz da günümüz dünyası kıyısından köşesinden yakalanmaya çalışılıyor. Oyun, olmasını istediğimiz bir şekilde mutlu ve umutlu sona eriyor.


Sahne Tozu Tiyatrosu’nun yapımı Bir Zamanlar Gazinoda’yı, derinliğine daldığımız veya verilen mesajlarla boğulduğumuz bir oyun gibi düşünmeyin. İki perde boyunca gülecek, gülerken düşünecek, baz gerçeklerle yüzleşecek, akıp giden hikayeye kapılacak, 'oyunculuk aşkının fendi, tüm sorunları yendi' diyeceksiniz. Geçmişte bazı şeyler yaşanmış, dostluklar zedelenmiş, hayat farklı yollara çıkarmış ve bizi biraz yalnızlığa biraz da gerçeklerden kopmaya götürmüş olabilir. Ancak insan hangi yaşta olursa olsun küllerinden yeniden doğabilir, yeter ki yaptığı işe saygı duysun ve iş aşkını aynı çizgide devam ettirsin ve bu sayede verilen fırsatı layıkıyla yerine getirsin. Haldun Dormen, yazdığı oyununda bunların altını çizerken, Ali Altuğ da hepsini özenle sahneye taşımış. Oyuna tam kendimi kaptırıp bir sonraki sahneyi heyecanla beklerken birden bitmesi biraz şaşırttı doğrusu. Keşke en sonda yaşananları biraz daha görebilseydik diye içimden geçirdim. Belki de hikayeye kapılıp zihnimde canlandırarak değil de son kutlamanın sonuçlarını onlardan bizzat izlemek istemiş olabilirim.

Başrolde Haldun Dormen, yine yeniden kendisini izleme mutluluğunu ve ayrıcalığını yaşattı bize. Gazinoda aynı sahneyi paylaşacağı komedyen arkadaşı Kerem Atabeyoğlu’yla başarılı uyumu konusunda hemfikir olduk. Atabeyoğlu'nu Popüler Gerçek’ten sonra yine büyük bir zevkle izleyip alkışladım. Eski güzel günlerin ama aynı zamanda bozulan dostluğun sorumlusu Ruhsar Öcal’ın ise sahnede zerafeti yeter, bir de güzel sesi. Almila Atabeyoğlu, bazı sahnelerde biraz fazla yükselmiş olabilir ancak hem kendisi hem de diğer genç oyuncular Caner Tör, Murat Terzi, Murat Buyruk, Cansel Şanlı, Ece Arlı, Başak Burcu Ceylan ve Fatih Aslan bir ustayla aynı sahneyi paylaşmanın heyecanını başarıyla yansıttı.

Bir Zamanlar Gazinoda, Haldun Dormen’i yine yeniden sahnede izleyeceğiniz, izlediğinize çok memnun olacağınız bir oyun. Büyük ustalar her fırsatta izlenmeyi hak ediyor çünkü tiyatroya katkılarına ve bugüne kadar verdiği emeklere minnettarlığımızı gösterebilmemizin tek yolu, bu bence. Dolayısıyla, nerede olurlarsa ve hangi oyunda oynayıp selamını verirlerse, en ön sıralarda yerimizi almamız gerek. Bir Zamanlar Gazinonda için de aynı durum söz konusu. Yeni sezonda da sahnede olmaya devam edeceklerine göre izleyin, izlettirin. Salondan ayrılırken de benim gibi “siz hep sahnelerde olun, sevgili Haldun Dormen” dileğinde bulunacağınıza kuşkum yok. Şimdiden iyi seyirler!



**Fotoğraflar: Sahne Tozu Tiyatrosu'na ve bireysel fotoğraflar için de Emre Mollaoğlu'na özel teşekkürlerimle... 
Yorum Yap

1 Ağustos 2017 Salı

Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali Başlıyor, Yaz Gecelerimiz Şenleniyor!


Yaz mevsiminin en heyecanla beklediğim organizasyonu Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali’ne sayılı günler kaldı. 4-18 Ağustos tarihleri arasında birbirinden güzel oyunları izlemeye ve Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nı alkışlarımızla çınlatmaya şimdiden hazırız.

Tiyatronun mevsiminin olmadığının ve yazın yıldızların altında oyun izleme keyfinin bambaşka olduğunun en güzel örneğidir Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali. Bu yıl ise keyfimiz daha uzun sürecek çünkü festivalin 15. yaş şerefine, 15 gün boyunca,15 oyun sahnede olacak. 4-18 Ağustos tarihlerinde Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda gerçekleşecek bu festival için özel bir çalışma yaptıkları kesin. Sezon boyunca ödüle doymayan, farklı tiyatro deneyimine imza atan, şarkısı, dansı bol olan, anlattıklarıyla içimize kazınan oyunlar, alkışımızı bekleyecek.

Programa göz atmadan önce, oyunlara girişlerle ilgili bir takım bilgi ve kuralları paylaşmakta yarar var. Öncelikle tüm oyunlar ücretsiz olacak ve sadece davetiyesi olanlar oyunu izleyebilecek. Davetiyeleri, Caddebostan Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Barış Manço Kültür Merkezi ve Süreyya Operası gişelerinden temin edinebilirsiniz. Oyunlar, saat 21:00'de başlayacak ve başladıktan sonra içeriye seyirci alınmayacak. Son bir hatırlatma da yaş sınırıyla ilgili. Seyirciler için yaş sınırlaması var, dolayısıyla davetiye alırken dikkat edilmesi gerekiyor.

İşte yaz gecelerimizi şenlendirecek, büyük ustalara saygı duruşunda bulunduracak ve "iyi ki tiyatro var" dedirtecek oyunlar ve tarihleri:

4 Ağustos Cuma:
Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin, BAM Tiyatro

5 Ağustos Cumartesi: 1000'de 1 Gece Diyalogları, Çolpan İlhan ve Sadri Alışık Tiyatrosu

6 Ağustos Pazar: Ebedi Barış, Entropi Sahne

7 Ağustos Pazartesi: Üç Kız Kardeş, Hayal Perdesi

8 Ağustos Salı: Bütün Çılgınlar Sever Beni, Moda Sahnesi

9 Ağustos Çarşamba: Şatonun Altında, Fiziksel Tiyatro Araştırmaları

10 Ağustos Perşembe: Cimri, Semaver Kumpanya

11 Ağustos Cuma: Kıyıya Oturmanın Böylesi, Merve Engin

12 Ağustos Cumartesi: Ahududu, Tiyatro Kare

13 Ağustos Pazar: Öküz, Ezop Sahne

14 Ağustos Pazartesi: Joko'nun Doğum Günü, Yolcu Tiyatro

15 Ağustos Salı: Sevmekten Öldü Desinler, Kadıköy Emek Tiyatrosu

16 Ağustos Çarşamba: Usta ve Çırak, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu

17 Ağustos Perşembe: "Akidezadeler" Bir Tatlı Huzur, Uygur Sanat Tiyatrosu

18 Ağustos Cuma: Yaşamaya Dair, Dostlar Tiyatrosu

Gördüğünüz gibi, iki hafta boyunca kimselere söz vermeyeceğiz. Oyunları, sezonda izlemiş olabilirsiniz ama yine yeniden izlemek de başka güzel olacağı kesin. Henüz izlemediyseniz, dört dörtlük tiyatro keyfi için bundan güzel fırsat olamaz. Mümkünse hepsini seyredin ama illa bir seçim yapmanız gerekirse 4, 9, 10, 11  ve 15 Ağustos tarihlerindeki oyunlara davetiye almak önceliğiniz olsun derim. Mutlaka ve mutlaka 16 Ağustos Çarşamba günü Ali Poyrazoğlu’nu ve 18 Ağustos Cuma günü ise Genco Erkal’ı ayakta alkışlayın.


Şimdiden iyi seyirler ve teşekkürler Kadıköy Belediyesi!


*Programın detaylarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 
Yorum Yap

12 Haziran 2017 Pazartesi

ENKA Açıkhava Buluşmaları: Tiyatro Yazın da Güzel, Gelsene!

Biz tiyatroseverler için bir gerçek vardır: tiyatronun mevsimi olmaz. ENKA Açıkhava Buluşmaları da, 19 Haziran-10 Ağustos tarihleri arasında dört oyunla bu gerçeğin altını çiziyor ve hatta tiyatro keyfinin yıldızların altında çok daha fazla yaşandığını bize kanıtlıyor.


ENKA Açıkhava Buluşmaları, programında bu kez tiyatroya en az diğer etkinlikleri kadar ağırlık vermiş. Sezonun sonlarında sahneleri renlendiren oyunlar ve önünde saygıyla eğildiğimiz oyuncular bize yazı müjdelemeye hazır. Bizler de onları alkışlamaya hazırız. O zaman kaybedecek vaktimiz yok diyelim, hangi oyunları izleyeceğimize gelin birlikte karar verelim.

SEMAVER VE KUMPANYA, Semaver Kumpanya - 19 Haziran


ENKA Açıkhava Buluşmaları, açılışı tiyatroyla yapıyor ve bir tiyatrosever olaran beni de çok mutlu ediyor. Semaver Kumpanya, Sait Faik’in Semaver ve Kumpanya isimli iki hikayesinden hareketle sahneye koyduğu bu oyunun geçmişi 15 yıl öncesine dayanıyor. İlk defa kuruluşlarının 5. yılında sahneye çıkan oyun, bu kez Işıl Kasapoğlu’nun gerçekleşen bir hayali olarak karşımıza çıkıyor. Oyunda hayatta istedikleriyle uğraşan, istedikleri için savaşan insanlara ve onların hikayelerine ortak olacağız. Sait Faik’in bir sözü vardır: “Tiyatro demek; kardeşlik demektir, erdem demektir, sevgi demektir.” Birlik ve beraberliğin her zamankinden daha fazla anlam kazandığı şu günlerde, bu sözün doğruluğuna sahne üstünde bir kez daha inanacağız.

NEREYE GİTTİ BÜTÜN ÇİÇEKLER?, Mam’art Tiyatro – 3 Temmuz 


Yedi kadının hikayesi, savaşın ağırlığı ve paylaşılan ortak yazgılar… Mam’art Tiyatro yine kadınları konu alan bir oyunla sahnede. Savaş mağduru kadınları izlerken ağlayacak mıyız, sevinecek miyiz ya da ağlanacak hallerine gülecek miyiz bilinmez ama çok alkışlayacağımız kesin. Karşımızda kalabalık ve deneyimli bir oyuncu kadrosu var çünkü. Şenay Gürler, Hale Akınlı, Goncagül Sunar, Feri Baycu Güler, Gözde Kansu, Melisa Doğu ve Ece Yüksel, yer yer içimizi oysa da enstürman çalacak, şarkılar söyleyecek ve ruhumuzdaki kara bulutları şöyle bir dağıtacak. Bizler de onların bu eğlencesinden nasibimizi alacağız.

ŞARK DİŞÇİSİ, Nilüfer Belediyesi ‘Tiyatro’ - 10 Temmuz


Açıkhava Buluşmaları’na en çok yakışacak oyun bence Şark Dişçisi olacak. Neden derseniz, oyun güzel, hikaye güzel, oyuncular güzel, dansı, kostümleri güzel, kısaca her anlamda çok güzel. Şunu kabul etmekte fayda bir: bir oyuna Engin Alkan’ın yönetmeni veya oyuncusu ve hatta mümkünse ikisi olarak eli ve emeği değiyorsa, o oyun izlenmeye ve alkışlanmaya değiyor demektir. Şark Dişçisi de, aynen böyle bir oyun. Sizi içine alan, kahkahalar attıran ve çok eğlendiren bu oyunda sahnede Engin Alkan, Bedia Ener, Çağdaş Tekin, Deniz Gürsucu, Mert Tiryaki, Cansu Ecem Erkek, Mesut Özsoy, Gökhan Kum, Hakan Kahraman, Suat Onur Çalık,Şeyma Gökçe Cengiz,Yüce Armağan Erkek, Ferya Soysal, Nihan Işık var. Yanında da dört dörtlük bir tiyatro keyfi var.

BİR ZAMANLAR GAZİNODA, Sahne Tozu Tiyatrosu – 17 Temmuz 


Önce takvimler işaretlendi, tüm planlar bu tarihe göre yapıldı ve hatta şimdiden hafiften sabırsızlanmaya başlandı. Sahnede büyük usta Haldun Dormen olacaksa ve yine izlemeye doyamayacaksak, bu hazırlıkları yapmaktan daha doğal ne olabilir ki? Hem yazdığı hem de başrolünü oynadığı bu oyunda, kendisiyle birlikte, yine hayranı olduğum, rol aldığı oyunlarını kaçırmadığım Kerem Atabeyoğlu, Almila Atabeyoğlu, Ruhsar Öcal, Caner Tör, Murat Terzi, Murat Buyruk, Cansel Şanlı, Ece Arlı, Başak Burcu Ceylan, Fatih Aslan da yer alıyor. İki komedyen sahnede buluşuyor, kendi söküklerini dikmeye çabalıyor, şöhret elbisesini yeniden giymeye çalışıyor. Başarılı olacaklar mı, bu işin içinden birlikte çıkacaklar mı ya da batacaklar mı ayrı bir merak konusu.

ENKA Açıkhava Buluşmaları, tiyatroseverleri yıldızların altında, yıldızlarla bir araya getirmeye hazırsa, bize de bu davetkar buluşmaya “seyirci kalmak” yakışır. O zaman kaybedecek vakit yok, yapmamız gereken plan-program çok. Şimdiden iyi seyirler! 

*Oyunlar ve tüm programla ilgili detaylı bilgiye www.enkasanat.org adresinden ulaşabilirsiniz. 


**Fotoğraflar: ENKA Kültür Sanat

Yorum Yap

7 Mart 2017 Salı

Kozalar: Tiyatro Pangar'dan Grotesk Bir Yorum


Tiyatro Pangar da, bu sezon yüzümüzü güldüren işlere imza atıyor. Adalet Ağaoğlu’nun tiyatro oyunu Kozalar, Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya ve Demet Evgar’ın oyunculuğuyla yeniden hayat buluyor ve alkışlarımızı sonuna kadar hak ediyor.

Tiyatro Pangar, Demet Evgar öncülüğünde, pek çok oyuncu, yönetmen, ışık, dekor ve köstüm tasarımcısı ile birlikte oluşturulan kolektif bir sanat üretim atölyesi. Bu sezon, Adalet Ağaoğlu’nun yazdığı Kozalar oyununu sahneye taşıyor. Oyun, sahneye adımını ilk olarak dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivali Avignon Tiyatro Festivali’nde atıyor ve bir ay boyunca Fransa’da izleyiciyle buluşuyor. Ekim ayından itibaren de ülkemizde "ve perde" diyor.


Adalet Ağaoğlu, Kozalar’da soğuk savaşın hakim olduğu dünya algısının Türkiye’deki yansımalarını üç kadın aracılığıyla göstermiş. Ev hanımı bu üç komşu kadın, misafirliğe gelmiş, ellerine örgü ve kanaviçelerini alıp sohbet etmeye başlıyor. Dedikodular ilerledikçe her kadını yavaş yavaş tanımaya çalışıyoruz. Hepsi nevi şahsına münhasır gibi görünse de ortak özellikleri düşündüğümüzden fazla. Burjuva diyeceğimiz bu üç kadın, dışarıdaki savaşı değil, demlenmeyen çaylarını, kürklerini, paralarını her şeyden çok daha fazla düşünüyor. Savaşı değil mal varlıklarını kaybetme ve mültecilerle birlikte yaşama endişesi içinde planlar yapmaya başlıyor. Söze gelince mangalda kül bırakmazken ben bilmem beyim bilir mantığıyla kendileri değil kocalarının gölgesinde kalmaya devam ediyor. Oyun, elli dakika boyunca bizi de bu kadınlarla birlikte eve hapsediyor.

Yalnız, bakmayın Kozalar’ın bu kadar kısa olduğuna. Ufacık tefecik ancak içi tema ve mesaj dolu bir oyun bu. Elli dakikaya, savaştan erkek egemenliğine, mülteci sorunlarından maddiyata ve çıkar ilişkilerine, toplumsal değerlerden kişisel ihtiyaçlara kadar düşündüğümüzden çok daha fazla şey sığdırılmış. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket ediyoruz. Tıpkı oyundaki bu üç kadın gibi kendi dünyamızın dışına çıkmıyoruz. Duymadım-görmedim-bilmiyorum anlayışıyla kendi kozamızın içinde mutlu mesut yaşamayı seçmişiz. Dışarıda savaşlar alıp başını giderken, dünya gittikçe daha az güvenli bir yer olma yolunda ilerlerken biz ördüğümüz kozalarımızın ilmeklerini daha da sıklaştırır hale geldik. Oysa oturduğumuz yerden insanlığın gidişatı için ahkam kesmek yerine harekete geçsek, bir yerlerden başlasak, yaktığımız kıvılcım gün gelecek büyüyecek ve o sorunlar da kül olup uçacak. Adalet Ağaoğlu, tüm bunları 1971 yılında yazdığı bu oyunla anlatmış. Üstünden kırk altı sene geçmiş ancak oyunu izleyince sanki bir ay önce oturup yazmış gibi. Her şey, güncelliğini bu kadar koruyabilir mi? Şaşkınlığım, Adalet Ağaoğlu’nun kalemine olan hayranlığımın üstüne çıkıyor.


Kozalar’ı tek bir cümleyle tanımlamak istesem; kadın emeğiyle sahnelenen bir oyun diyebilirm. Yazan bir kadın, oynayan üç kadın ve yöneten de bir kadın. Ayşenil Şamlıoğlu, grotesk bir tarzla ve başarılı rejisiyle sahnede harikalar yaratmış. Kozalar için yarattığı dünyayı şöye anlatıyor: “Dış dünyada kopan kıyametten kendini soyutlamaya çalışan üç oyun kahramanı kadın, hayattan kaçarken aslında kendilerini tutsaklaştırmaktadırlar. Oyun, gerçek diyaloglarla başlayıp süratle gerçek dışı grotesk bir yapıya doğru yönelir, kendilerini soyutlayabilmek için çevrelerine ördükleri kozaların oyun kahramanlarını dışında durmayı seçtikleri dünyadan koruyamayacağı gerçeği ile sona erer.

Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya ve Demet Evgar, bir oyunun başına gelebilecek en iyi üçlü olmuş. Sahnenin üç silahşörleri misali performanslarıyla göz dolduruyorlar. Her biri, canlandırdığı karakterle sahnede uçuşa geçmiş. Hangisine daha çok gülelim ve alkışlarımızda daha büyük pay ayıralım bilemiyoruz. Şahsen ben kararımı Demet Evgar’dan yana verdim çünkü en çok kendisinin canlandırdığı karakterin çılgınlıklarına ve enerjisine hayran kaldım.


Oyun için madem grotesk dedik, her şey de usulüne uygun olmalı diye ekledik ve sonuç olarak dekor, müzik, ışık ve kostümlerin uyumunu çok beğendik. Sahnenin hakimi siyah renk ve kırmızı ipler gözümüze çarpıyor. Dışarının kaosu sahnede kendini gösteriyor. Kostüm, makyaj ve saçlar ise, 10, 10, 10.. 100 puanla şampiyon! Absürd derken işte tam da bu kastediliyor. O zaman Cem Yılmazer, Tomris Kuzu, Cansu Sakız, Murat İpek ve Yiğit Evgar'a teşekkür ve takdirlerimizden bir demet gidiyor.

Bu sezon listemizde grotesk bir oyuna yer verelim, günümüz gerçeğine sahne üstünde iyi bir oyunla bakalım, başarılı oyuncuları da keyifle izleyelim derseniz, Tiyatro Pangar’ın Kozalar’ına en kısa zamanda "seyirci kalın". Pişman olmayacaksınız. Şimdiden iyi seyirler.


***Fotoğraflar: Tiyatro Pangar ve Emre Mollaoğlu'na özel teşekkürlerimle
Yorum Yap