daimatiyatro@gmail.com

22 Nisan 2020 Çarşamba

Yeni Online Oyunlarla Evde Tiyatro Keyfi Kaldığı Yerden Devam Ediyor


Evde kalmaya devam ederken tiyatroyla kalmaya da devam ediyoruz. Evde online tiyatro önerileri verdiğim bir önceki yazımda belirttiğim listeme yeni tiyatro oyunları ekleniyor ve yeni gruplar bizlerle buluşuyor. Böylece evde tiyatro keyfimiz de her geçen gün biraz daha artıyor.

Evde kalma süremiz uzadıkça, online oyunlarla evlerimizden tiyatro seyretme deneyimimiz de hareketleniyor. Dünya Tiyatro Günü’nden itibaren birçok tiyatro grubu canlı yayınlarla, oyun okumalarıyla ve daha önceki kayıtlarıyla hem bu özel günü kutlamaya başladılar hem de bizleri bu keyiften mahrum bırakmadılar. Artık gün geçmiyor ki, tiyatro grupları yeni oyunlarını bizlerle buluşturmasın, sohbetlerine ortak etmesin ve daha nice oyunlarının müjdesini vermesin. Artık neredeyse hızlarına yetişemiyoruz. Bu durumdan asla şikayet etmiyor hatta çok da mutlu oluyoruz. O halde, gelin ekran karşısında alkışlayacağımız yeni online oyunlara ve gruplara birlikte bakalım.


Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
Eskişehir’in şehir olarak güzelliğine, kültür ve sanata saygılarına zaten hayrandık. Şimdiyse tiyatro oyunlarını bizlerle buluşturdukları için de bir kez daha hayranı olduk kendilerine. İstanbul turnelerini yakından takip ettiğim Şehir Tiyatroları’nın oyunlarını ekrandan izlemek büyük bir fırsat benim için. Ağır Roman, Bir Şehnaz Oyun, Keşanlı Ali Destanı, Gergedan, Mevsimler’in bir tık uzağımda olacağını bilmek bile heyecanlanmama yetiyor. Sizler de heyecanıma ortak olmak isterseniz Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Youtube kanalına tıklamanız yeterli.

Mekan Artı
Mekan Artı da, bizi oyunlarıyla buluşturarak evde kaldığımız bu süreyi daha keyifli hale getirenlerden. Her perşembe günü, daha önceleri sahneledikleri oyunlarının perdesini bizler için bu kez de ekrandan açıyorlar. İlk olarak 80’lerde Lubunya Olmak’la başladılar. Bunu, mutlaka izlemelisiniz diye özellikle belirteceğim üçKİŞİ-Tek Seyircilik Oyun izledi. Geçtiğimiz hafta da 2012-2014 yıllarında sahneledikleri Şiddet Üçlemesi 2- ŞEKER erişime açıldı. İzleyicilere, oyun kayıtlarının hiçbirinin yayımlanmak üzere değil, kendi arşivlerine konmak üzere çekildiğinin ve bazı oyunların görüntü kalitesinde aksamalar olabileceğinin notunu düşüyorlar. Artık her perşembe gününü iple çekmeye ve Youtube linkini takibe almaya başladık.

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatroları
Bu dönemde Bornova Belediyesi de, Şehir Tiyatroları da “#evdetiyatrovar” diyor ve geçmiş oyunlarını ekrana taşıyor. Şimdilik erişime açtıkları Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü, Kral Lear, Küheylan, İşgüzar Bir Tekerrür’ü yeni oyunların takip edeceği kesin. Youtube sayfalarındaki fragmanlarını izlemek de yenilerini beklerken merakımızı az da olsa gidermeye yardımcı oluyor. Oyunlar, bir daha izlemek isteyen İzmirliler ve henüz izlemeyen herkes için ne zaman isterseniz, BBŞT kanalında emrimize amade.

Tiyatro Ak’la Kara
Tiyatro Ak’la Kara da evde sanatla nefes almamız için kolları sıvıyor ve her gün bir oyununu Youtube kanalında paylaşıyor. Bu projeye geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz sevgili Levent Ünsal’ın rol aldığı oyunlarıyla başlıyorlar. Patron Kim?, Arsız Davet, Cyrano de Bergerac, Üç Nokta, Kuş Kafesi, Aşk Köpekliktir, Karar Kimin? ve Kelebekler Özgürdür tiyatroseverlere açtıkları oyunlardan sadece birkaçı. Başka oyunlar da yolda, bizim de bizim de gözümüz kulağımız onlarda.

Galata Perform
Ben internette bir tiyatrodan diğerine tıklayıp online oyunları araştırırken, bir müjde de Galata Perform’dan geldi. 200’ün üzerinde video barındıran arşivinden; oyun, söyleşi ve atölye kayıtlarını seyirciye açıyorlar! İlk sırada, 2005 Yılında Afife Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkurt ödülüne layık görülen Aksak İstanbul Hikayeleri var. Oyununun 2005 Studiobühne Köln gösterimi GalataPerform VeDST Youtube kanalında. Listenizin başına almanız da önemle tavsiye olunur. Bundan sonra hangisi olursa olsun diğer oyunlarını da sabırsızlıkla bekleyeceğim, hepsi alkışımızı hak ediyor çünkü.
Arkası Yarın, Radyo Tiyatrosu
Hiç şüphesiz hepimizin çocukluğumuzdaki yıldızı olan Radyo Tiyatrosu, yine yeniden bizlerle. Yaklaşık dört ay önce yayın hayatına başladılar, özellikle bu günlerde okumalarını daha da hızlandırdılar. Listeleri o kadar güzel ki! Reşat Nuri Güntekin’den Guy de Maupassant’a, Samuel Taylor’a, Halide Edip Adıvar’a, Agatha Christie’den Henrick Ibsen’e, çok sayıda usta yazarın eserlerini dinlemeye doyamayacaksınız. Her video kaydının açıklamasını da mutlaka okuyun derim. Böylece hem “Arkası Yarın”ın tarihini hem de oyunların hikayesini öğrenebilirsiniz. Nostaljik bir yolculuk için biletiniz burada.
Tiyatrolar.tv
Benim gibi birçok tiyatro tutkunun açılış sayfası haline gelen tiyatrolar.com.tr, geçen hafta heyecanla beklediğimiz bir haber verdi. Türkiye’nin ilk ve tek dijital tiyatro platformu çok yakında yayında! 2015 yılında “#sahneheryerde” diyerek yola çıktılar, şimdiyse sahneyi eve getiriyorlar. Diyorlar ki, “tiyatronun ruhunu dijital çağa, arşiv niteliğindeki oyunları dijital platforma taşıyan yeni projemiz @tiyatrolartv ile 2020 Nisan ayında yayın hayatına başlıyoruz.” Biz şahsen hazırız; bu kanalı ikinci açılış sayfamız yapmaya, kaçırdığımız veya yeniden izlemek istediğimiz oyunları alkışlamaya ve özellikle bugünlerde tiyatronun iyileştirici gücüne bir kez daha inanmaya hazırız. Evimizde yerimizi aldık, Tiyatrolar.tv‘yi heyecanla bekliyoruz.

7 Şekspir Müzikali
Bu kadar geniş listeye bir Haluk Bilginer performansını da eklemek gerek. 7 Şekspir Müzikali, nerdeyse on yıl önce izleyip hala hemen her sahnesini hatırladığım nadir oyunlardan biridir. Çünkü bence, Shakespeare varsa iyi bir oyun ve almamız gereken mesajlar da var demektir. Başrolde Haluk Bilginer olunca ve kendisine Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya, Tuğçe Karaoğlan eşlik edince keyfimiz de sonsuz oluyor. Bu müzikale siz de ortak olmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Tiyatroya özlemimiz gittikçe büyüyor ancak online oyunlar listemiz de bir o kadar zenginleşiyor. Evde kalmaya bir süre daha devam edeceğiz ancak bir gün, oyun ve oyuncularla sahnede buluşma ümidimiz, şimdiyse ekran başında yaşayacak tiyatro keyfimiz var. O gün gelene kadar herkese evden iyi seyirler!
1 Yorum

27 Mart 2020 Cuma

Karantina Günlerinde Biz Tiyatroya Gidemiyorsak Tiyatro Bize Gelir


Hepimizi alışkanlıklarımızdan, düzenimizden ve rutinlerimizden eden Koronovirüs’ten tiyatro da nasibini almış bulunuyor. Nisan ayı sonuna kadar tüm gösterimler ertelenmiş durumda ve belki de sezonu şimdiden kapattık. Ancak karamsarlığa gerek yok çünkü birçok tiyatro grubu sayesinde oyunlar evlerimize taşınıyor!

Ülke olarak büyük bir sınav verdiğimiz ve evlere kapandığımız bu günlerde, hepimiz bir şekilde çeşitli aktivitelerle nefes almaya çalışıyoruz. Sahneleri ekrana taşıyan tiyatro grupları da biz oyun severlerin imdadına yetişiyor. Biz gidemiyoruz; onlar evlerimize konuk oluyor, tiyatro ihtiyacımızı bir nebze de olsa gidermeye çalışıyorlar. Şimdilik birkaç grup olsa da, yakında yeni gruplar ve ekrandan izleyeceğimiz yeni oyunlarla sezon devam edeceğe benziyor.

İşte, tiyatro heyecanını evimizden yaşatmaya kendini adayanlar:

Kapı Açık Kalmış, Kumbaracı 50
Kumbaracı 50, her akşam saat 20:30’da Yiğit Sertdemir yönetiminde canlı yayınla evlerimize konuk oluyor. Önce sohbetle başlıyor, konuklarla keyifleniyor ve sonra da oyun okumasıyla saat 22:00’ye kadar tiyatroya doyuyoruz. Sohbete yorumlarımızla da katılabiliyoruz.

Sayelerinde her akşamı sabırsızlıkla beklemeye başladık diyebilirim. En çok da, Çehov başta olmak üzere sevdiğimiz yazarların sevdiğimiz oyunlarını okumalarından keyif alıyoruz. Eğer canlı yayına yetişemezseniz de üzülmeyin, tüm yayınları ne zaman uygunsanız izleyebiliyorsunuz. Nasıl mı, buraya tıklamanız yeterli. Şimdiden uyarayım, bağımlılık yapacak ve kapının hep açık kalmasını dileyeceksiniz.

Nilüfer Kent Tiyatrosu
Bizlere “Evde Kal, Tiyatrosuz Kalma” diyen Nilüfer Kent Tiyatrosu da, sahnelenmiş oyunlarını ekran üzerinden oyun severlerle buluşturuyor. Repertuvarında Kanlı Düğün, III. Reich’ın Korku ve Sefaleti, Beni Bekleme Kaptan, Tersine Dünya, Cambazın Cenazesi, Titanik Orkestrası, İki Efendinin Uşağı, Romeo ve Juliet, Şark Dişçisi oyunları bulunuyor ve her biri de ayrı ayrı şiddetle önerilerim arasında.

İstanbul turnelerinde izlediğim oyunlarını yeniden izleme şansı elde etmek bana çok iyi geldi diyebilirim, kayıtların ses ve görüntü kalitesi de keyfinizi bozmaya izin vermiyor. Ne zaman isterseniz, yapmanız gerekenler belli: Bu adrese tıklayın ve arkanıza yaslanın. Her gün bir doz Nilüfer Kent Tiyatrosu hepimize iyi gelecek!

Macbeth Mutfakta, Kadro Pa
Her yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü oyun izleyerek kutlayanlardan biriyim ve bu yıl sosyal uzaklaşma nedeniyle böyle bir kutlama yapamayacağım diye üzülüyordum, ta ki Kadro Pa’dan güzel haber gelene kadar. Bu özel gün için hepimizi sevindirecek bir oyunla karşımızda olacaklar. 2011 yılında sahneledikleri Macbeth Mutfakta bu kez 27 Mart tarihinde saat 20:30’da canlı olarak sahnelenecek. Macbeth trajedisine menemenli bir yorum getiren bu oyunla neşemiz de yerine gelecek. Shakespeare yaşasaydı, eminim o da bizim gibi saatlerini ayarlayıp bu karantina özel oyunu için Straford upon Avon’da ekranın karşısında olurdu.

*Oyunu yayın zamanı geldiğinde buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Devlet Tiyatroları
Sanatı evlerimize taşıyan TRT 2, bizleri tiyatro zevkimizden de mahrum bırakmıyor. Devlet Tiyatroları’nın oyunlarını canlı olarak beyaz camın arkasında sunuyor, bize de onları ekran karşısında alkışlamak kalıyor. İlk olarak 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, saat 20:30’da İstanbul DT’den Reis Bey isimli oyunu sahneleyecekler. 7 Nisan Salı akşamı da İzmir DT yapımı Kantocu ekranda olacak. 14 Nisan tarihini de ayrıca not alın çünkü performansına hayran kaldığım Tolga Evren’in Hezarfen Ahmet Çelebi’yi canlandırdığı Uçmak oyununu canlı olarak sahneleyecekler. Bir tutkunun nasıl büyük bir başarı hikayesine dönüştüğünü görmek isteyen oyun severlere tavsiyemdir.

Asmalı Sahne
Oyunlarını severek takip ettiğim Asmalı Sahne’nin canlı oyun okumalarını da severek takip etmeye başladım. Şimdilik sadece Instagram üzerinden Godot’yu Beklerken’i Beklerken’i okudular ve 25 Mart akşamı Muharrem Uğurlu’yla Ceyda Terzioğlu Youtube üzerinden online oyun okuması gerçekleştirdi. Youtube’da 1.000 abone sayısına ulaştıklarında, daha fazla okuma tiyatrosu, sohbetlerle bizi daha çok mutlu edecekler. O nedenle, bizler de hemen abone olalım ve bir an önce ekran karşısında alkışlamaya hazırlanalım.

Evde Tiyatro, Metin Zakoğlu

Evde tiyatro konseptiyle bizi tanıştıran Metin Zakoğlu, bu zor günlerde içimizi açan, yüzümüzü gülderen projeleriyle de karşımızda. Instagram üzerinden canlı olarak oyunları ayağımıza getiriyor. Geçen hafta Edepsiz Komedi’yi online olarak sahnelemişti. Şimdiyse 27 Mart’ta Komik Gazino‘yla karşımızda olacak. İzlemek için zakoglumetin@gmail.com adresine amil atmanız yeterli. Sonrası için de yönlendirmelerini takip ediyor ve belirtilen gün ve saatte laptopunuz kucağınızda hazır bekliyorsunuz. Tiyatroyla baş başa kalmak işte bu kadar kolay!
Bam İstanbul

Oyunu, yönetmeni ve oyuncularıyla çok sevdiğim Bam İstanbul’u evde kaldığımız bu günlerde kısa oyun okumalarıyla daha çok seviyorum. Oyuncular da evlerinden, gözümüzün önünde canlandırdığımız sahneye bağlanıyor ve bizi anlattıkları hikayelerin içine çekiyor. Ege Evde, Geçen Yaz ve Tepeye Doğru eserlerini dinlemek ve kısa da olsa tiyatro ihtiyacımızı karşılayabilmek inanılmaz bir mutluluk veriyor. Tatlı tebessümle onları izlemek için Bam İstanbul’un Instagram sayfasını hemen açın derim.
Gazete Müstehak #Evdeyiz
En sıkı takipçilerinden biri olduğum Gazete Müstehak da Youtube üzerinden bizi canlı yayınlar ve sohbetlerle hayata ve sanata bağlamaya devam ediyor. Her sohbette canlı olarak bağlandıkları konuklarla tiyatroya dair sohbetleri ve güzel anıları paylaşıyorlar. Konuklar arasında bugüne kadar Yekta Kopan, Selen Öztürk, Sevinç Erbulak, Devrim Yakut, Funda Eryiğit, Sedef Ecer, Çiğdem Erken, Beyti Engin gibi isimler vardı. Ben, sanki evime konuk olmuşlar gibi hissederek elimde çayımla sohbete ortak olmaya çalışıyorum. Canlı yayınları kaçırırsanız sorun değil, ne zaman isterseniz eski kayıtları izlemeniz mümkün.

Görüldüğü gibi; evde olmak, tiyatrodan uzak olmak anlamına gelmiyor. Bu projeleri hayata geçiren, sezona hiç ara vermemişçesine bir oyundan diğer oyuna oturduğumuz yerden koşmamızı sağlayan herkese ne kadar müteşekkir olduğumu belirtmek istiyorum. Bir gün yine perdeler açılacak, salonlarda yerimizi alacak, keyifle izleyip çokça alkışlayacağız. O zamana kadar evlerimizde ve en çok da tiyatroyla kalalım. Şimdiden iyi seyirler!
Yorum Yap

Kreutzer Sonat: Versus Tiyatro'dan Tolstoy Yorumu


Versus Tiyatro, yine kalitesini ortaya koyduğu ve yine kendinden bahsettiren bir oyunla karşımızda. Tolstoy’un anti-feminist romanı Kreutzer Sonat, Kayhan Berkin’in yorumuyla tiyatro ve müzik severlerin beğenisine sunuluyor.

Versus Tiyatro bu sezon kendinden bahsettirmeye Kreutzer Sonat ile başlıyor. Beethoven’ın 9 numaralı op.47 keman ve piyano sonatı Kreutzer Sonat, Tolstoy tarafından 1889 yılında kaleme alınmış, çok tartışılmış ve hatta sansüre bile uğramış bir eser. Oyun, eşini bir kıskançlık krizi sonucu öldüren Pozdşinev’in kadınlara nefretini yavaş yavaş anlatmasıyla başlıyor. Kadınların nasıl “varlıklar” olduğunu, neden sevilmeyeceğini ve hatta böyle bir sonu nasıl hak ettiklerini anlatıyor. Her şeye karşı bir insan var karşımızda; kadınlara karşı, onların çalışmasına karşı, alışveriş etmelerine, süslenmelerine, yeni hobiler edinmelerine… Kısaca bir kadına yakışan tüm güzel meziyetlere karşı.


Bununla da yetinmiyor, karşısına bir de müziği alıyor. En dayanamadığı şeyse müzikle bir kadının birlikteliği. Oysa ikisi de çok güzel, ikisini birlikte anmak daha güzelken… Kendine göre gerekçelerini olduğu kadar içinde yaşadığı toplumun da fotoğrafını sunuyor ve bu durum biraz daha fazla sinirlerimizi bozuyor. Bu kez nefret dolu erkekten, kendi deyimiyle “kadın milletini” dinlemek hiç iyi gelmediği gibi masaya yatırdığı evlilik ve aşk gibi kavramları ilk defa bir karaktere empati duymadan izlememize de neden oluyor.

Oyunu ilgiyle izleyip, Pozdşinev’den de tıpkı kadınlara beslediği nefret kadar biz de ondan nefret ettiysek bunda oyunu uyarlayan, yöneten ve oynayan Kayhan Berkin’in rolü büyük diyebilirim. Konusu ve yaşattığı duygular ağır olan böyle bir romanı, seyirciyi sıkmadan veya üzerinde herhangi bir baskı kurmadan tiyatro sahnesine taşımayı başarmış. Oyunun bize yaşattıkları olumsuz duygular olabilir ama Kayhan Berkin’in hem sahne arkasında hem de sahne önündeki performansıyla ilgili yorumlarımız da bir o kadar olumlu.


Yönetmenliğindeki başarısına birden çok oyunda şahit olduğumuz Kayhan Berkin’i sahnede izlemek, söz konusu oyunları kadar alkışımıza layık. Podzşinev’in içinde barındırdığı kin, düşmanlık, nefret ve katil duygularının hepsini iliklerimize kadar hissettik. Bunun için pek memnun olmadık ama karakterin farklı yaşlarındaki ruh haline saniyeler içinde ve bir sandalye üstünde geçerken kendisini izlediğimize de çok memnun olduk. Bunda, zaman zaman fonda çalan Beethoven’in ve sonatının da emeğini unutmayalım. Dinlemek hepimizin ruhuna iyi gelecek:

Oyun içinde müzik, müziğin dışında bir erkek, erkeğin tam karşısında kurban bir kadın… Kreutzer Sonat, Kayhan Berkin’in oyunculuğuyla size çok şey anlatacak, sorgulatacak ve sonunda kendini alkışlatacak. Beethoven’ın 100. yaşı için bir doğum günü armağanı niteliğinde Kreutzer Sonat’ı da sezonun nadir iyi işleri listenize eklemeyi ve aşağıda yer alan oyun takvimini not etmeyi unutmayın. Şimdiden iyi seyirler!

Kreutzer Sonat Oyun Takvimi
27 Şubat: Akasya AVM

13 Mart: Asmalı Sahne

18 Mart: Bomontiada

21 Mart: Kadıköy Boa Sahne

25 Mart: Kültüral Performance Center

31 Mart: Ataşehir Festivali



***Fotoğraflar: Versus Tiyatro

Yorum Yap

Tiyatro Ak’la Kara'dan On Küçük Zenci: Ve Ediz Hun Sahnede!

Tiyatro Ak’la Kara, bu yıl biz oyun severlere bir güzellik yapıyor; Agatha Christie’nin en sevilen, yazıldığı dönemde çok ilgi gören On Küçük Zenci eserini oyunlaştırmakla kalmıyor, Yeşilçam’ın büyük ustası Ediz Hun’u da sahnesinde ağırlıyor!

Bu sezon sahnelerde farklı sürprizler bizi bekliyor. Uzun yıllar alkışlamaya hasret kaldığımız oyuncular olduğu gibi ilk defa tiyatro sahnesinde selam veren oyuncuları da izlemenin keyfini yaşıyoruz. En sevindirici haber de Tiyatro Ak’la Kara’dan geliyor. Agatha Christie’nin yazıldığı dönemde en çok ilgi gören eseri On Küçük Zenci, bu kez aynı ilgiyi tiyatro sahnesinde yaşıyor. En önemlisi ve özeli de Türk sinemasının usta ismi Ediz Hun’u ilk defa tiyatro sahnesinde izleme ve alkışlama ayrıcalığını yaşatıyor.
Orijinal adı “And Then There Were None“ olan On Küçük Zenci, Polisiye Yazarlar Derneği’nin ve Amerika’nın Gizemli Yazarları’nın yayımladığı en iyi 100 polisiye roman listelerinin her ikisinde de yer almış ve o dönemin en popüler eserlerinden biri olmuş. Kitabı açtığımızda, geçmişte yaptığı hataları nedeniyle insanların ölümüne yol açan on kişinin Una Nancy Owen tarafından bir mektup aldığını ve gösterişli malikanesinde doğum gününe davet edildiğini öğreniriz. Oyun da işte tüm davetlilerin teker teker malikaneye gelmesiyle başlar. Bir taraftan karakterleri tanımaya çalışırken diğer taraftan da duvarda asılı olan ve tanışma faslından sonra misafirlerin de dikkatini çeken şiiri okumaya başlarız.

On küçük zenci yemeğe gitti,
Birisi kendisini boğdu ve kaldı dokuz.
Dokuz küçük zenci çok geç kalktı,
biri uyuyakaldı, kaldı sekiz.
Sekiz küçük zenci Devon’da geziye çıktı,
Biri kayboldu, kaldı yedi.
Yedi küçük zenci odun kırdı,
biri kendisini kesti, kaldı altı.
Altı küçük zenci kovanla oynadı,
bir balarısı, içlerinden birini soktu, kaldı beş.
Beş küçük zenci mahkemeye gitti,
Biri idam cezası aldı, kaldı dört.
Dört küçük zenci denize gitti,
Birini balık yuttu, kaldı üç.
Üç küçük zenci hayvanat bahçesine gitti,
Birine ayı sarıldı, kaldı iki.
İki küçük zenci güneş altında oturdu,
Biri güneşte kızardı, kaldı bir.
Bir küçük zenci tek başına kaldı.
Gidip kendisini astı ve hiçbiri kalmadı.


Bundan sonra da hiçbir şeyin aynı olmadığını anlar, peş peşe cinayetlerle oyunun içinde büyük bir takibe başlar ve “Acaba katil kim?” sorusunu oyuncularla birlikte merak ederiz. Tüm olayları anlamaya çalışırken arkadaşlık, saygı gibi değerlerden ziyade sadakat ve güven kavramlarını sorgularız. Kime ne kadar güvenebiliriz, o güvendiklerimiz bir gün bizi de yüzüstü bırakır mı diye emin olamazken aslında bir gerçeği kesin olarak biliriz: “Masum değiliz, hiçbirimiz.”
On Küçük Zenci’nin yönetmeni Burak Karaman farklı bir rejiyi bizlerle buluşturuyor ve iki perde boyunca hiçbir şekilde sıkmadan, merakımızı da sonuna kadar uyanık tutarak oyunu izlettiriyor. Oyunu olması gerektiği gibi uyarlayan Savaş Özdural, dekor tasarımında Behlüldane Tor ve kostüm tasarımını yapan Akın Tezer Tunalı, güçlerini ve emeğini bu oyun için birleştirerek bize malikaneyi, içindeki gizemli ve gerilimli havayı yaşatıyor.

Ediz Hun, Oya İnci, Savaş Özdural, Pelin Turancı, Fatih Gülnar, Hakan Akın, Özdemir Çiftçioğlu, Cengiz Eşiyok, Ilgın Angın ve Ozan Altuntaş’tan oluşan kalabalık oyuncu kadrosu, ustalarla genç oyuncular arasındaki dayanışmanın iyi bir örneğini oluşturuyor. Hepsi de karakterleri özenle canlandırmaya çalışıyor. Çocukluğumdan beri hayran olduğum Ediz Hun’u tiyatro sahnesinde izlemek, oyunun başından sonuna kadar hayat verdiği karakteri onunla birlikte yaşamak çok ama çok özel bir deneyimdi benim için. Beyaz perdeye olduğu kadar, tiyatro sahnesine de çok yakışmıştı kendisi. Keşke çok daha önceleri tiyatro sahnesinde izleme şansımız olsaydı diye de iç geçirmedim değil. Diğer taraftan, bir başka usta oyuncu Oya İnci’nin de sahnedeki zarafetinin altını çizmem gerek.


On Küçük Zenci, sadece Yeşilçam’ın ustalarını değil, iyi planlanmış bir cinayeti Tiyatro Ak’la Kara’nın yorumuyla sahne üstünde görmek için de alkışınızı bekliyor. Bence içinizdeki dedektife bir şans verin. Şimdiden iyi seyirler!

***Fotoğraflar: Tiyatro Ak'la Kara
Yorum Yap

Kapıların Dışında: Yolcu Tiyatro’dan Savaş Üzerine Sarsıcı Bir Oyun

Yolcu Tiyatro, sezona sarsıcı bir oyunla sahneye imzasını atıyor; Alman yazar Wolfgang Brochert’inın savaşın iğrenç yüzünü gösterdiği Kapıların Dışında, Ersin Umut Güler’in yönetmenliğinde, teknolojiyle iyi oyunculuğu harmanlayarak artı puanı hak ediyor.

Sezonun nadir iyi işleri listesine üst sıralardan giren Kapıların Dışında, savaşın hep bildiğimiz ama bilmek istemediğimiz yüzünü bize gösteriyor. Oyunun aynı zamanda Yolcu Tiyatro için de özel bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Sahneye ilk olarak bu oyunla 2013 yılında adımını atan Yolcu tiyatro, aradan altı yıl geçtikten sonra tabir yerindeyse “işçiliğini” bu kez de bir basamak daha yukarı çıkararak yorumluyor aynı oyunu.

Alman yazar Wolfgang Borchert’in “Hiçbir tiyatronun oynamak, hiçbir seyircinin de izlemek istemeyeceği oyun” olarak tanımladığı Kapıların Dışında, tarihin en iyi savaş karşıtı oyunu niteliğinde. Borchert, savaş sırasında cephede savaşmış, hapis yatmış, hastalıklar yaşamış ancak yazmaktan vazgeçmeyerek böylesine etkileyici bir yapıtı, henüz 26 yaşında hayata gözlerini yummadan dünyaya armağan etmiş…


Oyun, eski çavuş Beckmenn’in savaşın yarattığı travmalarla evine dönüşü ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığına şahit oluşu üzerine kurulu. Savaş öncesi yaşadığı hayata, oyun oynadığı sokaklar ile çocukluğunu geçirdiği eve yaptığı yolculuklarda karşılaştığı manzara ve tutumlar en az savaş kadar içini acıtıyor. Onun gibi bizler de, sinirlerimiz alt üst bir şekilde o hiç olmasını istemediğimiz savaşa sebep olanlara lanet ederek oyundan ayrılıyoruz. Biliyoruz ki, savaş sadece bir şehri, ülkeyi değil geleceği de yok ediyor ama oyun, savaşın en çok geçmişi yok ettiğini ve asıl anılarla yaşanmışlıklar kaybolunca yeri doldurulamayan boşluklar ve kapanmayan yaralar kaldığının altını çiziyor. İşte bu nedenledir ki, verdiği mesaj belirginleşiyor: Yaşananlar geri gelmiyorsa anı yaşa!

Ersin Umut Güler, tıpkı diğer oyunlarında olduğu gibi yönetmenliğinin de hakkını veriyor. Daha önce Joko’nun Doğum Günü oyununda tanıştığımız “3D mapping” teknolojisi, bu oyunun da fonunu oluşturuyor. Yukarıda bahsettiğim işçilik, burada ön plana çıkıyor çünkü oyun çepeçevre etrafımızı sarıyor. Dekordan öte, bir bakıma oyunda bir karakter gibi gösterdiği ortamın, parkın, evin, sarayın ve sirkin içine çeken bir oyuncuya bürünüyor.


Oyuncular Cenk Dost Verdi, Pervin Bağdat, Emre C. Sancar ve Burak Üzen, doğru insanların bir araya gelince başarının da beraberinde geldiğini gösteriyor. Cenk Dost Verdi, Beckmenn’i her açıdan yaşatan bir başrol sergiliyor. Eski evin yeni sahibi Pervin Bağdat, büründüğü karakterleri kendisine her zaman olduğu gibi yakıştırmayı biliyor. Video ve animasyonu uygulayan Tufan Dağtekin ve kostüm tasarımını üstelenen Özlem Kaya, tüm bu iyi işin en büyük destekçisi oluyor. Son olarak oyunun çevirisini yapan Behçet Necatigil’in emeğini de unutmamak gerek.

Kapıların Dışında, hiçbir tiyatronun ve oyuncunun oynamak istemeyeceği bir oyun olabilir ancak izleyen her seyircinin de çokça alkışlamak isteyeceği bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Sağlam metin, iyi yönetmen ve oyuncularla bu oyun “mutlaka”larınız arasında olsun. Şimdiden iyi seyirler!

***Fotoğraflar: Yolcu Tiyatro
1 Yorum

ENKA Kültür Sanat: Tiyatroda Mutlu Karşılaşmalar

Tiyatro hayatın aynasıysa, ENKA Kültür Sanat, yeni sezonuyla insana ve yaşama dair ne varsa ayna tutmaya hazırlanıyor. Böylece, 4 Şubat-14 Nisan tarihleri arasında, sekiz oyun ve otuzu aşkın oyuncuyla tiyatroda “iyi karşılaşmalar” yaşayacağız.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da ENKA Kültür Sanat, 4 Şubat Salı gününden itibaren üç ay boyunca tiyatroyu merkeze aldığı yeni dönemiyle biz oyun tutkunlarının yüzünü güldürecek. ENKA Oditoryumu’nda sanatta “#iyikarşılaşmalar” anlayışından hareketle, sevdiğimiz sanatçıları sahne üstünde görmeye, yeni oyun deneyimi yaşamaya ve hayatı sorgulamaya davetli olacağız. Bununla da yetinmeyip Dünya Tiyatro Günü’ne ithafen müzikle tiyatronun dansına da eşlik edeceğiz. O halde sözü fazla uzatmayalım, sahnede selam verme telaşındaki oyun ve performanslara gelin hep birlikte bakalım!

Hedda Gabler | Tiyatro Pangar | 4 Şubat
Yazan: Henrik Ibsen
Yönetmen: Mehmet Birkiye
Oynayanlar: Demet Evgar, Tuğrul Tülek, Osman Karakoç, Yeşim Koçak, Tolga Çifçi, Nazan Diper, Merve Satılan

Norveçli yazar Henrik Ibsen’in kaleme aldığı, Patrick Marber’ın uyarladığı Hedda Gabler, Mehmet Birkiye’nin rejisi ve güçlü oyuncu kadrosuyla öne çıkıyor. “Can sıkıntısının tragedyası” olarak da tanımlanan oyun, Hedda Gabler’in gözünden insanın modern dünyadaki yaşam amacını ve bu amacın varlığını sorguluyor.

Lal Hayal | 25 Şubat
Yazan: Sevilay Saral
Yönetmen: Ezel Akay, Aysel Yıldırım
Oynayanlar: Songül Öden

Bir Türkiye portresi çizen Lâl Hayal, farklı yaş ve sosyal statüden yedi kadının hikâyesini anlatıyor. Oyunda, birbirinden farklı yedi kadın; Elmas, Zümrüt, Safire, İnci, Mercan, Yeşim, Firuze’nin yolu, çözülmeye muhtaç polisiye bir hikâyenin geriliminde buluşuyor.
Vahşet Tanrısı | DasDas | 3 Mart
Yazan: Yasmina Reza
Yönetmen: Celal Kadri Kınoğlu
Oynayanlar: Binnur Kaya, Güven Kıraç, Levent Ülgen, Tilbe Saran

Vahşet Tanrısı, günümüz ebeveynlerinin çocukları ve birbirileriyle yaşadığı sorunları yansıtan bir komedi! Yıllardır dünyanın dört bir yanında kapalı gişe sahnelenen oyun, Celal Kadri Kınoğlu rejisi ile sahneleniyor.

Fotoğraf 51 | Craft Tiyatro | 10 Mart 
Yazan: Anna Ziegler
Yönetmen: Çağ Çalışkur
Oynayanlar: Funda Eryiğit, Cem Avnayim, Orçun Soytürk, Selahattin Paşalı, Bahadır Efe, Barış Arman, Korhan Soydan

Fotoğraf 51; DNA, x-ışınları, fosfatlar ve hırslı bir yarışın ortasında “yaşamın sırrını” bulmaya çalışan bir grup bilim insanını anlatıyor. Bunu yaparken de insanı kusurlu kılan özelliklerini, denklemin parçası haline getiriyor. Bilim ne kadar kesin değerler üzerine kurulu olsa da, onu yapan kişilerin seçimlerinden ve hatta aşklarından bağımsız düşünülemeyeceği gerçeğinin de altını çiziyor.

Çiğdem Erken’le Yıldız’ın Yıldızları, Çiğdem Erken ve Orkestrası | 24 Mart
Konuk Sanatçılar: Demet Evgar, Engin Hepileri, Şebnem Sönmez, Selçuk Yöntem ve daha birçok ünlü isim…

Yıldız’ın Yıldızları, ENKA Sanat’ın her sene 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde bir kutlama klasiğine dönüşen konser dizisinin bir ayağını oluşturuyor. Piyanist ve besteci Çiğdem Erken yönetmenliğinde Türk tiyatro dünyasının ünlü isimlerini farklı şarkılarda bir araya getiren etkinlik bu kez, geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan Türk tiyatrosu ve sinemasının duayen ismi Yıldız Kenter’e bir saygı duruşu niteliği taşıyor.

Yüz Yılın Evi | Galata Perform | 31 Mart
Yazan: Yeşim Özsoy, Ferdi Çetin
Yöneten ve Oynayan: Yeşim Özsoy

Yarı otobiyografik, gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği Yüz Yılın Evi, sanatçı Yeşim Özsoy’un kendi kişisel tarihinden yola çıkarak oluşturduğu hikâyelerle sahnede video ve müzik ile birleşerek vücut buluyor. Özsoy’un 1919 doğumlu anneannesinin, 1959 senesinde yıkılmış olan eski konak ve içindeki yaşanmışlıkları ve 100 senelik tarih akışı da öznel bir bakış açısıyla sunuluyor.

Kaldırım Serçesi | Altıdan Sonra Tiyatro | 7 Nisan
Yazan: Başar Sabuncu
Yöneten: Yiğit Sertdemir
Oynayanlar: Tülay Günal, Levend Yılmaz, Aytek Şayan, Burcu Halaçoğlu, Can Deniz Erzaim, Ozan Erdönmez, Yeşim Sarı

Sadece sesiyle değil, hayata, müziğe ve aşka olan tutkusuyla da ölümsüzleşen Edith Piaf, yaşamı boyunca yoksulluk ve hastalıklarla boğuşmuş olsa da, hayatı müthiş bir tutku ve cesaretle kucaklayarak, giderek dünyayı sarsan bir efsaneye dönüştü. 1950’ler Fransa’sından 80’ler Türkiyesi’ne uzanan bu hayat yolu, usta oyuncu Tülay Günal’ın etkileyici yorumuyla sahneye taşınıyor.

Neyzen | Elf Yapım | 9 Nisan
Yazan: Tuncer Cücenoğlu
Yönetmen: Işıl Kasapoğlu
Oynayan: Burak Sergen

Türkiye’nin en büyük taşlama ustalarından olan Şair Neyzen Tevfik Kolaylı’nın yaşam öyküsü, Burak Sergen’in tek kişilik performansıyla sahneye taşınıyor. Ünlü şairin babasının sürgün edildiği Bodrum’da hayata gözlerini açışından, ney ile tanıştığı çocukluk yıllarına, baskı ve zulümlere karşı sesini yükselttiği gençlik yıllarından, dönemin tanınmış şair ve yazarlarıyla geçirdiği sürgün yıllarına kadar tüm hayatının öyküsü…

Kel Şarkıcı | Artniyet |14 Nisan
Yazan: Eugene Ionesco
Yöneten: Kerem Kurdoğlu
Oynayanlar: Aslıhan Eraltan, Aydın Soysal, Aygen Tezcan, Aykut Altın, Hasan Uzma, Özden Dilek Karakışla

Kel Şarkıcı, absürt tiyatronun en önemli yazarı Eugène Ionesco tarafından 1950’de yazılıp 1957’de tekrar ele alınıp, bu tarihten günümüze kadar dünyanın her yerinde her dönemde oynanan bir oyun olarak bu sene de sahnedeki yerini alıyor. Oyun, temelde dilsel karşıtlıklar ve dilin iletişim kurulmasındaki yetersizliği üzerinde duruyor.

Gördüğünüz gibi, ENKA Kültür Sanat, üç ay boyunca izlenilesi oyunlarla bizi buluşturmak için üzerine düşeni yapmış. O halde fazla bekletmeden hemen biz de üzerimize düşeni yerimizi getirelim ve sahnenin karşısında yerimizi alalım. Şimdiden herkese iyi seyirler!


***Fotoğraflar: ENKA Kültür Sanat

Yorum Yap

3 Ekim 2019 Perşembe

1. Tenedos Tiyatro Festivali: Bozcaada ve Tiyatronun Büyüsüne Ortak Olun


Tanrının, insanın ömrünü uzatsın diye yarattığı Bozcaada, izledikçe insanın ömrüne keyif katacak 1. Tenedos Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. 26-28 Ekim tarihleri arasında, tiyatronun büyüsünü, adanın eşsiz güzelliğinde hissedeceğimiz, yeni oyunların ilk sahne heyecanına ortak olacağımız ve şarabın vatanında Dionysos’a selam vereceğimiz bir festival bizi bekliyor. 

Türkiye’nin 3. büyük adasında, 3 gün 3 gece boyunca tiyatroyla iç içe olacağımız 1. Tenedos Tiyatro Festivali için geri sayım başladı. Tiyatroyla Bozcaada’nın bu özel birlikteliği, Türk ve dünya edebiyatındaki eserlerin farklı yorumlarını, sanat atölyelerini, çocuk oyunlarını, söyleşilerini ağırlıyacak. İki yeni oyunun prömiyerini gerçekleştireceği festival, adına düzenlenen etkinlikle tiyatronun da başlangıcı kabul edilen Dionysus Şenlikleri’ne de bir nevi gönderme olacak. Bozcaada Belediyesi ve Kaymakamlığı’nın ortaklığıyla ücretsiz olarak düzenlenen, sanatsever Bozcaadalı işletmelerinin de desteğini arkasına alan festival, adaya eminim çok yakışacak.

Önce 26-28 Ekim tarihlerini sonra da programını not edeceğimiz festivalin detaylarına gelin hep birlikte bakalım ve böylece heyecanımızı pekiştirelim:

26 Ekim Cumartesi

13.00 Atölye: Çocuklar için oyunculuk atölyesi (Müfit Aytekin) / Yer: Halk Eğitim Merkezi

15.00 Atölye: Oyunculuk atölyesi (Kayhan Berkin) / Yer: Salhane

20.00 Tiyatro Oyunu: Lampedusa* (prömiyer) ve oyun sonrası söyleşi / Yer: Halk Eğitim Merkezi

*Yazan: Anders Lustgarden
Yöneten: Kayhan Berkin
Çeviren: Hira Tekindor
Oynayanlar: Özlem Öçalmaz ve Cem Zeynel Kılıç
22.00 Konser: Chromas / Yer: Salhane

27 Ekim Pazar

13.00 Atölye: “Sesin Ruhu” voice acting atölyesi (Olcay Yusufoğlu) / Yer: Halk Eğitim Merkezi

15.00 Söyleşi: “Bir Sanat Beldesi Olarak Bozcaada” (Haluk Şahin) / Yer: Salhane

17.00 Söyleşi/etkinlik: Başarısızlık hikâyeleri (Moderatör Cenk Doğar) / Yer: Gümüş Otel

20.00 Tiyatro Oyunu: Kreutzer Sonat* (prömiyer) ve oyun sonrası söyleşi / Yer: Halk Eğitim Merkezi

*Yazan: Lev Tolstoy
Yöneten: Kayhan Berkin
Oynayanlar: Kayhan Berkin

28 Ekim Pazartesi

13.00 Atölye: “Toprağın Büyüsü” Seramik Atölyesi (Murat Atsay) / Yer: Miskin Atölye

15.00 Atölye: “Yazı Masasında Bir Gün” Yazarlık Atölyesi (Murat Mahmutyazıcıoğlu) / Yer: Gümüş Otel

16.00 Tiyatro Oyunu: Soğuktan Korkmayan Tek Kuş (Çocuk Oyunu) / Yer: Halk Eğitim Merkezi

20.00 Tiyatro Oyunu: Kader Can* ve oyun sonrası söyleşi / Yer: Halk Eğitim Merkezi

*Yazan: Murat Mahmutyazıcıoğlu
Yöneten: Murat Mahmutyazıcıoğlu
Oynayanlar: Deniz Karaoğlu

22.00 Kapanış Kokteyli / Yer: Salhane


Programdan da gördüğünüz gibi, üç gün boyunca sadece doğanın değil sanatın da eşsiz havasını soluyacağız. O halde, bundan sonra Bozcaada’yla birlikte tiyatroyu da anacağımız bu özel proje için hazırlığımız şimdiden başlasın, heyecanımız ve alkışımız adanın rüzgarına eşlik etsin. Emeği geçen herkese teşekkürlerimiz de hemen bir borç olarak yazılsın. Şimdiden iyi seyirler!

***1. Tenedos Tiyatro Festivali ile ilgili bilgi/öneri için tenedostiyatrofestivali@gmail.com  adresinden ve 0542 610 8159 numaralı telefondan ulaşılabilirsiniz. 



**Fotoğraflar: Bozcaada Belediyesi ve karar.com 
1 Yorum

25 Eylül 2019 Çarşamba

23. İstanbul Tiyatro Festivali ile Hayat Ters Yüz



Tiyatro tutkunları olarak sadece yeni bir sezonu değil, 23. İstanbul Tiyatro Festivali’ni de karşılamanın heyecanını yaşıyoruz. Yabancı ve yerli yapımlarla, 13 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında şehrin dört bir yanında oyunlara doyacağız.

Tiyatro sahneleri 23. İstanbul Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapmak üzere çoktan harekete geçti. İKSV’nin tiyatro tutkunlarına armağanı 23. İstanbul Tiyatro Festivali, “hayat ters yüz” sloganından hareketle, tiyatronun yanı sıra, dans ve performans topluluğunun 78 gösterimiyle bizlere bir şölen yaşatacağa benziyor. Sıra dışı performanslarla , bu festival için özel olarak kaleme alınan oyunlarla ve ustalara saygı kuşağıyla kasımda tiyatro bizim için bir başka olacak.

Festival için geri sayıma başlamadan önce, alkışımı bekleyen oyun önerilerimi paylaşmak ve sonrasında bazı oyunlara, tabir yerindeyse bilet almak için pusuya yatmak üzere hemen hazırlıklara başlıyorum.

İşte 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nde “bence siz de izlemelisiniz” dediğim oyun önerilerim:

IO, Studio Oyuncuları
Şahika Tekand, tragedya ve klasikleri özgün yaklaşımıyla sahneye taşıyacak ve Olympos-Zeus hesaplaşmasıyla festivale yakışan bir açılış gerçekleşecek. Yaptığı tüm işlerde farkını ortaya koyan Studio Oyuncuları, ataerkil dünya düzenini, hafızasını ve sorgulama yetisini terk eden bugünün insanını, şiirsel bir aksiyon düzenini bizlere sunacak. Işık, ses ve hareketin dinamik ve gerilimli birlikteliğiyle yürüyen oyun, konuşma düzeniyle müzikal bir dinleti niteliği kazanacak.

DÜNYANIN ORTASINDA BİR YER, Tuşba Kent Tiyatrosu
Özen Yula’ya hayranlığım doruklarda olunca, kalemiyle imzasını attığı Dünyanın Ortasında Bir Yer’i listeme almam da kaçınılmaz oldu. Dünyanın Ortasında Bir Yer’in festival kapsamında özel bir durumu da bulunuyor. "Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ve İKSV işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında; Van’da, bir yıl boyunca tiyatro eğitimi alan bölge gençlerinin katılımıyla Tuşba Kent Tiyatrosu hayata geçiriliyor. Topluluk, Özen Yula’nın yazdığı Dünyanın Ortasında Bir Yer adlı oyunun yeni bir yorumuyla perdelerini açıyor. Erkeklerin koşullarını belirlediği zamansız ve mekânsız bir diyara sıkışmış kadınların öykülerini konu edinen oyunda; farklı kültür ve toplumlardan ırgat kadınların gözüyle söylenceler canlanıyor."

TRAPTOWN, Ultima Vez
Festivalde seyircileri selamlayacak ilk yabancı oyun Traptown, bizi zaman ve mekandan bağımsız paralel bir gerçekliğe doğru yola çıkartacak. Dünyanın en önemli dans topluluklarından biri olan Ultima Vez, kadim ruhları ve yeni mitleri; dans, müzik ve metinle örecek. Vandekeybus’un yönettiği ve koreografisini üstlendiği Traptown, nefes kesici ekibiyle bizi kehaneti bol ve olağanüstü coşkulu bir evrene taşıyacak.

HER YOL KUZEYE ÇIKAR, Ballet Moscow
Moskova Balesi’nin dansçılarının ne kadar özenli ve tutkulu olduğunu hepimiz biliriz. Bu kez de, Her Yol Kuzeye Çıkar ile bizi gözümüzü kırpmadan izleyeceğimiz bir gösteriye davet ediyor. Belçikalı koreograf Karine Ponties’in topluluğun yedi çağdaş dansçısıyla, sadece dans severlere değil, güncel sanata ilgi duyan ve bu sanatın sıra dışı örneklerini görmekten haz duyanlara da sesleniyor. Yaşama, duygu durumlarımıza, çatışmalarımıza, ani patlayışlarımıza ve içe kapanışlarımıza getirdikleri farklı yorumu izlemek için heyecanlıyız.

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ, Dostlar Tiyatrosu
Genco Erkal’ı ve kendisiyle özdeşleşen Bir Delinin Hatıra Defteri’ni her sezon izlemek büyük bir keyiftir ve festival kapsamında bir kez daha izlemek de, yine aynı şekilde olacak. Bir Delinin Hatıra Defteri, Türkiye’nin ilk tek kişilik oyunu olarak Genco Erkal tarafından 1965’te oynanmıştı. O gün bugündür Poprisçin'in hikayesini anlatmaya ve kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Festivalde Genco Erkal’ın 60. sanat yılını ve Dostlar Tiyatrosu’nun 50. sanat yılını sadece bu oyunla değil, Merhaba ve Yaşamaya Dair oyunlarıyla da kutlayacağız.

SİRK, Theatre of Nations
Rusya’nın köklü tiyatrosu Theatre of Nations’ın baş döndürücü bu müzikal davetini memnuniyetle kabul edeceğiz. Günümüz Rus tiyatrosunun yeni neslinin adından en çok söz ettiren yönetmeni Maxim Didenko’nun yönettiği Sirk, ünlü sinema yönetmeni Grigory Alexandrov’un kült filmi, 1936 yapımı Sirk’e dayanıyor. İnsani duygular ve hayallerin geçmişin inatçı yok ediciliğine karşı koyduğu bu performansla, rüyanın gücünü̈ yeniden tanımlayacağız.

BİR RUS MASALI: YEVGENİ ONEGİN, Eugeve Vakhtangov Theatre
Çağdaş Rus edebiyatının kurucusu kabul edilen Puşkin, annesinin hikayesini bize anlatıyor. Bir söylentiye göre annesi, İstanbul’da köle pazarında satılan bir Habeş prensinin torunuydu; işte belki de Yevgeni Onegin’in hikâyesi de tam bu noktada başlıyor. Yazarın yedi yılda tamamladığı Yevgeni Onegin, Puşkin’in gücünü ve Tuminas’ın tutkulu yorumunu, gerçek ile hayal gücünü hayranlık uyandıran bir koreografiyle yansıtıyor.

KALDIRIM SERÇESİ, Altıdan Sonra Tiyatro
Sadece sesiyle değil, hayata, müziğe ve aşka olan tutkusuyla hafızamızdave gönlümüzde bir yer edinmiştir Edith Piaf. Şimdi ise tiyatro sahnesinde 1950’ler Fransa’sından 80’ler Türkiye’sine uzanan bu hayatına hep birlikte şahit olacağız. Edith Piaf, zerafetine hayran olduğum Tülay Günal yorumuyla bizlerle olacak. Başar Sabuncu’nun kaleminde ve Yiğit Sertdemir’in yönetmenliğinde, 1982’deki yorumuyla Edith Piaf ile özdeşleşen Gülriz Sururi’ye de bir saygı duruşunda bulunacağız.

SAHİBİNDEN KİRALIK, biriken
Festivalde beni en çok heyecanlandıran, tahmin edeceğiniz üzere Özen Yula’nın kalemi. Sahibinden Kiralık da bu heyecanım perçinleniyor. Büyük bir kentin ortasındaki sıradan bir park ve geceleri bu parkta yaşanan sıradışı olaylar eşliğinde parkın sert ikliminde ortaya çıkan, başına buyruk Simay ile parkın yenilerinden Adnan’ın öykülerini, sinematografik, şiirsel ve yer yer metafizik bir his eşliğinde izleyeceğiz. biriken’in yorumuyla , bir ülkenin umutsuz gençliğinin metaforu sahnede bizlerle olacak.

TEMİZ ŞEHİR, Europoly Project: Onassis Stegi-Athens & Goethe-Institut
Temiz Şehir’de, “Daha iyi bir hayat mümkün mü?” sorusunun cevabını bir umutla Atina’ya gelen göçmen kadınlarla bulmaya çalışacağız. Belgesel bir tiyatro niteliğindeki bu oyunda, şehrin kahramanlarına sahnenin karşısından bakacağız. “Temizlik” ve “saflık” gibi kavramlar üzerinden Yunanistan’a olan kadın göçünü, göçmen temizlikçi kadınların karşılaştığı sorunlarını irdeleyip, gerçekçi bir bakış açısıyla sahneye taşınan hikâyeleri gerçek sahiplerinden dinleyeceğiz.  

23. İstanbul Tiyatro Festivali’nin oyunları etkileyici bir performans, aklımızda yer edecek ve kalbimizi kazanacak bir deneyim vadediyor. Biletler çoktan satışa çıktı ve bazılarında neredeyse tükenmek üzere. O zaman hiç vakit kaybetmeden, harekete geçelim ve oyunları sabırsızlıkla bekleyelim. Şimdiden iyi seyirler, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!

** Festival programına buradan ulaşabilirsiniz. 
**** Fotoğraflar: İKSV
Yorum Yap